Bu kitabı da böyle kabul ettik.
6/10
·248 syf.··
2026 133. kitabı
İlk kitaba kıyasla yazım dilinin biraz daha olgunlaştığını hissettim. Anlatım hâlâ çok derin ya da atmosferik değil ama akıcılık açısından daha toparlanmış bir kitap olmuş. Fantastik dünya bu kitapta biraz daha açılır gibi oluyor. Evren hakkında küçük detaylar öğrenmeye başlıyoruz fakat buna rağmen dünya kurulumu hâlâ geri planda kalıyor. Yazarın asıl odağı yine karakterler arası çekim ve smut tarafı olmuş. Ve evet… smut seviyesi ilk kitabın bile üstüne çıkmış durumda. Bir noktadan sonra fantastik romantizmden çok yoğun erotik fantezi hissi vermeye başlıyor. Bu yüzden smut sevmeyen okurlara hitap edeceğini düşünmüyorum. Bunun dışında kitap oldukça hızlı okunuyor. Çok akıcı ilerliyor ve zihni yormayan, daha “çıtır çerezlik” bir okuma deneyimi sunuyor. Ciddi bir dünya kurulumu, psikolojik derinlik ya da güçlü akademi atmosferi beklerseniz hayal kırıklığı yaratabilir ama kafa dağıtmalık bir dark/paranormal romance olarak rahat okunuyor. Yazarın dili ilk kitaba göre gelişmiş olsa da hâlâ sık tekrar eden kalıp ifadeler dikkat çekiyor. Bu da bir süre sonra diyalogları ve anlatımı biraz tekdüze hissettirebiliyor. Sonuç olarak: Benim için edebi ya da duygusal açıdan çok güçlü bir kitap olmadı ama hızlı tüketilen, akıcı ve tamamen eğlence odaklı bir okuma deneyimiydi.
Küllerin GeceyarısıTessa Hale · Nox Yayınları · 202661 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 104. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:40
Kitap, dünya mitolojisinden örnekleri özetleyerek bir anlamda mitolojiye giriş kitabı olmuş diyebiliriz. Bu alana, edebiyatla ilgilenenlerin, fantastik, tarih gibi alanlara ilgi duyanların özet başvuru kitabı gibi rahat kullanılabilir. Bir serinin ilk kitabı olduğunu da belirtiyor yazarımız.
Evren, Yaratılış ve Köken MitleriMahir Şanlı · Ötüken Neşriyat · 2019252 okunma
Reklam
Puan vermedi
Selamlarrr... Rome Kentucky yine romantik kaos üretmeye devam ediyor. Bu kez sahnede kasabanın herkes tarafından sevilen çiçekçisi Annie var hani şu ilk kitapda tanıştığımız Turtacı Noah'ın kız kardeşi. Annie Walker burada çiçekçi dükkanı işleten, herkesin sevdiği, sakin ve yardımsever bir kadın. Kasabaya ve ailesine çok bağlı, hayatta en çok istediği şey de annesiyle babası gibi sağlam ve mutlu bir evlilik kurmak. Yani onun dünyasında aşk biraz ciddi, biraz da doğru yapılması gereken bir şey. Ama bir randevuda sıkıcı olduğu söylenince bu fikirleri sarsılıyor. Kendi kendine bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüp daha eğlenceli, daha flörtöz biri olmayı öğrenmeye karar veriyor. Tam bu noktada Will Griffin giriyor hikâyeye. Kasabada geçici olarak bulunan, dışarıdan bakınca rahat, kendine güvenen ve biraz da playboy havası olan bir koruma. Annie’nin abisinin nişanlısı üzerinden yolu kasabaya düşüyor ve Annie’ye flört etmeyi, randevularda nasıl davranacağını öğretmeyi kabul ediyor. İkisi arasında bir tür pratik ilişki başlıyor. Randevu provası yapıyorlar, flört etmeyi deniyorlar, Annie kendini daha rahat ifade etmeyi öğrenmeye çalışıyor. Ama zaman geçtikçe bu durum sadece bir öğrenme süreci olmaktan çıkıyor. Çünkü birlikte vakit geçirdikçe aralarındaki çekim gerçek hale gelmeye başlıyor ve başta çizilen sınırlar yavaş yavaş anlamını kaybediyor. Kitabın başları beni gerçekten çok hızlı yakaladı. Hatta ilk kitaptan daha çok seveceğim galiba diye düşündüm. Annie ve Will'in dinamiği çok eğlenceliydi, aralarındaki diyaloglar akıyordu ve sürekli gülümseten bir enerji vardı. Ancak orta bölümlere geldiğimde hikâye biraz yavaşladı. Bazı sahneler uzatılmış gibi hissettirdi ve aynı duyguların etrafında birkaç kez dönüldüğü için yer yer kitaptan koptuğum oldu. Bu yüzden başlardaki
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202552 okunma
Hayatı Erteleyebilir Miyiz?
