3/10
·352 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:00
spoiler icerir!!! oncelikle kitap gercekten cok akici. zaten hizlica da bitirdim ve okurken de zamanin nasil gectigini anlamadim. ama sezinin yazim tarzini sevip sevmemek arasinda bi yerdeyim cunku bazen sirf daha etkili yazmak icin tuhaf betimlemeler kullaniyor gibi hissediyorum. On Dün Önceki Kız ve Yıldıza Dokunmak kitaplarini da okudugum icin onlari da dusunerek bu yorumu yapiyorum. kitabin konusuna gelirsek maalesef ki asla aradigimi bulamadim, biraz hayal kirikligina ugradim. verdigim puan tamamen eylul karakterine cunku gercekten derin bir karakter oldugunu dusunuyorum. onun agzindan dinledigimiz bu hikayede psikolojisinin saglikli olmadigi, altta yatan kendi icindeki ego savasi ve kendine sardigi kilif sayfalari cevirdikce insani rahatsiz etmeye basliyor. inci ne kadar rahatsiz ettiyse eylul de bir o kadar rahatsiz etti beni yani. hayal kirikligina ugradigim nokta kitap beni asla sasirtmadi. sonunu tahmin etmedim evet ama bunun sebebi de tahmin etmem icin ihtiyacim olan kaynagi asla gormemis olmak. zehra ismi kitaba cok sonradan girdi, eylulun gecmisi hakkinda o anlatana kadar hicbir sey bilmiyorduk. sasirmak icin veya tahmin etmeye calismak icin daha cok bilgi gerekirdi ancak zaten son 50 sayfada sunulmus bize olayla ilgili seyler. bu kitabi tahmin edebilmek en bastan kurgu yazmak gibi bi sey olurdu ki bu da imkansiz. bir diger begenmedigim sey de 250 sayfa boyunca ayni seyi okumak. surekli inci bi sey yapiyor, eylul supheleniyor, birilerine anlatmaya calisiyor, kimse inanmiyor, eylul de kafamda kurdum saniyor. tabii ki bunu gormemiz icin birkac kez yasanmasi gerekiyordu ama 250 sayfa ayni olay orgusunu okumak biraz sıktı acikcasi. sonu da beni tatmin etmeyince ben 350 sayfayi bunun icin mi okudum dedim icimden. sezini cok seviyorum ve On Dün Önceki Kız kitabini bayilarak
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026113 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 247. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 19:16
Olay ağırlıklı ilerleyen romanda psikolojik tahliller, betimlemeler pek yer tutmasa da, karakterler gerçekçi bir şekilde kurgulanmıştır. Özellikle Zerrin karakterinin kullandığı argo kelimeler ve ifadeler yazarın bilgi birikimini ve dil kullanım gücünü ortaya koyar. Öte yandan kitabın “Birbirinden Doğan Kadınlar ve Romanlar” başlığını taşıyan, sonsöz niteliğindeki bölümde, birçok yazarın bilinmeyen eserlerini yayına hazırlamış olan Serdar Soydan bazı dikkatlerini okurla paylaşmaktadır. Tefrika yazan yazarların pek çok eser verdiğinin altını çizen Soydan, Suat Derviş’in benzer temalara odaklandığını belirtmiş ve Şoför Mustafa’nın nüvelerinin yazarın diğer karakterleri olan Sürücü Mustafa ile Kanlı Mustafa’da bulunduğunu ifade etmiştir. Öte yandan Derviş’in karakter kurma gücüne de değinir: “Suat Derviş’in Nazlı’dan Melek’e, yani 1937’den ’64’e kadar kaleme aldığı romanlarda yer alan fakir, kendisini var etmeye çalışan kadınları da birbirlerinden doğmuş gibidir. Ana karakterlerin başlarından geçenler, attıkları adımlar, arzu ettikleri, bu uğurda göze aldıkları benzerdir. Belli ki kadının bazen daha iyi bir yaşam, bazen sevilmek, arzu edilmek uğrunda bir maceraya atılması ve bu yolda bir seks işçisi haline gelmesi Suat Derviş’in uzun bir süre ilgisini çekmiş, zihnini meşgul etmiştir. Ancak o, bu romanların hiçbirinde, Yeşilçam’ın çok sevdiği ‘kötü yola düşürülen kadın’ klişesine düşmemiş, karakterlerini birer nesne değil, özne olarak kurgulamayı bilmiştir.”
Hayata Dair
Şoför MustafaSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021293 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·192 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:00
Bu kitaba nereden başlayacağımı bilemiyorum. Kesinlikle çok rahatsız ediciydi. Çok detaylıydı ve yazarın anlatımı o kadar kuvvetlidir ki her şey gözümde canlandı. Kitap bu kadar rahatsız edici olmasa belki dozu biraz daha düşük olsa sevebilirdim kitabı. Ama bazı yönlerden de eksik geldi kitap bana. Bir distopya okuyoruz ve bir Geçiş dönemi olduğundan bahsediliyor. Hayvanlardan insanlara bulaşan bir virüs ve bundan dolayı hayvanlar öldürülmüş ve insan eti yeniyor. Ama ben biraz daha derinlemesine bilgi isterdim. Olayları, olayların gelişimini tam kafamda oturtamadım. Özellikle insan eti yenmeye karar verilen kısım, üretime geçme kısmı nasıl karar verildi biraz daha bilgi isterdim. Kitap yarısına kadar et işleme tesisi ve vahşeti anlatırken ana karakter Marcos'a gelen hediyeyle biraz farklılaşıyor o vahşet anlatımı azalıyor. Bu beni mutlu etti açıkçası yarısına gelene kadar soluklanmam gerekti. (Kitap rahatsız edici bunu söylemek istiyorum tekrar insanları nasıl öldürdüklerini ve yediklerini anlatıyor kitap herkese hitap etmeyebilir.) Marcos'a gelen hediyeden sonra (Jasmin) sanki karakterin ruhsal, psikolojik ve düşüncelerine daha çok odaklanıyor hatta bu odaklanma aslında Jasmin'in hamile olmasından sonra daha fazla kitapta bence buradaki bir sorun mu demeliyim emin değilim vahşet, kandan çok keskin bir şekilde psikolojik kısma dönüyor. Kitabın sonu beklediğim gibi değildi bu arada şaşırdım ve son sayfaya geldiğimi fark etmemiştim. Bitince nasıl ya böyle mi bitti dedim. Farklı bir kitaptı ama bir süre böyle bir kitap okumak istemiyorum.
1000Kitap
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 20252,453 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 213. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
Bu kitap… gerçekten ruhumu hırpaladı. “Oyunbaz” zaten insanın aklını yerinden alan bir başlangıçtı ama Düzenbaz ile birlikte artık bu iş sadece bir oyun olmaktan çıktı, tam anlamıyla psikolojik bir işkenceye dönüştü. Daire 13 artık sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının karanlık bir yansıması gibi. Her sayfada nefesimi tuttuğumu, omuzlarımın kasıldığını fark ettim. Ölüm karakteri… aklım almıyor. Zeki mi? Evet. Korkutucu mu? Fazlasıyla. Ama en tehlikelisi şu: Bazen onu anlamaya çok yaklaşıyorsun. Ve bu insanın kendi içinden ürpermesine yetiyor. Afra’nın içindeki yaşam ve ölüm arzusunun çatışması o kadar güzel ama bir o kadar da acı vericiydi ki… Onun yerinde olsam ne yapardım, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirdim diye kendimi sorgularken buldum. Ve bu kitapta asıl can yakan şey de bu zaten: Okurken sadece karakterleri değil, kendini de yargılıyorsun. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, artık maskelerin yavaş yavaş düşmesi oldu. Ama düşen her maske, yeni bir yara açıyor. Geçmiş sahneler… Kıyı (Ölüm) ve Afra arasındaki bağ… Hepsi içime bir ağırlık gibi çöktü. Yeni bilgi vermemesi biraz hayal kırıklığı yarattı evet, ama psikolojik gerilim açısından önceki kitaptan bile daha sertti. Bazı sahnelerde kitabı kapatıp “devam etmeyeyim” dedim. Sonra birkaç dakika sonra kendimi tekrar sayfaların arasında buldum. Çünkü işin tuhaf yanı şu: Canını yaksa da bırakamıyorsun. Karakterler arasındaki gerilim, çatışmalar, kırılma anları… Özellikle görev sahneleri okurken elim ayağım titredi. Ölüm’ün verdiği görevler artık sadece fiziksel acı değil, insanın ruhunu lime lime eden şeyler. Ve okuyucu olarak sen de bu çöküşü iliklerine kadar hissediyorsun. Final kısmı… Ben o sonlarda gerçekten kitaba sarılıp “Beni böyle bırakma” demek istedim. Çünkü tam her şeyin en
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025596 okunma
spoi vardır
6/10
·314 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:56
Rapunzel uyarlaması ve ben bunu Rapunzel’den daha çok beğendim. Küçükken Rapunzel’i izlediğimde kıza çok kızardım. “Sen bir kraliyet üyesinin tek prensesiymissin, nasıl serseri, ne olduğu belli olmayan Flynn ile olursun?” diye düşünürdüm. Burada Allah’tan kraliyet olayı yoktu. Çünkü benim bu düşüncem apayrı bir şerefsizlik. Aslında 8 puan verecektim, aklımdaki puan oydu. Bazı yerlerde sıkıp uzatılsa da sonuçta bir uyarlama kitabı olduğu için çok sorgulamadım. Bizim oğlanın dinlemeden etmeden gitmesine de çok kızamadım Ren’e. Çünkü hepsi izlediğim şeyle aynıydı; tek fark modern bir dünyada geçmesi ve ufak değişikliklerdi. 2 puan kırıp 6 puan vermemin nedenlerinden biri, açıkçası Gloria ile Ren arasında bir yüzleşme beklememdi. Bir de Gloria’nın dilinden dinleseydik olayın iç yüzü bize daha etkili yansırdı. Ortada kulağa şaka gibi gelen ama aslında aşırı iğrenç ve korkunç bir olay var. Böyle bir şey yaşadığımı düşünmek bile beni dehşete düşürüyor. Anne babasının üvey olmasını geçtim, isimlerinin bile farklı olması ve Ren’in bunu bir anda, çok kötü bir şekilde öğrenmesi… Sonrasında gelişen olaylar aşırı korkunç. Kızın hayatı zaten her şeyden uzak geçmiş; dünyaya karşı sıfır bilgi birikimi var. Annesi ve babası olarak bildiği insanlardan başka kimseyi tanımıyor. Tanıdığı çok az insan da ailesiyle birlikte merkeze gittiğinde uğradıkları dükkân sahipleri. Hayatında hiç telefon görmediği, herhangi bir teknolojik aletle temas etmediği için Ren’in dünyası minnacık. Ama o küçük dünyasından inanılmaz keyif alıyor. Ve bence çoğumuz o dünyada yaşayamazdık. Teknoloji bağımlısıyız; ne kadar inkâr etsek de artık yapay zekâsız bile yapamamaya başladık. Her şeyin elimizin altında olmasından aşırı zevk alıyoruz. Bu yüzden Ren’in o küçük dünyası aslında inanılmaz bir şey. Gloria ve
1000Kitap
Seninle Karmakarışık - Bir Kaderinde Varsa RomanıChristina Lauren · Beta Byou · 2024174 okunma
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma