10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Mö.587 Babilliler tarafından tapınak yerle bir edildi ve Yahudiler 50 yıl sürgün yediler. Pers kralı keyhüsrev Babil devletini yıkınca Yahudilere geri dönme izni verdi ve tapınağı yapmalarında yardım etti. Bölge büyük İskender ile Makedonya hakimiyetine sonra mısır ile Helen krallığı seleukasların eline geçti. IV.Antiochus Epifanus mabede yunan ilahlarını koyarak tapmaya zorladı Makkabi isyanı çıktı Haşmonaim sülalesi egemen oldu. Roma hakim olunca Yahudi kralı Herod mabedi genişletti fakat Roma Ordusu Titus tarafından tapınak yıkıldı. asıl felaket roma imp. Hadrianus zamanında yaşandı Bar Kohba’nın çıkardığı isyana kızan Hadrianus tarafından izi kalmayacak şekilde yok edildi ve Judea olan bölgenin ismi Palestin (Filistin ) konuldu. Kudüs’teki bilinen ilk Türk 766-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşit’in hanımı Sogdlu Türk Maride İlk Türk yönetici 838-841 Abbasi orduları komutanlığını yapan Fergana Türk hükümdarları soyundan Hayder Bin Kavus 878 Tolunoğullarına bağlandığında valiler Türk’tü 1095 Clermont konsili papa urbanus Bizans imp Alexios elçileri ile bir araya gelir ve İstanbul’da haçlı ordusu toplanır 15 ağustos 1096 Meryem’in göğe yükseldiği tarihte İstanbul’dan hareket ederler. Bu arada önemli nokta iki kilise birbirini aforoz etmesine rağmen ortak karar almıştır. Theodor herzl II Abdülhamid’den Kudüs’ü Yahudilere toprak satılmasını istemiş Abdülhamid bunu engellemiştir. Zaten tahttan indirilmesinde sebataycılar ve yahudilerin payı büyüktür. 1189 III. Haçlı seferi ve yenilen İngiltere kralı aslan yürekli Richard gelişini kasteden İngiliz işgal orduları komutanı Edmund Allenby 11 aralık 1917 yılında Selâhaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek kalk Selâhaddin yine biz geldik ( Haçlı Zihniyeti ) demiştir. Bu kin ve bitmeyen nefret hala devam
Kudüs'ün Gizemli TarihiPelin Çift · Destek Yayınları · 20161,424 okunma
《 ÖZ ŞEFKAT 》
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:54
Mevlana Celaleddin Rûmî'ye atfedilen bir sözde: "Kâbe, Azer’in oğlu Halil İbrahim’in yaptığı bir binadır. Kalp ise, yüce Allah’ın nazargâhıdır. Bu sebeple, bir gönül yıkmak, bin Kâbe yıkmaktan daha kötüdür.” der. Bu cümleleri duyduğumuzda birçoğumuz bunu sadece diğer insanların kalbi için söylendiğini düşünür. Peki ya kendi kalbimiz? Diğer herkesin kalbini Rab yarattı da, kendimizinki başka türlü mü oluştu? Hayır! Kendi kalbimiz de Rabbimizin nazargahıdır. Bir kalbin kırılmaması gerekiyorsa, kendi kalbimiz de buna dahildir. Yazar da bu kitabında, yaptığımız hatalara karşı acımasızca davranmanın olumsuz etkilerini anlatarak, öz şefkatin önemine değiniyor. Bu kavramları anlatırken kendi hayatından, hatalarından, yüzleşmelerinden bahsederek sohbet havasında bir okuma deneyimi sunuyor. Ayrıca bölümlerin sonlarında verdiği alıştırmalarla, ruhu sağlıklı yollara yönlendiren çözüm seçenekleri sunuyor. Yazar ilk olarak kişinin kendine olan nezaketinden başlıyor.Ona göre insanın kendine gösterdiği şefkat bir ödül değildir. İnsan olmanın doğal ihtiyaçlarından biridir. Hata yaptığımızda ya da acı çektiğimizde, başkasına olmadığımız kadar acımasız olabiliyoruz. Modern dünyanın sapladığı mükemmellik aşısına direnemediğimiz için bazen kendi kalbimizi defalarca kırabiliyoruz. Oysa biz insanız... Zaman zaman yetersiz, hata yapan ve kusurlu varlıklarız. İnsaniyetimiz bunları yargılayarak değil, sarıp sarmalamanın şifasıyla yüceliyor. Öz şefkat bizim korunaklı yuvamızdır. Dışarıda fırtınalar koparken, hataların, yenilgilerin devleşip yüreğimizi ezdiği zamanlarda o yuvaya sığınmak, şifa bulmaktır. Mükemmel olmama hakkını kendine iade etmektir. Öz şefkat, Rabbimizle kurduğumuz o sessiz ama en güvenli bağı görerek, onaylanmayı ve başkasının gözünde temize çıkmayı beklemeden, sırf var
Psikoloji
Öz ŞefkatKristin Neff · Diyojen Yayıncılık · 2021447 okunma
Reklam
Aşk 5 Vakittir
Puan vermedi·208 syf.··
2025 59. kitabı
“Okurken fark ettim ki, ben sevgiyi yanlış yerlerde aramışım. Oysa beni her gün çağıran bir Rab varmış.”Kaynak: “Geçmez sandığım yaraların bile Allah’a yaklaştıkça hafiflediğini hissettim.”Kaynak: “Onların sevgilileri çiçek alırken, bizim Sevdiğimiz tüm çiçekleri yaratmış… Bu cümle beni derinden sarstı.
