Taş duvarların arasında büyüdü içimdeki karanlık. Güneşi bile demir kokan bir çağda öğrendim ben insanları. Krallar gördüm; tahtı altından ama ruhu çürümüş. Rahipler gördüm; elleri duada, kalpleri cellat. Sonra bana “neden böyle oldun?” diye sordular. Sanki insan her gün biraz daha öldürüldüğü bir dünyada hâlâ merhametle kalabilirmiş gibi. Ben canavar olmadım. Beni aç bıraktılar. Güvenimi darağacına astılar, sessizliğimi meydanlarda taşladılar. İçimde ne kadar iyi şey varsa ya kılıçtan geçirildi ya da ihanete kurban gitti. Şimdi gözlerimde gördüğünüz şey öfke değil yalnızca. Bir çağın küllenmiş laneti. Sırtında hançer izleri taşıyan bir savaşçının geç kalmış yeminleri. Bana zalim diyorsunuz.
Şiir
Lapis Lazuli: Afganistan'ın Kadim "Mavi Altını" 6.000 yıldan fazla bir süredir, Afganistan dağları dünyanın en değerli doğal kaynaklarından birini gizliyor: lapis lazuli. Başlıca Badahşan'daki Sar-e Sang bölgesinden çıkarılan bu koyu mavi yarı değerli taş, ultramarin olarak bilinen pigmentin kaynağıydı. Basit bir değerli taş olmanın çok ötesinde, birçok medeniyette güç, kutsallık ve güzelliği temsil etti. Antik Mısır, Mezopotamya ve daha sonraki kültürlerde lapis lazuli, kraliyet ailesi, rahipler ve kutsal nesneler için ayrılmıştı. Tutankhamun'un cenaze maskesinde kullanıldı ve yüzyıllar sonra, öğütülmüş pigmenti Rönesans resimlerini tanımlayan parlak ultramarin mavilerini üretti. Uzun mesafeli ticaret yolları aracılığıyla lapis, kıtalar arasında seyahat ederek "mavi altın" olarak bilindi; insanlık tarihi boyunca imparatorlukları, dini gelenekleri ve sanatsal ifadeyi birbirine bağlayan parlak bir malzeme oldu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Doğarken sana bir nefes veriliyor, nefesin sayılı. Tibetli rahipler o yüzden konuşmuyorlar. Biz 45 dakikadır boş boş konuşuyoruz, büyük ihtimalle birkaç seneyi yedik. Ben buraya geleceğim diye iki gün konuşmadım."
1000Kitap
TANRIYA KARŞI SÖYLEV Hayal mahsulü ve işe yaramaz varlık, adın bile yeryüzünde hiçbir politik savaşın döktüremeyeceği kadar kan akıttı. İnsanlar çılgınca umutları ve gülünç korkularıyla ne yazık ki seni hiçlikten çıkartmaya cüret ettiler; keşke geri girsen o hiçliğe! Sen insan soyuna eziyet etmek için çıktın ortaya yalnızca. Senden söz etmeyi aklından geçirmiş ilk sersem boğazlansaydı, yeryüzünde ne çok cinayet engellenirdi! Varsan göster kendini! Benim gibi zavallı bir yaratık sana hakaret etmeye cüret etti, sana meydan okudu, seni hiçe saydı diye, senin mucizelerini inkâra kalkıştı ve varlığını alaya aldı diye acı çekmeye kalkma sakın, sözde mucizelerin beş para etmez uydurukçusu! Var olduğunu bize kanıtlamak için bir mucize göster! Göster kendini; ama iyi kalpli Musa'ya göründüğün söylendiği gibi, alev alev yanan çalılık halinde değil; senin oğlun olduğunu söyleyen beş para etmez cüzzamlıya göründüğün dağın tepesinden de değil, insanları aydınlatsın diye yararlandığın yıldızın yakınından görün, mademki onlar senin elinin bu yıldıza rehberlik ettiğine inanmak istiyorlar, o halde bu