Rahmetle, sevgiyle ve saygıyla anıyoruz seni Sultan-üş Şuara..
Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!

Cemal Safi
CEMÂL SÂFİ HAKKA YÜRÜDÜ..
Saygıyla ve rahmetle
...
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim…

Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar’dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim…

Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim…

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim…

Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem’i.
İbrahim’in atıldığı kor benim…

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla’danım, hayır benim, şer benim…

Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim

Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Embiyanın yüzündeki nur benim.

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

Aşık Veysel Şatıroğlu.

Bugün aramızdan ayrılalı 45 yıl olan halk ozanımız. Mütevazi hayatına sadece sevgiyi, dostluğu ve kocaman bir kalbi sığdırdı. Onu hatırladıkça bile insanın içine huzur doluyor. Bu dünyadan bir garip Veysel de geçti gitti işte. Artık sadece şiirleri, türküleri, sımsıcak dostluğu kaldı geride.

Saygıyla, Rahmetle Anıyoruz.

Ömer Seyfettin..
98 sene önce bugün yani 6 mart 1920'de değerli edebiyatçımız, hatta edebiyatımızın öncülerinden biri olan Ömer Seyfettin'i kaybettik. Hemde maalesef insanlıgımızdan utandıracak şekilde kaybettik.

Hikayesini kısaca anlatayım. Ömer Seyfettin Kadıköy yakasında kira evinde, yalnız yaşıyordu. Kaç zamandır yemek de yiyemiyordu. Son günlerinde geçirdiği ateşli hastalığı ilerlemiş, adeta kendini kaybetmişti. Onunla ilgilenebilen en yakın arkadaşı Ali Canip'ti. Hemen her gün uğruyor, biraz yemesi için evinden yemek getiriyordu. Kendini kaybetme derecesinde ağırlaşınca, onu bir faytonla Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne götürmüştü.

Hastanede yattığı süre içinde gözlerini açmadı.. Arada bir, "çocuk.. çocuk…” diye sayıklıyordu. Muhtemelen, uzun süredir yüzünü görmediği kızını anıyordu. Özetle evlat hasreti çeke çeke öldü Ömer Seyfettin.

Ünlü yazarı hastanede tanıyan kimse yoktu. Onun aziz bedenini sahipsiz bir ölü, bir kadavra olarak değerlendirmek istediler. Cesedinin çevresinde tıp fakültesi öğrencileri toplanmıştı ve hatta hastane hademesi cesedi üzerine elini koymuş olarak önce fotoğraf bile çektirdiler. Sonra hademe bir testereyle kıtır kıtır başını kesti cesedin..Fotoğraf gazetelerde yayınlanınca, onu tanıyanlar telaşla hastahaneye koşup, başsız cesedi kurtarmaya çalıştılar ama olanlar olmuştu artık.

Vefatından sonra dahi başına gelmeyen kalmadı ki oda ayrı konu. Dilerim bu dünyada bulamadıgı huzuru bulmuştur. Saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Tam 1 yıl...
Acı ve âdice ihanetin üzerinden geçen tam 1 yıl..
İçimizdeki hainlerin, vatanımıza karşı ayaklandığı, kanlı saatlerin üzerinden geçen tam 1 yıl..
Ömürler de geçse, asla unutulmayacak bir destan yazıldı. Kanla yazılan savunma destanı, canla korunmaya çalışılan ülke destanı...
"Bir mıh bir nalı kurtarır, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır." diyordu.. Evet, o gece ordumuz milletimizdi. Canı pahasına dimdik duran kahramanlarımız...
Çünkü; ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan daha onurluydu. Mühim olan düşmemek değil, her düştüğümüzde el ele kalkabilmekti. Burası kitap sitesi, bu yazının ne işi var burada diyecek olan arkadaşlara şunu söyleyeyim; " Bazen hayat, en önemli kitaptır. Okuyabileceğimiz sayfaları olmasa da, hissedebileceğimiz ruhu vardır."
Bazıları tarih okur, bazıları da tarih yazar.
15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan tüm canlarımızı, cananlarımızı rahmetle, saygıyla, duayla anıyorum. Rabbim mekanlarınızı cennet nasip etsin. Alınlarınızdan ve güzel yüreklerinizden öpüyorum.
Unutulmasın ki kanla alınan, sadece kanla verilebilir. Tüm hainler bir araya gelseler, 1 karış toprağımız kadar değere sahip dahi olamazlar. Allah'ın şaşmayan adaleti, elbet onun da hesabını soracaktır..
~Pınar Akdeniz

Bazı insanlar ölümsüzdür...Yıllar geçtikçe değerleri daha da artar ve asla unutulmazlar...İşte daimi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de bu müstesna insanlardan...Saygıyla, rahmetle, minnetle anıyoruz....