ukde

ukde
@proustianisch
Öğretmen
Hacettepe Üniversitesi
İzmir, 13 Eylül
36 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Tam olarak buradasınız…
10/10
·268 syf.··
2022 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2022 18:13
Bilinç akışı tekniğini seven, lezzetli bulan ve bu tekniği doruklarda okumak isteyen postmodernist esintilere bayılan bir okuyucu musunuz? Tam adresine geldiniz… Öyle bir kitap düşünün ki zaman kavramından bağımsız sizi bir geleceğe bir şimdiki zamana bir de geçmişe götürsün ve olaylar arasındaki bağlantıları çözmek için de iyi bir okur deneyimi ve sabır gerektirsin. Ses ve öfke bana kalırsa bilinç akışı tekniğinin doruklarına ulaşan postmodernizmin kapılarını aralayan bir baş yapıt. Öncelikle bu kitap, ara ara okuyacağınız bir kitap değil tam tersi bir çırpıda okuyacağınız (okumanız gereken) bir kitap. Kitap dört bölümden oluşuyor. -Bu bölümden sonrası spoiler içerir.- Kitap mekan olarak Güney Amerika eyaletinde geçiyor ve Compson ailesinin bir bir nasıl dağıldığını gözler önüne seriyor. Bu kitabı konusuyla aynı sayısız pek çok eserden farklı kılan şey ise 4 farklı anlatıcıdan oluşması, bilinç akışı tekniğinin yoğunca verilmesi üstüne bir de bu 4 anlatıcıdan birinin zihinsel engelli olması. Bu kitabı anlamak için bazı karakterlere vurgu yapılması gerekiyor. Kitap okuması mekansal zamansal ve kişisel olarak zor olmasıyla beraber bir de isimler, takma isimler, farklı kişilerin aynı adda olmasıyla okunması daha da güç bir esere dönüşüyor. (Örneğin ailenin babasının ve çocuklardan birinin adı aynı, Jason. Dayı ile yeğenin adı da aynı, Quentin. Ayrıca Candace Caddy olarak, Benjamin Benjy ya da Ben olarak anılıyor vs.) Kitapta ensestik ilişki, ırkçılık, aile içi çatışma… ne ararsan var… Güney Amerika’nın bir eyaletinde yaşayan saygın Compson ailesinin dağılışı ve onlarla birlikte müştemelatta yaşayan oldukça sadık siyahi bir ailenin olaylar arasındaki duruşunu konu alıyor. Şimdi kısaca bölümlere bir bakalım: 1.Bölüm: 7 Nisan 1928 Karmaşaya hoşgeldiniz. Muhtemelen bu
1000Kitap
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,106 okunma
Reklam
Asla Pes Etme
9/10
·112 syf.··
2022 7. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 09:56
Jack London eserlerinde bu bir ister hayvan olsun ister insan kahramanları nezdinde genel bir mücadele havası görürüz. Kahramanlar sonucu ne olursa olsun canı pahasına asla pes etmez, son ana kadar mücadele ederler, ayak uydururlar, çaba sarf ederler. Onların içinde vazgeçmeye dair herhangi bir şey yoktur. Genel olarak okuduğum eserlerinde içinizde hayatla mücadele, yaşama arzusu, çaba, emek, hayata tutunma, uyum sağlama gibi duygular canlandırıveriyorsunuz. Vahşetin Çağrısı adlı bu eserinde evcil ve yüksek kalitede bir hayat süren Buck isimli köpeğin vahşi hayata, soğuğa, türleri arasındaki liderlik kavgasına, hayata uyum sağlayış serüvenini görüyoruz. Gerçek hayata uyum sağlayışını ve bununla beraber içgüdülerinin uyanmasına tanık oluyorsunuz. Jack London eserlerini hiç okumasaydım eğer kesinlikle bu eser ile başlardım ve okuma rehberimi bu şekilde oluştururdum. Hayat mücadelesini, savaşmayı, uyum sağlamayı ve pes etmemeyi içimize işleyen Jack London’ın bu eseri beni Martin Eden eserinden sonra en çok etkileyen eseri oldu. Hayat dediğimiz düzensizliklerle dolu bir dizi yazısız kanundan oluşur. Biz bu yazısız düzen ile birlikte hayatta ilerlerken her gün daha fazla mücadele ettiğimizin, etmemiz gerektiğinin farkında bile değiliz.
İnsan
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
Reddedilemez Yaşama Arzusu
Puan vermedi·64 syf.··
2022 5. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2022 17:59
Jack London, Ateş Yakmak adlı hikayesini iki versiyonda kaleme almış. 1908 yılında kaleme aldığı versiyonunda kahramanın adı yok ve “adam” şeklinde bahsedilmiş. 1902 yılında kaleme aldığı versiyonda ise Tom Vincent adlı bir kahramanımız var. Ateş Yakmak adlı aynı isimli hikayelerimizde aslında “ateş yakmanın” bir metafor olarak kullanıldığını söylesem, sanırım yanlış olmaz. Hikayede yer ve karakterler farklı olsa da ateş yakmanın bir hayata tutunuş ve çaba düşüncesi etrafında birleşen bir metafor olduğunu görürüz. “Ateş Yakmak 1908” daha profesyonelce anlatılmış bana göre. Bilakis adı sanı bilinmeyen kahraman ile birlikte dondurucu soğuk ile üşüyüp çeşitli çaresizlik silsilesi yaşayarak ölüyorsunuz. Belki de kahramanına bir isim koymamasının sebebi de okuyucuya kahramanı ile bağdaşım kurdurma isteğidir kim bilir? Hikayeyi okurken ciddi anlamda üşüdüm ve kahramanın çaresizliğini birebir paylaştım. “Ateş Yakmak 1902” ise Tom Vincent adlı adamın benzer olay örgüsü etrafından aynı hazin sona ulaşmadan çeşitli uzuvlarını kaybederek kalıcı hasar ile kurtulduğuna şahit oluyorsunuz. “Şahit oluyorsunuz” diyorum çünkü 1908 versiyonunda bilakis kahramanın yerine geçip duygudaşlık kurarken 1902 versiyonunda yalnızca göz önünde izliyorsunuz. 1902 versiyonundan sonra bana kalırsa yazar belli bir olgunluk dönemine erişmiş ve farklı dokunuşlarla hikayeyi değiştirip birikimi neticesinde daha ustaca yazdığı 1908 versiyonunu kaleme almış. “Ateş Yakmak” adlı bu iki ayrı versiyonlu hikayede “tek başına yola çıkmamak” vurgulansa da aynı kitapta birleştirilmiş son ve 3.hikaye olan “Yaşama Azmi” adlı hikayede görüyoruz ki tek başına olmasan da seni başarıya götüren, içinde bulunan ve öz benliğinin seni kamçıladığı reddedilemez ölümü reddediş ve yaşama arzusu. Jack London’ın okumuş kadar
1000Kitap
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
10/10
·171 syf.··
2021 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 16:01
Bir öykü yazmak çok daha zor ve anlamlı gelmiştir bana. Elbette hepsi zor ve özel bir ilgi, hayal gücü, ustalık gerektiriyor fakat hacim olarak küçük olan öyküde anlam yoğunluğunu oluşturmak, istenileni okura vermek okurun beklentisini karşılamak her zaman çok daha büyük ustalık gerektirir bana göre. Füruzan, Sait Faik Öykü ödülünü alan ilk kadın yazarımız. Dolayısıyla çok değerli. Günümüzde çok daha fazla okunup tanınmayı hak eden bir yazar. Benim gibi öykü okumayı, daha çok durum öykülerini okumayı seviyorsanız bence bir baş yapıt dersek abartmış olmayız. Hatta kendisinin üslubunda, cümlelerinde Sait Faik izlerini rahatça seçebilirsiniz. Cümlelerinin keskin biçimde bitmesi ve ard arda cümlelerini sıralaması, sizi bir denize dalıyormuş hissiyatı verip ardından nefes nefese