8/10
·272 syf.·
2026 10. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyesi aklında kalır. Bazıları fikriyle yaşar. Beni Asla Bırakma ise bende daha farklı bir iz bıraktı. Kitabı bitirdiğimde dönüp baktığım şey ne distopyası oldu ne de arka plandaki sistem. Garip bir şekilde aklımda kalan şey insanlar oldu. Bu benim için de küçük bir sürprizi. Çünkü distopya okurken ilk dikkatimi çeken şey sistemlerdi. İktidar nasıl çalışıyor? İnsanlar nasıl yönlendiriliyor? Toplum hangi mekanizmalarla şekillendiriliyor? 1984'ü okurken de, Cesur Yeni Dünya'yı okurken de peşinden gittiğim sorular bunlardı. Beni Asla Bırakma'da ise kendimi bambaşka bir şey yaparken buldum. Sistemi çözmeye çalışmıyordum. Kathy'yi anlamaya çalışıyordum. Tommy'nin neden öyle davrandığını düşünüyordum. Ruth'un içindeki eksiklikleri görmeye çalışıyordum. Belki de bu yüzden kitap bana birçok kişinin söylediğinin aksine hiç sıkıcı gelmedi. Çünkü ben bu kez dünyanın nasıl çalıştığını değil, insanların o dünyanın içinde nasıl yaşadığını merak ediyordum. Bu da bana kitap kadar kendimle ilgili bir şey gösterdi. Belki de okur olarak değişiyordum. Kazuo Ishiguro elinde korkunç bir malzeme olmasına rağmen onu hiç dramatize etmiyor. Daha sert bir yazar bu hikâyeyi bir isyan romanına dönüştürebilirdi.Daha öfkeli bir yazar sistemi sayfalar boyunca teşhir ederdi. Daha politik bir yazar sloganlar üretirdin. Ishiguro ise bunların hiçbirini yapmıyor. Bize yalnızca insanların hayatlarını anlatıyor. Ve tam da bu yüzden roman daha rahatsız edici hale geliyor. Çünkü karakterler kaderlerini bilmelerine rağmen zincirlerini kırmaya çalışmıyorlar. Kaçmıyorlar. Savaşmıyorlar. Devrim yapmıyorlar. Sadece yaşamaya devam ediyorlar. İlk başta insan bunu anlamakta zorlanıyor. Sonra fark ediyor ki romanın asıl sorusu sistem değil. İnsan. Kitap boyunca beni en çok düşündüren şey "ertelenme"
Edebiyat
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Okuma tarzımın dışındaydı ama sevdim.
