Aşka gel
Eğer biz, ptt'nin bugünkü olanaklarının olmadığı bir çağda bu aşkı yaşasaydık; ya dağları delerdik, ya yollara düşer, ya da ölürdük!
Alıntı
Mektubunuzda kullanılan ifade, sanki otelinizde kalınmış da para ödenmesi unutulmuş gibi, bir dolandırıcıya yazılmış, bağışlayıcı bir ağabey mektubu havası veriyor PTT aracılığıyla bana ulaştırdığınız, şeridinin değiştirilme zamanı gelmiş de geçmiş bir portatif daktiloda yazılan, antetini sevdiğimin kağıdına. Oysa ben sizden daha esprili, daha şakacı bir özür mektubu beklerdim. İzmir Devlet Tiyatrosu’ndan Sarı Sabolu Hasan Bey hikayesini götünden uyduran ben değilim ki!
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Falan yerde filân, filan yerde falan öldürülür. Hemen bütün partilerden ve yüksek makam sahiplerinden sesler yükselir, bir kınama hamaratlığıdır gider. Üstelik bu kınama furyasına katılmayanların kimler olduğuna da dikkat edilir. Sanki kınama seferberlik emri gibi bir şeydir ve ona katılmayan haindir. Başsağlığı telgrafları da balolarda konfeti yağmuru gibi dökülür. PTT bütçesinde herhalde kabarık bir gelir... Ve kınamayla sanki her şey yerine getirilmiş bütün vazifeler görülmüş, karşılıklar verilmiş ve yapılacak bir şey kalmamıştır. Meselelerin iş ve hamle cephesini acze boğan bu kınama edebiyatı gık dedirtecek hale gelmiştir.
Çıktık yukarıya. Sıkıyönetim komutanı Namık Argüç'ün kapısını kırdık. O sırada içeride bir telefon çalıyor. Açtım. "Ben dedi, PTT memuru bilmem kim. Ne oluyor?" "Burada askerler ortalığı altüst ediyor," filan. "Bayım, burası sıkıyönetim binası. Ama şu anda İhtilal Karargahı." "Hay ağzını öpeyim senin." Telefonu kapattı.
Sayfa 197 - Cemal Madanoğlu, 27 Mayıs 1960, Saat 04.00 Ankara Sıkıyönetim Karargahı
Alıntı
4 ABD Askerinin Kaçırılmasına İşbirlikçi Hükümetin Tepkisi:
Önce ODTÜ’yü kuşatıyor, önce ODTÜ’ye saldırıyorlar… Gerekçe, kaçırılan dört Amerikalı asker ve onları kaçıranları, yani sizleri aramak… Hüseyin geliyor. ODTÜ basılmış. Basit bir polis baskını değil; bir savaş hali, bir düşman ülke kuşatması gibi. Gece saat 03.50’de 5 bin kişilik bir kuvvet ile ODTÜ’ye girmişler, öğrenci yurtları ile Eymir Gölü arasındaki sahayı kuşatmışlar. Nevşehir’den getirilen komando taburu, Konya’dan getirilen motorlu topçu birliği ile takviye edilen Ankara ili dahilindeki bütün jandarmalar, yüzden fazla araçlık bir konvoy ile ODTÜ’ye girmişler. 30 kadar otobüse bindirilmiş toplum polisleri ile YSE, PTT ve diğer kuruluşların otomobillerine bindirilmiş sivil polisler de konvoya katılmış.
Sayfa 147 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Olaydan sonra TBMM, Atatürk'ün talimatıyla eşi Cenan Hanım'a şehit maaşı bağladı. Çocuklarını Galatasaray Lisesi'nde devlet okuttu. Ayrıca Nişantaşı Osmanbey'de dört katlı bir ev Cenan Hanım'a verildi. Soyadı Kanunu çıkınca Cenan Hanımefendi'ye "Erk" soyadını bizzat Atatürk verdi. Talat Paşa'nın dul eşi Hayriye Hanımefendi'ye de Atatürk sahip çıktı. Ona da bir ev verildi, şehit maaşı bağlandı. "Cenan Hanımefendi bu dört katlı binayı kiraya vererek, doğumları ünlü hocalardan Dr. Besim Ömer Paşa tarafından yapılan oğulları Alp ve Celasin'i büyütmeye çalıştı. Bu binanın ilk kiracısı Alman Demiryolu Şirketi'nin şefi oldu. Daha önce Konak Sinaması arkasında Sovyet Apartmanı'nda oturan Cenan Hanım sonradan kendi evinin üst katında oturdu, alt katları PTT'ye kiraya verildi. 1937'de Cenan Hanımefendi'nin ölümünden sonra çocukları bu evi, Emniyet Sandığı'na olan bir ipotekten dolayı satmak zorunda kaldılar. Bu bina halen Osmanbey'de Ermeni okulu olarak kullanılmaktadır."
Sayfa 192·Kitabı okudu
Alıntı