bırakıyor. Bir kadın yazardan, bir kadın gözünden kadınlarımızın; cefalarını, yoksulluğunu, onların muhtaç hallerini, bir kalıba koyulduğunu, çaresizliklerini okuyorsunuz. Özellikle tüm kadınlarımız için farkındalık oluşturacak ve erkekler için ise kadınları daha iyi anlamak adına kesinlikle okunması gerek olan bir yapıt. Anlattıklarını sükûnet içinde rahatça okuyamıyorsunuz çünkü her bir öyküsü ayrı bir huzursuzluk içeriyor ve toplumumuzda kadın başrolünün acı gerçeklerini suratımıza tokat gibi çarpıyor, sizi sarsıyor. Füruzan öykü okumayı sevmeyenleri bile öykücülüğe hayran bırakabilir, çok donanımlı bir yazarımız. Durum öyküsü olay öyküsünden çok farklıdır. Sizi içine alır, yakanıza yapışır. Bir bakmışsınız ki çerçevenin içinde siz de varsınız. Bir bakmışsınız ki, kendinizi okuyor, kendinizi çiziyorsunuz. Tüm duygularınızı, yaşadıklarınızı bir yerden yakalar durum öyküleri. Dolayısıyla öykü yazmak o anlam yoğunluğunu yaratmak zorken bir de durum öyküsü yazmak her yiğidin harcı değildir. Bir resim
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Puan vermedi·271 syf.··
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 15:05
(Spoiler içerir) Nihilizm tohumlarının Rusya topraklarına yeni ekildiği zamanlar. Tam bir kuşak çatışması ve aslında bugünün özetini bize sunuyor. Bazarov ve Arkadiy yeni kuşak olarak karşımıza çıkıyor. Var olan baskın romantizm ekolüne açılan savaş Bazorov ve Arkadiy karakterlerinde nihilizm olarak can bularak kitapta baş gösteriyor. Bu ekol savaşını Turgenyev roman örgüsünde bize sunarken hem ekolü tanıtıyor hem de insanı sorgulatıyor. Eğer Nietzsche okuduysanız kesinlikle anlayabileceğiniz aslında daha da kafanızda oturtabileceğiniz bir ekol Nihilizm. Beni şaşırtan Turgenyev’in romanı oluştururken Türk Edebiyatı’ndaki Ahmet Mithat Efendi edasıyla bu ekolü bize olay örgüsüyle tanıtması, okuyucuya sunarken akışı kesip geriye dönük bilgi vermesi ve okurla konuşuyor tarzda kurgulaması oldu. Öğretici aynı zamanda sürükleyici bir kitap. Kitabı anlamak için tabii ki de 19.yy yarıları Rusya’nın tablosunu çok iyi bilmek gerekiyor. Bu yüzden okumadan önce Rusya’nın, tarihi açıdan araştırılması gerekiyor. Böylelikle kitabı iyi bir zemine oturtmuş oluyorsunuz. En çok etkilendiğim kısım ise hiçbir şeyi saymayan nihilist karakterimiz Bazarov’un aşka nasıl yenildiğine tanık oluyorsunuz. Bu bağlamda nihilizm ekolü öğreticiliği olan bu kitapta bana göre yazarın kendisinde de romantizmin izlerini görüyoruz. Ayrıca Turgenyev, bir ekolü benimserken insan doğasının buna uygun olması gerektiği üzerinde duruyor. Bunu da Arkadiy’in romanın başında ve sonunda farklı görüşler içerisinde olmasından anlıyorsunuz. Yazarın üslup ile içerik arasında olan çatışması bizzat karakterler arasına da yansımış. Belki de Turgenyev kendi iç savaşını biz okuyuculara sunmuştur kim bilir?
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Şule Yayınları · 201355,8bin okunma