bataklığa güneş vurduğunda
sivrisinek doğdu
gövdesi öyle duygun - kanatları öyle kırılgandı ki sorduklarında
sivrisinek değilim dedi - bir periyim ben
ve artık her gün güneşlerde gözü - rüzgarda kanatları
delidolu uçuşturdu durdu - tekdüze şarkısını
söyleyerek usanmadan
sanki her şey - ağaçlar ve insanlar - törenseldi
- hazzı tanıdı
ne gördüyse izledi - yetinmeden ve umursamadan - imrendi hep -
bir şey üzdü kendini
bir gün soktuğunda bir adamı yapayalnız - az buçuk şair -
- o gün sivrisinek hüznü tanıdı
stendhal bir gün “ama benim ruhum alevlenmedi mi acı çeken bir ateştir,” diye haykırmıştı. bu noktada ona benzeyenler yalnız bu tutuşma içinde yaratmalıydı. haykırış alevin tepesinden dimdik çıkar, sözcüklerini yaratır, onlar da kendisini yansıtırlar. burada hepimizin, sanatçı olduklarından kuşku duyan, ama başka şey olmadıklarından kuşkuları bulunmayan sanatçıların, en sonunda yaşamaya razı olmak için, gün gün üstüne beklediğimiz şeyden söz ediyorum.
bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim. benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı.