Utanmadan yalan söylüyor , fakir fukaranın kirasını iç ediyor , hatta başkalarının babattaniyelerine sahip çıkmak alçakça düşüncelere kapılıyor, bütün bunları bir pişmanlık , bir vicdan azabı duymadan yapıyordum. İçimi çürük lekeleri kaplıyor , gittikçe genişleyen siyah mantarlar kaplıyordu. Ve yukarıda , gökte tanrı oturuyor , beni göz altında bulunduruyordu.
Her biri sağ ayağında kalın demir halkalarla yere sabitlenmişti . Halkalar günde sadece iki kez açılıyordu. Bir gün ortasında , bir de akşam . Makinelerin üzerlerinde bulunan dar deliklerden çıkan metal paraları kapmaya çalışıyorlardı.
Doğal ortamın sert koşullarına karşı zafer kazanmak için gerekli fiziksel , ruhsal nitelikleri fazlasıyla taşıyan bu grup, yine de , kültürünü parçalamakta olan iç güçlere karşı direnemiyor ve elinde bu güçleri dizginlemeye yönelik hiç bir yordam bulunmadığından , gerçek bir TOPLUMSAL İNTİHARA gidiyordu.
Böylece aklıma şaklabanlık yapmak geldi.
Bu, benim insanlarda son sevgi arayışımdı. Bir yandan insanlardan son derece korkarken, bir yandan da insanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Öylece, şaklabanlık sayesinde ince bir çizgiyle insanlarla olan bağımı koruyabildim. Dışarıya karşı, durmaksızın gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü.