kendim için bir kural benimsemişimdir: “ilkelerini büyük konulara saklamalı insan, küçük şeylerde acıma duygusu yeter.” ne yazık! insan özdeyişleri kendi yaradılışının çukurlarını doldurmak için benimser. bende, sözünü ettiğim acımanın adı daha çok ilgisizliktir. etkileri, kolayca anlaşıldığı gibi, o denli mucizemsi değildir.
mevzu şu ki biz hareket etmekten fazla hoşlanmayız ve akvaryum öylesine daracık ki; biraz ilerlemeye kalksak hemen bir diğerimizin kuyruğuna ya da kafasına çarpıyoruz; zorluklar, kavgalar ve yorgunluk baş gösteriyor. eğer hareketsiz kalırsak zaman daha az hissediliyor.