Din İslam
Aşk 5 VakittirMehmet Yıldız · Nesil Yayınları · 20163,324 okunma
Caraval serisi genel yorum (3 kitap)
Puan vermedi
Rabbim, olur da bir gün hafızam silinirse beni bu seriyle yeniden karşılaştır. Bir gecede bitirdim ya Rab. Ne güzel bir kitaptı ya. Bak ikinci ve üçüncü kitabı da güzeldi gerçekten ama...İlkin yeri bir başka. O büyüleyici evren, Scarlettin evrene girişi, oradaki oyunlar, sihirbazlıklar... Keşke bana da bilet çıksa. Neden gerçek hayatta böyle bir evren yok diye ağlamak istiyorum kafayı yiyeceğim yastığı ısırıcam şimdi.
CaravalStephanie Garber · Dex Kitap · 20232,465 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 71. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 19:44
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına İnşirah inşirah inşirah Âyetin değil miyiz senin Ya Râb Kitabın son dizelerini incelememin ilk satırları olarak paylaşıyorum çünkü bu kitabın sadece bir şiir kitabı olmadığını çok güzel özetliyor bu dizeler. Mevlâna İdris bu kitapla bize sadece bir şiir hediye etmemiş, aynı zamanda bir dua kitabı sunmuş. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Ellerimizin Büyük Boşluğutek bir şiirden” oluşuyor. Şiirin dizeleri sayfalara resimlerle birlikte serpiştirilmiş. İlk bakışta bir çocuk kitabı olduğunu sanabilirsiniz bu sebeple. (: Kitabın ismi o kadar çekici ki insan üzerine düşünmeden edemiyor. Kitabı okudukça da anlıyoruz ki Ellerimizin Büyük Boşluğu metaforu, biz modern çağ insanının heybesinin ve dâhi ruhunun boşluğuna işaret ediyor. İslamiyet’e göre dua ederken ellerimizi açarız. Yüce yaratıcımıza el açarız fakat bunu yaparken dolu bir gönülle yapmamız gerekir. Gözümüz de gönlümüz de dolu olmalı ki ellerimizi açarken yüzümüz olsun. Mevlâna İdris her ne kadar ellerimizin boşluğuyla bizi yüzleştirse de şiirinde, ümidi de elden bırakmıyor. Çünkü iman bunu gerektiriyor. Çünkü şiir ümidi besleyen can suyu gibidir. “bir sızı kalmış içimizde başka bir şey yok bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız” Dizelerde yok aldıkça suçlu ve utangaç kalbiyle kapıda bekleyen bir çocuk oluyoruz adeta: “çok unuttuk hatırlamak istiyoruz başımızın okşanmasını gözyaşlarımızın silinmesini kolumuza girilmesini istiyoruz Mevlâna İdris modern çağ insanının boşluğunu ve acziyetini anlatırken Allah-u Teala’nın büyüklüğünü de çok güzel ilan ediyor. Böylece de duanın olmazsa olmazını (kendi küçüklüğünü bildirip Yaradanın büyüklüğünü itiraf etme) yerine getiriyor şiir tadında: “senin değil miyiz hepimiz senin değil mi her şey __alırsın kime ne verirsin kime
Ellerimizin Büyük BoşluğuMevlâna İdris · Başka Kafa · 201985 okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 43. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 11:55
Ben Kur’an-ı Kerim Meali’ni ilk elime aldığımda aslında sadece bir kitap okumuyordum. Kendimi, hayatı, insanı, acıyı, sabrı, merhameti ve Allah’ı anlamaya çalışıyordum. Belki de yıllardır içimde cevabını aradığım soruların kapısını ilk kez gerçekten çalabiliyordum. Çünkü insan bazen kalabalıkların içinde kayboluyor; herkes konuşuyor ama hiçbir söz ruhuna değmiyor. Benim için Kur’an tam olarak o sessizliğin ortasında gelen hakiki bir ses oldu. Yeni Müslüman olmuş biri olarak şunu çok açık söyleyebilirim: Ben dine önce insanlar yüzünden değil, Kur’an sayesinde yaklaştım. Çünkü insanların dini anlatışıyla Allah’ın kelamı arasında çok büyük farklar olabiliyor. Kimisi dini korkuyla anlatıyor, kimisi baskıyla, kimisi yargıyla… Ama Kur’an’ı okuduğumda ilk hissettiğim şey korku değil; anlaşılmak oldu. Sanki yıllardır içimde susturduğum bütün kırgınlıkları bilen bir hitap vardı karşımdaki sayfalarda. İnsanların görmediği yaraları gören bir rahmet hissi vardı. Kur’an-ı Kerim Meali bana sadece “ne yapmam gerektiğini” öğretmedi. Aynı zamanda neden yaşadığımı, neden kırıldığımı, neden bazen yalnız hissettiğimi de anlattı. En çok da insan olduğumu hatırlattı. Hata yapan, düşen, korkan ama yine de Allah’ın rahmetinden mahrum bırakılmayan bir insan… Bu benim için çok büyük bir şeydi. Çünkü çoğu zaman insanlar seni geçmişinle tanımlar. Ama Kur’an bana geçmişimin değil, yöneldiğim yolun önemli olduğunu hissettirdi. Bazı ayetleri okurken uzun süre sayfaya bakıp kaldığımı hatırlıyorum. Çünkü insan bazen yıllarca kimseye anlatamadığı duygularını bir ayetin içinde bulabiliyor. Özellikle sabır, merhamet, affetmek, kalbin yoruluşu ve Allah’ın kullarına olan sevgisiyle ilgili ayetler beni derinden etkiledi. İlk kez gerçekten huzurun ne demek olduğunu hissettim. Bu dünyada herkes konuşabilir
Kur'ân-ı Kerim ve Açıklamalı MealiDiyanet İşleri Başkanlığı · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 202349 okunma
Reklam
Reklam