8/10
·162 syf.··
2026 189. kitabı
İlk izlenim olarak kitabın baskısını gerçekten beğendim. İnce bir kitap olmasına rağmen kaliteli hissettiriyor. Özellikle sayfaların kalınlığı uzun zamandır kitaplarda karşılaşmadığım kadar iyiydi. Hikâye ise oldukça akıcıydı. Olayları iki karakterin gözünden okumak hoşuma gitti ve bu durum hikâyeye dinamizm katmış. Yazım dili okunaklı, sade ve sürükleyici. Kısa bir hikâye olmasına rağmen merak duygusunu koruyor ve sonunu sürprizli şekilde bağlıyor. Bu benim çok alışık olduğum bir tür değildi. Bu yüzden başta adapte olmakta biraz zorlandım. Ama yaklaşık 100. sayfadan sonra hikâyenin içine daha rahat girdim ve okuma deneyimim belirgin şekilde güçlendi. Kitap genel olarak kolay okunan bir yapıya sahip. “Bir bölüm daha okuyayım” hissini veriyor. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekiyor: Bu kitap kesinlikle yetişkin okurlara yönelik. Sert bir anlatım dili var ve içerdiği bazı olaylar rahatsız edici olabilir. Zaten kitabın başında da hassas içeriklerle ilgili bir uyarı yazısı bulunuyor. Bu yüzden okumayı düşünenlerin bunu göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak: Benim için akıcı, sürükleyici ve farklı bir okuma deneyimi oldu. Türüne çok alışık olmamama rağmen kendini rahatça okutan bir kitaptı.
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026554 okunma
Yazar sevdiğim tarafını sonunda göstermiş.
8/10
·504 syf.··
2026 166. kitabı
Gazap ve Yıkım benim için ilk kitaba göre belirgin şekilde daha başarılı bir devam kitabı oldu. Hatta ilk kitapla ilgili yaşadığım bazı sorunların büyük ölçüde çözüldüğünü söyleyebilirim. Bunun en önemli sebebi çevirmen değişikliği olmuş gibi görünüyor. İlk kitapta beni sık sık hikâyeden koparan akıcılık problemleri ve anlaşılması zor betimlemeler burada büyük ölçüde ortadan kalkmış. Okuma deneyimi çok daha rahat ve sürükleyici bir hâle gelmiş. Hikâye tarafında ise bazı sorularımıza cevap bulmaya başlıyoruz. Buna rağmen arka planda saklanan daha büyük gizem hâlâ korunuyor. Yazar hem cevaplar veriyor hem de merak unsurunu canlı tutmayı başarıyor. Bu dengeyi kurabilmesini sevdim. Evren de bu kitapla birlikte biraz daha açılıyor. En hoşuma giden noktalardan biri, dünya kurulumunun doğrudan açıklamalarla değil olay örgüsünün içine doğal şekilde yedirilmiş olmasıydı. Bilgiler okurun önüne yığılmıyor; hikâye ilerledikçe kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken küçük bir sorun ise bazı diyaloglarda konuşanın kim olduğunun zaman zaman karışması oldu. Ancak bu durum çok sık yaşanmadığı için genel okuma deneyimimi ciddi anlamda etkilemedi. Kitabın sonlarına doğru ise gerçekten şaşırdım. Üstelik bu, sadece beklenmedik bir ters köşe değildi. Sonradan dönüp baktığımda ipuçlarının aslında hikâye boyunca önümüzde durduğunu fark ettim. Bu yüzden finalde yaşadığım şaşkınlık “Bu nereden çıktı?” hissi değil, “Bunu nasıl düşünemedim?” hissiydi. Bence iyi yazılmış gizemlerin en güçlü tarafı da bu. Kısacası Gazap ve Yıkım, ilk kitaba göre daha akıcı, daha güçlü ve daha başarılı bir devam kitabıydı. Hem evreni biraz daha açmayı başardı hem de finalde yaptığı hamleyle merak duygumu ciddi şekilde yükseltti. Serinin bu noktadan sonra nereye gideceğini gerçekten merak
Gazap ve YıkımJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 202549 okunma
Reklam
Reklam