Samet

Samet
@raifevfendi
Sert bir gerçeklik
9/10
·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 19:48
Kitabın uzunluğuna göre bıraktığı etki çok yüksek. Hem Polis eliyle otoritenin vatandaşların özel hayatına ne kadar özgürce dahil olduğunu eleştiriyor, hem de ''özgür'' medya adıyla medya organlarının ne kadar her hayatı sadece kendisine sermaye belirlediğini. Sadece bir manşet ile, toplumda karşılık bulan bir görüntü veya başlık ile bir kimsenin hayatını nasıl raydan çıkarılabildiğini izliyoruz. Ne medya organı kişiye değer veriyor veya kişi ile kişisel bir haset güdüyor, ne de toplum medya organını görüyor. Topluma çiğnenebilecek bir malzeme veren medya, satışlarını katlıyor; Ezecek birini gören toplum o kişiye nefretini kusuyor. Tüm her şey, seçilen herhangi bir kimsenin hayatını mahvetmeye de yetiyor. Bu yönüyle medyayı yermeyi çok güzel başarmış bir yazar. Yalnızca sonuçları göstermekle kalmayıp arkasındaki saikleri göz önüne sererek her iki tarafın da bakış açısını görmemizi sağlıyor ve bu yönüyle çok başarılı buldum. Kitabın sadece küçük bir bölümü devletin polis eliyle vatandaşlarının özel hayatına dahil oluşunu anlatmakla birlikte bunu öylesine abes gerçeklerle gösteriyor ki atlamadan geçmek imkansız. Herhangi bir memur sırf idarenin arzusu üzerine herhangi bir vatandaşın tüm özel hayatına kulak misafiri olabiliyor ve bu günümüzde dahi kabul edilebilen bir gerçek. Bu kısım için ilgilisine kitabın geçtiği aynı ülkede geçen ve hatta dönemine çok yakın bir tarihi konu alan ''Das Leben der Anderen'' isimli filmi öneririm.
Edebiyat & Roman
Katharina Blum'un Çiğnenen OnuruHeinrich Böll · Can Yayınları · 2016820 okunma
Betül Demir isimli okura yanıt verildi
Samet
teşekkür ederim. Ben de seni cok beğendim 🤪
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yoğun bir dram
8/10
·861 syf.··
2026 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 23:53
Uzun süren bir okuma oldu benim için. Ama hikaye okumadığım zamanlarda dahi kendisini zihnimde canlı tuttu. Tekrar kitabı elime aldığımda kaldığım yerden sanki az önce bırakmış gibi devam ettim. Anlatım güncel ve gündelik bir dille olması bunu sağlarken sanki kitabı derin ve insanın içine işleyici olmaktan da çıkarmış gibi. Bir anı okuyoruz, farklı bakış açılarının yazıldığı bir günlük. Kitap bitene ve belki kimisi için de bittikten sonra birkaç gün geçene kadar hissini yaşatacak olan talihsiz bir hayatı öğreniyoruz. Karakterlerin duruşları kitap boyunca hep çok güçlüydü ve bunu takdir ettim. Kitap uzun bir dönemi kapsadığı için insanların benzer olaylara defalarca gösterdiği tepkilere şahit oluyorsunuz ama karakterler hikayede aradan geçen onlarca yıla rağmen hiç duruşlarını değiştirmiyorlar ve bu o insanları hikayede çok güçlü ve belki sabit bir noktada tutuyor. Burada eklemem gerekir ki ana kahramanın hatalarını ve çocukça inatlarını hiçbir değişikliğe uğramadan 20 30 yıl sonra dahi aynı şekilde tekrarlayıp ve hatta bunları aynı şekilde ifade edişi zaman zaman hikayeyi yapaylaştırabiliyor. Bu aşamada bu karakterin güçlü durduğunu değil; kendini tekrarladığını ve hatta doğallığını kaybettiğini söylemek mümkün. Günümüzde okuyucusunu bu kadar uzun süre bağlayan, hikayesini merak ettirip okutmayı başaran ve bununla çok satanlar listesinde uzun süre listenin üst sıralarında kalmış bu kitabın adını gelecek yıllarda da duyacağız gibi gözüküyor.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Betül Demir isimli okura yanıt verildi
Samet
Farklı bir bakış açısı tabii ki bu da. Hissettirdikleri farklı sanırım.
