"Beklemek. Hayatta sevinç, öfke, hüzün ve yüz çeşit duygu içindeyiz ama bu duyguların tümü, vaktimizin ancak yüzde birini oluşturur. Yüzde doksan dokuzu ise beklemekle geçer."
Yaşamımın çürüdüğünü görüyorum ve bunun için korkuyorum. Yere düşmeden çürüyen bir muz yaprağı gibi... İşte dayanamadığım bu ve işte bu yüzden bugünkü yaşamımdan kaçmak istiyorum...
Ben erken gelişmiş olduğumu söylediğimde, erken geliştiğim dedikodusu yayılıyor. Tembellik ettiğimde, tembel olduğum söylentisi çıkıyor.
Bir roman yazamayacağımı söylediğimde, insanlar yazamayacağımı söylüyor. Yalancı gibi davrandığımda, bana yalancı diyorlar. Zengin adam gibi davrandığımda, zengin olduğumu sanıyorlar. Umursamaz göründüğümde, umursamaz muamelesi yapıyorlar. Ama gerçekten acı çektiğim için inlediğimde, acı çeker numarası yapmakla suçluyorlar.
Bugün evrenin nasıl yaratıldığıyla ilgili sayısız varsayım ileri sürülüyor. Eski insanlar da evrenin ne şekilde yaratıldığını merak ediyorlardı ve onların bu yaratılış hakkındaki açıklamaları çeşitli söylencelerin ortaya çıkmasına yol açtı. Değişmeyen tek bir unsur vardı:
Evren bir kaos sonucu meydana gelmişti.