Bir gün birçok şeylerin ve âlimlerin hazır bulundukları bir mecliste bulunuluyordu. Muhtelif ilmî bahisler münakaşa ediliyor, herkes fikrini teyid için hadiseler naklediyor, büyük âlim ve mutasavvıfların sözleri ortaya atılıyordu. Bir köşede murakabe halinde duran Şems bu sırada birdenbire yerinden fırlayıp şöyle bağırıyordu:
– Ne zamana kadar başkalarının sözlerini naklederek övüneceksiniz? İçinizden bir kişi çıkmıyor ki “Rabbimden kalbime şöyle ilham olundu?” diye söze başlasın. Bu hadis, tefsir ve hikmete dair söyledikleriniz o zamanın büyük insanlarının sözleridir. Onlar kendilerine ait hal ve makamdan bahsetmişler. Siz bu zamanın adamlarısınız, sizin söyleyeceğiniz bir söz yok mudur?
2) Allah Resulü (sav) dışında hiç kimse dinde "mutlak otorite" değildir.
"Mutlak otorite" demek sorgulanamaz, itiraz edilemez demektir. Hiçbir mümin, Allah'ın veya Resulü'nün verdiği bir hükme itiraz edemez. Ederse mümin kalamaz. Bakın Rabbimiz ne buyuruyor? "Allah ve Resulü bir hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur."
... Bu demek değildir ki âlimlerin ilminden, salih zatların sohbetlerinden istifade etmeyeceğiz. Edebiliriz lakin hepsinin bizim gibi bir kul olduğunu, hatalı, günahkar, yanlış yapabilen birer insan olduğunu unutmadan! Onların her söylediklerini hatasız bilmeden! Onların söz ve davranışlarını Allah'ın kitabına Resulü'nün sünnetine arz ederek! Bu da lafla olmuyor elbette, bunun için ilim lazım, okumak lazım.