Var Gel Sen Bu İşin İçinden Çık
Puan vermedi·346 syf.··
2024 83. kitabı
Bazı kavramları Yalçın Koç'tan apararak kitaptan bağımsız genel'leştirici bir giriş yaparak başlama niyetindeyim. Meşhur "theo-logos"'lara bakıldığında bu kimselerin "muhakeme" kabiliyetleri'ni benim açımdan tartışmak beyhude olur. Eğer bu "theo-logos"ların koluna girip kendilerinden müstakil labirentin yollarına girer isek; bolca emek ve çaba sarf ettiğimiz bir süreç sonunda bir çıkış bulabiliriz. Peki, "muhakeme" kabiliyeti sınırlı "zihnin"de bu kavramlar tam olarak oturmamış bir "beşer" bu yolu bitirdiğinde "labirent"i tamamlayabilmenin verdiği "muvaffakiyet" ile gördüğünü "hakikat" cihetinden tasnif edebilmekte midir? Kendi sınırlı örneklem'im bu konuda "haz"dan bağımsız olarak "yeter"siz; hatta "üzücü" sonuçlar göstermektedir.  Burada kişisel olarak şunu çözüm olarak görmekteyim. "Söz" ün sahibi kimdir; artık bakılması gereken budur. İkincil, üçüncül kaynaklardan Yalçın Koç hakkında duyduğum şeyler kendisinin "müspet" biri olduğunu düşünmeme yol açıyor. Bu durumda "söz" e itibar etmeme yol açıyor.  Velhasıl, kulak kabartıp, "öyle"dir diyorum; hocanın "tab ettiklerine". "Gönlü"ne "aşk" çalınan adam mayalı'dır ve "aşkın-düşkün" fikirleri onu kuşatamaz. Lafı çok uzatmadan ben'ce'sini söyleyecek olursak işin. Çünkü "söz", "aşk"a dair değildir. ****Kitabın içinden kitabın özeti  "Nazariyat'a (theoria)" mahsusen "(müteşekkil) psukhe suret'i" teşkil edilmesi, "theo-graphia" esasında olmak üzere, "suret'li isim'ler geneo-logia'sı" tesis etmek şeklinde düşünülebilir; "nisbet (ratio)" esasında olmak kaydıyla. Bu itibarla, "theo-graphia'ya" ve bu bakımdan da "theo-gonia'ya" mahsus "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın baş'la'n'gıç'ı'nda", "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) psukhe" yer alır; bundan, "asli isim" olarak söz ederiz. Bu manadaki "asli isim'den",
Theogonia'nin EsaslarıYalçın Koç · Cedit Neşriyat · 20102 okunma
Aklın Canlılığı: Canlı İman Tecrübesi
Puan vermedi·296 syf.··
2023 2. kitabı
·
116 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2023 20:38
Aklın Canlılığı: Canlı İman Tecrübesi             ❁ ❁ ❁ “Yeni bir insan anlayışı inşa etmek” gayretinde olan Mağrip Devletlerden Faslı dil, mantık ve ahlak filozofu Taha Abdurrahman (1944 Cedide – ... ); İslâm dünyasındaki felsefe pratiğini yeniden biçimlendirme girişimiyle farklılaşıyor. “Bireysel insanî özneler olarak kendi mahiyetlerimiz.” Yaygın bir tabirle “insan ahlâkı” üzerinde ilgisinin genişliği ve felsefî dokusunun bütününde kendini gösteren çizgisiyle Taha Abdurrahman; ahlâkî çizgi projesini geliştirmekte. Çeşitli boyutları ve yönleriyle ahlâk felsefesi yanında dilbilim, mantık, varlık, akıl, cebel, diyalog gibi felsefe konularıyla ilgilenmektedir. Yirmiden fazla eseriyle “Dinin Ruhu”, “Ahlâk Sorunsalı”, “Amel Sorunsalı”, “Bilgi Ahlaktan Ayrıldığında” çevrilen bazı kitaplarıdır. Soyut Akıl, Rehberlik Edilmiş Akıl ve Desteklenmiş Akıl kısımlarıyla on başlıkla “Dinî Amel ve Aklın Yenilenmesi” kitabı; aklın derinlik ve kapsamını “canlı iman tecrübesi”ni esası ve merkez alan akıl yenilemesi fikrini savunmaktadır. Hayatın özü insan aklının öz yetileri kullanmasıyla elde ettiği değerler bütünüdür. İnsan eyleminin ve tecrübelerinin öz niteliği, kalbin inceliklerini oluşturur. Hayatın idamesi akılın kalple bütünleşip eylemin her halinden niyet ile bütünleşmesini sağlamaktır. Aklın nitelik ve çeşitlerini Taha, “Soyut Akıl ve Sınırları” başlığıyla kitabın ilk kısmında anlatmakta. Aklın fiile dönük ve hareketli niteliğiyle ve düşünen kişi ile anlam kazanma işaretleri vardır. Kalbin fiili anlamında akıl, tanımı Müslüman âlimler tarafından farklı şekiller almıştır. Bu şekiller: 1- Bağlama (rabt) şekli: Akıl, kalbin bilinen iki şey arasındaki alakayı kavramasıdır. 2- Engelleme (keff) şekli: Akıl, sahibini zararlı eğilimlere, ölçüyü aşan şiddetli istek ve heveslere
