Aşk sadece dokunmak değildir. Yanımda hafif hafif soluk alan bu beden,sanki başkası degil, benim parçamdı; benim başımdı, göğüsümdü, sırtımdı, ellerimdi, bacaklarını, soluğumdu, tenimdi. Gördüğü rüya benim rüyamdı. Onun huzur içinde yüzen gözleri benim göz kapaklarımın altındaydı.
Bir zamanlar, erkekler bir kadının bedenine bakar ve çekici bulurlardı, işte o kadar. Artık saf aşk ya da tutku söz konusu değildi. Hiçbir duygu saf olamıyordu, çünkü her şeye korku ve nefret sinmişti. Kucaklaşmaları bir savaş, orgazmlarıysa bir zafer olmuştu.
Bu, partiye indirilmiş bir darbeydi.
Sevişmek, siyasal bir eylemdi.
Hırsızlara en ağır cezaları verecek yerde, toplumun bütün üyelerine yaşama olanakları sağlasanız ve kimse kellesi pahasına çalmak zorunda kalmasa, daha iyi olmaz mı?
Diyelim ki, bir kıtlık yılı oldu, binlerce insan korkunç açlıktan kırıldı. Elimle koymuş gibi bilirim ki, o kıtlık yılı sonunda zenginlerin ambarları aranacak olsa, çuvallar dolusu zahire bulunur. Bu yiyecekler vaktinde açlıktan bir deri bir kemik kalmışlara dağıtılsaydı, zavallılar Tanrı'nın insafsızlığına ve toprağın cimriliğine kurban gitmezlerdi.
Şimdi, sevgili dostum Morus, içimi açıp en mahrem düşüncelerimi söyleyeceğim. Malın mülkün kişisel bir hak olduğu, her şeyin parayla ölçüldüğü bir yerde toplumsal adalet ve rahatlık hiçbir zaman gerçekleşemez. Ama siz aslan payını kötülere bırakan bir toplumda doğru bir yan bulursanız, büyük çoğunluk yoksulluk içinde kıvranırken doymak bilmez bir avuç insana memleketin bütün zenginliklerini sömürten bir devlet mutlu olabilir derseniz o başka.