evrensel, belirleyici eylem sana her gün gerçekleştirdiğin söylenen bütün o okült büyüleyiciliklerden daha fazlaya mal olmaz. Şanın, şöhretin buna bağlı ya bunu yapmaya cüret et ya da bütün zeki insanların senin iktidarını reddetmesine ve senin sözde itkilerinden, senin tatsız tuzsuz varlığını bize vaaz ederek domuz yavruları gibi yağlananların ve sunaklarda öldürülen kurbanlarla beslenen o pagan rahipler gibi, soykırımları çoğaltmak için kendi idollerini yüceltenlerin senin hakkında yaydıkları, tek kelimeyle masallardan kurtulmasına artık şaşma! (Kaynak: Tanrıya Karşı Söylev-Marquis de Sade-S:14)
Dinin Kurumlaşması ve İktidarın Gölgesinde Kayboluşu Din, ilk başta çoğu zaman saf bir arayıştı. Bir insan, evrenin anlamını, ölüm korkusunu, adaletsizliği sorgulayıp “daha büyük bir şey”e sığınırdı. Kalbiyle, vicdanıyla yaşadığı bir bağdı bu. Ama insan topluluk olmaya başlayınca din de “kurum”a dönüştü. İşte o an her şey değişti. Kurumlaşma, dinin ruhunu yavaş yavaş kemirdi. Kutsal metinler yorumlandı, yorumlar kural oldu, kurallar hiyerarşi yarattı. Rahipler, ulema, papazlar, şeyhler… Bir sınıf doğdu. Bu sınıfın elinde din, bireysel bir aydınlanma aracı olmaktan çıkıp kitleleri yönetme aracına dönüştü. “Tanrı’nın iradesi” diye sunulan şey, aslında o kurumun iktidarını koruma mekanizması haline geldi. Günah, ceza, cennet, cehennem gibi kavramlar, insanları itaatkâr kılmanın en etkili sopası oldu. Dini kurum, “beni sorgularsan Tanrı’ya isyan etmiş olursun” dedi ve eleştiriyi şeytanlaştırdı. Daha kötüsü, bu kurumlar kısa sürede dünyevi iktidarlarla kol kola girdi. Tarihe bakınca aynı tabloyu görüyoruz: Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı resmi din yapınca, İsa’nın “zengin olmak zordur” diyen mesajı, saraylarla, servetlerle, ordularla buluştu. Osmanlı’da ulema çoğu zaman padişahın meşruiyet makinesiydi. Bugün de aynı hikâye farklı kostümlerle devam ediyor. Bazı ülkelerde din adamları diktatörleri “Allah’ın gölgesi” ilan ederken, bazı yerlerde muhalifleri “dinsiz” diye damgalıyor. Din, iktidarın emrine girince evrensel ahlakı değil, egemenin çıkarını savunur hale geliyor. Bu ilişki karşılıklı besliyor aslında. İktidar, dini kurumlara maddi imkân, ayrıcalık ve koruma veriyor; dini kurum da karşılığında halkı “itaat”e çağırıyor. “Devlete karşı gelmek Allah’a karşı gelmektir” fetvaları, “sultanım çok yaşa” duaları, “bu zulüm Allah’ın takdiridir” tesellileri… Hepsi bu kirli
Din
Doğru söyleyen 9 köyden kovulur. Peygamber dahi olsa kovulur hatta ÖLDÜRÜLÜR… Kimler sevilir? PUTLAR… Putperest Hahamlar, rahipler ve din adamları BELÂMLAR. Bunlar sevilir çünki herkese CENNET vaad ediyorlar. Sevenler ise KONFORLARI VE RAHATLARI BOZULMADAN GİRİLECEK CENNET i duymak istiyorlar. ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM DEDİKLERİ İÇİN CEHENNEME GİRMEYECEKLERİNE İNANMAK İSTİYORLAR. Bakalım… Eğer seni yalanladılarsa bil ki senden önce de apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getiren peygamberler yalanlanmıştı. Ali-imrân suresi 184.
1000Kitap