Felsefe-Düşünce
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2020 123. kitabı
İsmail Kara ismini duyan kaç kişi vardır acaba? Onun kitapları ile konferansları ile hem-hâl olan kaç kişidir diye de aslında sorulabilir. Son isimlendirme ile Türkiye adını alan bu toprakların hikayesinde netameli ve bir o kadar da çetrefilli olan meselelerde hocanın söylediklerinden haberdâr olan sayısını da aslında insan merak etmiyor değil. Bu yazımızda hocayı güzelleyecek değiliz çünkü hoca yaptıkları, ettikleri ve eyledikleri ile güzelliğin kendisi olduğunu gösteriyor/izhar ediyor. Çorbada tuzumuz bulunsun diyerek söze girsek ne haddimize demek de düşer. Onun için biz kıyısından köşesinden niyetimizi aşikar edelim: İsmail Kara’nın yazdığı son kitaba varabilmekti aslında bütün satırları yazılışının hikayesi: Zafer Değil Sefer. Saygıdeğer okur; hoca, yola çıkmakla doğrudan irtibatlı olarak, sorumluluk dairesini çizmiş daha adım atmadan kitabın sayfalarına. Bugünün insanının en büyük yanılgısını belki de… İsmail Kara’yı okuyorsanız, biraz zahmete katlanıyor olmanız ve biraz anlamsızlıkların içinden anlama doğru bir süzülme yolculuğunuzun olacağını bilmeniz gerekir. Gerek kelime seçimleri ve dilin kullanılışı ve üslubu gerekse bilgiyi aktarırken doğrudan sizi ona götürmek yerine, bir daire tasavvuru tahayyül ederek, sizi içerilere davet etmesi ile karşı karşıya kalırsınız. Kavramların etrafındasınızdır mesela, yahut kişilerin çevresinde ama gezersiniz, kitaplar vardır, makaleler, kimi zaman fotoğraflar vardır kimi zaman ansiklopediler ve hoca bunların arasından satırlardan size merhaba der. İşte zahmet olarak rahmetin tam gelme yerlerindeyiz saygıdeğer okur. İsmail Kara’yı okumak aslında bir kitap olarak cismani satırlardan ibaret kısımlarla hem hal olmak değildir asla. Onunla yolculuklara çıkar, bahsettiği dönemi yaşar gibi okursunuz. O döneme dair isimlere
Zafer Değil Seferİsmail Kara · Dergah Yayınları · 201949 okunma
Puan vermedi·79 syf.··
2022 4. kitabı
#kitapyorum AŞKTAN DAMLAYANLAR Yazar: Elif Güler Yayınevi: Platanus Sayfa sayısı:80 Aşkı anlamak için aşkı okumalı insan. Ve bazen kalpten değil aşktan damlamalı yazılan. Yüreğinize dokunacak adeta ilmek ilmek işlenecek bir şiir kitabı ile karşınızdayım. Yazar @elifguler535 hayatınızdaki eksik yapboz parçasını şiirleriyle tamamlıyor. 3 Mart Yazarlar günün kutlu olsun güzel kadın. Bugüne özel yorumlamak istedim. Kalemin daim, yolun açık olsun #kitapalinti GIYABEN Gıyaben sevdim seni, açık etmeden kendimi Rabt-ı kalp edeceğim tek yerdi hayalin,bana yetti Tecrübeden mahrumdum,aşk iki kişilik miydi Varsın olsun yar bilmesinsinemdeki velveleyi Asude hayatıma refakat ederse bir gün Mukavemet etmem artık, varlığıyla övünürüm Bana iltihak etsin yeter, tazelenir bu ömrüm Yare olan bu hislerden ebediyen yükümlüyüm Seneler geçti, rast gelemedim saçının teline Hercü merc içinde gönlüm, söyleyin yarim nerede Meğer teveccüh etmiş ayrı istikamete Yazık oldu bir ömür beslediğim ümide...
