Paris.
İlkbahar.
Her zaman yaptığım gibi, içimdeki çocukla gittim oraya. O hiç büyümeyen, coşku dolu; enerjisini hiçbir zaman yitirmeyen, yaşama tertemiz bir gözle bakan, kentleri seven, her köşe başını yaşayan, yeni dünyaları yudum yudum içmeyi seven, gözleri ile her şeyin fotoğrafını çekmeye bayılan içimdeki çocukla.
Yine yetişkinlikte kendimize biçtiğimiz değeri, bir diğer deyişle özdeğerimizi birçok faktöre göre veririz. Ama yine ergenler bu anlamda kendilerini değerli hissettirecek çok fazla özelliğe sahip olmadıklarında, "marka" bu açığı kapatacak bir araç görevini görmektedir.
Ya da sekiz yaşındaki bir çocuk, bundan böyle dersini yapmamaya karar veremez. Ama dersini akşam yemeğinden önce mi sonra mı yapacağına karar verebilir. Eğer çocukları yetiştirirken onlara sınırları olmayan bir seçim hakkı tanımış-sak bu, ileride zor durumda kalabileceğimiz anlamına gelir.