Yine, halk arasında, “ vicdan azabı” tabiri vardır. O azap, bebekliğimden beri, doğalında ortaya çıkmış, büyüdükçe dineceği yerde gittikçe derinleşmiş, iliklerime işlemiş, geceleri yaşadığım sıkıntı sonsuz değişkenli bir cehennem olmakla birlikte, (bu çok tuhaf bir ifade olabilir ama) gün geçtikçe etimden ve kemiklerimden daha fazla içkinleştiğim bir şey haline gelmişti.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bülbüller sadece bizi keyiflendirmek için öterler. İnsanların bahçelerini didiklemez, mısır ambarlarına yuva yapmazlar. Kalplerini bize açıp şarkı söylemekten başka hiçbir şey yapmaz onlar… İşte, bu yüzden bir bülbülü öldürmek günahtır.
Dünyanın tüm problemlerinin başlıca sebebi ve esas kaynağı insanoğlunun kalbinde bulunan bir kara delik. Bütün dünyevi kötülükler, adeta bir pandora kutusu misali, bu kara delikten çıkıp yayılmaktadır. İnsanlık olumsuz düşünür ve hisseder. Dünya üzerindeki en korkunç hastalık Aids veya kanser değildir ya da en gerçek felaketler kirlilik, işlenen suçlar, savaşlar veya dünyanın bazı bölgelerinde yaşanılan yoksulluklar da değildir. Dünyanın en büyük felaketi, hastalığı insanoğlunun olumsuz hisleri ve çatışmacı düşüncelerinin ölçülemeyecek derecedeki uçsuz bucaksız cehennemidir.
“Tanrı’nın bize verdiği en büyük nimet, sahip olduğumuz halde, sahip olduğumuzu bilmediğimiz kuvvetleri, bir gün kendimizde bulmaktır. “
Acaba aradığımız Su, kendi içimizde varlığını bilmediğimiz bu kudretlere, bir gün kavuşmak özlemi olamaz mı? Niçin olamasın?…