Bir zamanlar, erkekler bir kadının bedenine bakar ve çekici bulurlardı, işte o kadar. Artık saf aşk ya da tutku söz konusu değildi. Hiçbir duygu saf olamıyordu, çünkü her şeye korku ve nefret sinmişti. Kucaklaşmaları bir savaş, orgazmlarıysa bir zafer olmuştu.
Bu, partiye indirilmiş bir darbeydi.
Sevişmek, siyasal bir eylemdi.
Hırsızlara en ağır cezaları verecek yerde, toplumun bütün üyelerine yaşama olanakları sağlasanız ve kimse kellesi pahasına çalmak zorunda kalmasa, daha iyi olmaz mı?
Diyelim ki, bir kıtlık yılı oldu, binlerce insan korkunç açlıktan kırıldı. Elimle koymuş gibi bilirim ki, o kıtlık yılı sonunda zenginlerin ambarları aranacak olsa, çuvallar dolusu zahire bulunur. Bu yiyecekler vaktinde açlıktan bir deri bir kemik kalmışlara dağıtılsaydı, zavallılar Tanrı'nın insafsızlığına ve toprağın cimriliğine kurban gitmezlerdi.