İman, O'nun var olduğuna inanma meselesi değildir; fakat yaşantılanmış ve kendini geçerli kılıcı bir veri olarak var olduğu bilinen varlığa güvenme meselesidir. Çağımızdaki birçok insanın, ne Tanrı'nın varlığını ne de onun yokluğunun varlığını (presence of absence) değil, varlığının yokluğunu (absence of presence) yaşantıladıkları görünüyor.
"İçsel"le ben, dış dünyayı görme biçimimizi ve "dışsal", "nesnel" varlığa sahip olmayan, -imgeler, rüyalar, fantaziler, vecd, tefekkür ve düşünceye dalma durumları gibi- modern insanın, birçok bakımdan, en ufak bir farkındalığına bile sahip olmadığı gerçekliklerin tümünü kastediyorum. Örneğin, İncil'in hiçbir yerinde tanrıların, şeytanların ve meleklerin varlığı hakkında bir argüman yoktur. İnsanlar ilkin Tanrı'ya "inanmadılar"; onlar, diğer manevi varlıkların durumunda olduğu gibi, O'nun varlığını yaşantıladılar (experience). Sorun Tanrı'nın var olup olmadığı sorunu değildi; bu özel Tanrı'nın tüm tanrıların en büyüğü olup olmadığı, ya da O'nun tek Tanrı olup olmadığı ve çeşitli manevi varlıkların diğerleriyle ilişkisinin ne olduğu sorunuydu. Bugün, Tanrı'nın güvenilirliği, farklı manevi varlıkların manevi hiyerarşideki yeri vb. konularda değil, fakat Tanrı'nın ya da benzeri manevi varlıkların var olup olmadığı konusunda genel bir tartışma vardır.
Karamazov Kardeşler'de İvan, "Eğer Tanrı yoksa her şey mübahtır" diye söylediğinde, "Eğer benim yansıtılmaz süper egom ortadan kaldırılabilirse, iyi bir bilinçle her şeyi yapabilirim" demez. Der ki: "Eğer varolan yalnızca bilincimse, irademin bir hükmü yok demektir."
Şimdi eskimiş olan ismi belki hâlâ tutabilir ve etimolojik anlamını yorumlayabiliriz. Schiz: "kırılmış", Phrenos "ruh" veya "kalp"...
Şizofren bu anlamda "kalbi kırık" olan kimsedir ve kırık kalplerin bile, eğer buna izin verecek kalbimiz varsa, tamir edildiği bilinir.
Ancak "şizofreni" nin, bu varoluşsal anlamda klinik muayene, teşhis, gidiş ve "şizofreni" tedavisi reçeteleriyle bir alıp vereceği yoktur.
İnsan soyu ayakta kalırsa, geleceğin insanları korkarım bizim aydınlanmış çağımıza gerçek bir Karanlık Çağı olarak bakacaklardır. Bu durumun ironisinin tadını bizim devşirebildiğimizden daha çok alacaklar ve bundan epey de eğleneceklerdir. Güleceklerdir bize. Göreceklerdir ki bizim şizofreni dediğimiz, sıklıkla sıradan insanlar aracılığıyla, ışığın o hep kapalı zihinlerimizin çatlaklarından sızmaya, ortaya çıkmaya başladığı biçimlerden biridir.