Aşktan DamlayanlarElif Güler · Platanus Publishing · 202117 okunma
RABITA’da ŞİRK TEHLİKESİ
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 18:47
Kitaba başlamadan önce “O ve Ben”i, “Allah ve Kul” olarak tahayyül etmiştim. Lakin “Mürşit ve Ben” olduğuna kitabın ortalarında karar verdim. “Necip Fazıl Kısakürek” çerçevesi içerisinde düşündüğümüz zaman, şaşırtıcı olmayan bir sonuç. Anlatım, tanımlamalar, derinlikler, kurgu ve okuyucu sürükleme açısından zaten, NFK’nin tartışılması kişisel saplantılar sınırında kalacak bir gayret olur. Gerçek manada Tasavvuf örgüsü içerisinde bakacak olur isek, “kişinin Şeyhi ile Allah’a şirk koşması” sınırını haddinden fazla zorlayan bir “Mürşit-Mürid” ilişkisi mevcut. Bu asla, mevzubahis kitap açısından, Mürşit’in değil Mürit’in yaklaşımları ile ilgili bir “handikap” Herseyden önce bilinmesi lazım ki; RABITA, çok farklı bir ilişkidir. Nakşi tarikatının piri Muhammed Bahaeddin (rh)’in kitaplarında şöyle geçiyor: “Mürşid-i kamil ile mürid ilişkisinde rabıta nasıl olmalı?” “Evladım, mürşid rabt eder ve zabt-u rabt altına alır. Mürşidin gönlü ona dönük olduğu için müridin gönlünde bir kalp bağı oluşur. İstese de o hatırdan çıkmaz hale gelir” diyor. Şimdikilerden çok farklı. Talebe şeyhini düşünmüyor. Düşünmemek istese de düşünür hale geliyor. Rabıta bir kalp bağına, bir sevgi yumağı haline gelir de Allah (cc) şeyhini müride unutturmaz, diyor. Neymiş? Allah (cc) onu ona unutturmaz. Mürşid-i kamil her istediğine hidayet edemez. Her gelen hidayete ermez. Her gelen hidayete erseydi Resul-i Zişan Muhammed Mustafa (sav)’i en çok seven amcası Ebu Talip hidayete ererdi. Dua ettiği halde hidayet gelmedi. Aksi halde, mürit rabıta yapmaya kalkar ve sınırını bilemez ise gün gelir mürşidini Peygamberlik malamının üstüne ve hatta Yaratıcı makamına oturtuverir ki, işte bunun adı ŞİRK’tir. Bir diğer husus ise, NFK, her eserinde olduğu gibi bu eserinde de, kendisini oldukça ön plana çıkarmış. Zaman
Din
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
Ayasofya’
Puan vermedi·121 syf.·
2020 318. kitabı
Fatih Vakfiyesi bize kim olduğumuzu söyler. Az şey mi? -Peki ‘Fatih Vakfiyesi’ nedir? Vakfiye, vakfedilen bir malın hangi hayır işlerinde kullanılacağını, ne şekilde yönetileceğini gösteren senettir. Vakfiyelerde eserin idare edilmesi, harcamaları çalışacak kişiler ve maaşları, gelirler belgelenir. İslâm medeniyet tarihinde önemli yeri vardır. Günümüzde tespit edilen yaklaşık 27.021 vakfiye vardır. En önemli vakfiyelerden biri de ‘Fatih Sultan Vakfiyesi’dir. Kayıtlı birçok eser mevcuttur. -“Fatih’in vakfiyesinin baş kısmında giriş ve dua faslı bulunur. Sonrasında hayır müesseselerinin ne olduğu belirtilir. Bunlar Fatih Camii, Sahn-ı Seman Medreseleri, Ayasofya Camii, Galata Camii, Eski İmaret ve Kalenderhane Camileri, Tetimme Medresleri, kütüphane, Darüşşifa, Ayasofya’ya bitişik Darüttalim ile Vefa Camii ve Rumeli Hisarı Camii ve Debbağlar Mahallesi’ndeki bimârhanedir.” Ayasofya bu eserlerin en önemlisidir. Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya’nın ebediyen cami olarak kalmasını vasiyet etmiştir. –“Ayasofya Camii’nde yirmi salih kişi her öğle namazından sonra hazır bulunsun, tehlil ve tesbihde bulunarak sevabını vakıfa Allah, mülkünü daim etsin- ve onun büyük ecdadı ve kıymetli selef­lerine -Allah Dar’üs-Selam olan Cennette derecelerini yükseltsin­ bağışlasın.” –“Vakıf-ı müşarünileyh, her mütevelliye görevi sırasında riayet et­mesi için şart koşmuştur ki, vakıf mallarını ve akarlarını, şer’an ve hukuken mümkün olan bütün yollarla işletsin; helal yol ile olmak şartıyla vakıf mallarını hukuki ve medeni semerelerini elde etmek için elinden gelen gayreti göstersin; vakıf malların istirbahı yani bunlardan gelir ve kar elde etmek için işletme yolla­rının en güzellerine başvursun ve vakıf akarların imkanlarını en güzel şekilde kullansın; vakıf akarların bütün galle ve gelirlerini
1000Kitap
Muhit - Sayı 10 (Ekim 2020)Muhit Dergi · Turkuvaz Yayınları · 2020104 okunma