Seni götürdükleri sırada hiçbir şey bilmiyorsun ; neredesin, nereye götürüyorlar, ne yapacaklar, ne olacak, ne olacak. ne olacak? Bu soru zihninde bir yankı gibi dönüp duruyor, cevapsız, acımasız. Bu kadar derin bir teslimiyet, bu kadar mutlak bir çaresizlik ancak Kurban Bayramı'ndan bir gün önce eve getirilen masum koyunlarda görülür. Hani önüne yem ve tuz konur, arka bahçeye bağlanır. Kurban ne olacağını bilmez, sadece bekler. Bayram sabahı yere yatırılır, dualarla boğazı kesilir, sonra ayağından ağaca asılır, bacağındaki bir delikten üfleyerek şişirilir, derisi yüzülür, iç organları sıcak sıcak bir leğene dökülür. İşte o koyun gibi, mutlak bir edilgenlik hali. Gövden ve hayatın hakkındaki her türlü yetkinin gasp edilmesi, elinden alınması, sana ait olmaktan çıkması.