Bir öykü yazmak çok daha zor ve anlamlı gelmiştir bana. Elbette hepsi zor ve özel bir ilgi, hayal gücü, ustalık gerektiriyor fakat hacim olarak küçük olan öyküde anlam yoğunluğunu oluşturmak, istenileni okura vermek okurun beklentisini karşılamak her zaman çok daha büyük ustalık gerektirir bana göre.
Füruzan, Sait Faik Öykü ödülünü alan ilk kadın yazarımız. Dolayısıyla çok değerli. Günümüzde çok daha fazla okunup tanınmayı hak eden bir yazar. Benim gibi öykü okumayı, daha çok durum öykülerini okumayı seviyorsanız bence bir baş yapıt dersek abartmış olmayız. Hatta kendisinin üslubunda, cümlelerinde Sait Faik izlerini rahatça seçebilirsiniz. Cümlelerinin keskin biçimde bitmesi ve ard arda cümlelerini sıralaması, sizi bir denize dalıyormuş hissiyatı verip ardından nefes nefese bırakıyor. Bir kadın yazardan, bir kadın gözünden kadınlarımızın; cefalarını, yoksulluğunu, onların muhtaç hallerini, bir kalıba koyulduğunu, çaresizliklerini okuyorsunuz. Özellikle tüm kadınlarımız için farkındalık oluşturacak ve erkekler için ise kadınları daha iyi anlamak adına kesinlikle okunması gerek olan bir yapıt. Anlattıklarını sükûnet içinde rahatça okuyamıyorsunuz çünkü her bir öyküsü ayrı bir huzursuzluk içeriyor ve toplumumuzda kadın başrolünün acı gerçeklerini suratımıza tokat gibi çarpıyor, sizi sarsıyor. Füruzan öykü okumayı sevmeyenleri bile öykücülüğe hayran bırakabilir, çok donanımlı bir yazarımız.
Durum öyküsü olay öyküsünden çok farklıdır. Sizi içine alır, yakanıza yapışır. Bir bakmışsınız ki çerçevenin içinde siz de varsınız. Bir bakmışsınız ki, kendinizi okuyor, kendinizi çiziyorsunuz.
Tüm duygularınızı, yaşadıklarınızı bir yerden yakalar durum öyküleri. Dolayısıyla öykü yazmak o anlam yoğunluğunu yaratmak zorken bir de durum öyküsü yazmak her yiğidin harcı değildir. Bir resim