Sen anlatma, profilin anlatsın.
Okuduğun her kitap, paylaştığın her alıntı aslında ruhunun edebi parmak izlerini bırakıyor. Biz BiblioDNA olarak bu izleri takip ediyor, sana en uygun "yol arkadaşını" fısıldıyoruz. Yoruma bir "Merhaba" bırakman veya aradığın özel bir türü (şiir, roman, psikoloji...) yazman yeterli. Sıradaki sayfanı birlikte açalım mı? 👇
1000Kitap
Samet
Merhaba
Toplumsal adaletsizliğe dair bir yorum
8/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
Bu kitabı oldukça geç okuduğumu düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun bir metin ve Dreyfus Davası üzerinden dönemin Fransa’sındaki siyasi ve kurumsal yapıyı anlamak için iyi bir örnek sunuyor. Kitap aslında Zola’nın cumhurbaşkanına hitaben yazdığı açık mektuptan oluşuyor. Dreyfus’un casuslukla suçlanmasıyla başlayan süreçte ordunun, basının ve siyasetin nasıl aynı hatayı savunmak için birleşebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle tamamen bir sistem eleştirisi. Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri, davada gerçeğin ortaya çıkması için çaba gösteren az sayıdaki insandan biri olan Yarbay Picquart’ın konumu oldu. Picquart, gerçek suçlunun başka biri olduğunu fark eden ve bunu dile getiren tek kişi olmasına rağmen sistem tarafından korunmak yerine cezalandırılıyor. Bu durum bana davanın yalnızca bir yargı hatası olmadığını, kurumların kendi hatalarını korumaya çalıştığında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini de gösterdi. Zola’nın metindeki tavrı da oldukça dikkat çekici. Eleştirisini kişisel bir öfke üzerinden değil, daha çok dürüstlük üzerinden kuruyor. Bunu şu sözlerinde açıkça görmek mümkün: “Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar. Toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller.” Zola’nın amacı belirli kişilerle hesaplaşmak yerine sistem içindeki adaletsizliği görünür kılmak. Son bir not olarak; Bu tür siyasi ve tarihsel konulara ilgi duyanlara ayrıca "Paris Düşerken" kitabını da önerebilirim. SuçluyorumSuçluyorum Emile ZolaEmile Zola Paris DüşerkenParis Düşerken
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Samet
Bu kitabı okuyalı bir süre geçmişti. Ama bugün bu incelemeyi okumak kitabı tekrar hatırlattı ve ne kadar kısa olursa olsun özünün ne kadar öğretici olduğu tekrar hatırlattı. Paylaşım için teşekkürler.
İlgi çekici bir okuma deneyimi
8/10
·212 syf.··
2026 9. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 20:06
Oldukça akıcı bir kitap olmasının yanı sıra yazılmasının arkasındaki hikaye de en az kendisi kadar ilginç. Bu yüzden kitabın kendisini incelemekten çok bu hikayeyi anlatmak istedim. Kitabın yazımı Diderot'un o dönemde sosyeteden çekilen arkadaşı Marquis de Croismare'ı tekrar Paris'e çağırmak için kurmaca mektuplar yazmasıyla başlıyor. Bu mektuplar ailesi tarafından zorla manastıra kapatılan genç bir rahibenin yardım çağrısı gibi kurgulanıyor ve Markiz'in gerçekten inanacağı kadar da gerçekçi yazılmış. Daha sonra Diderot bu mektupları genişleterek "Rahibe" romanına dönüştürüyor. Kitapta Markiz'i inandırmak için oldukça fazla hukuki terim kullanılmış. Ayrıca metinlerin mektuplardan derlenmiş olmasının da etkisiyle küçük tutarsızlıklar da var. Ama bana kalırsa bu durum romanın okuma deneyimini daha da ilginç ve özgün kılıyor. RahibeRahibe Denis DiderotDenis Diderot
RahibeDenis Diderot · Engin Yayıncılık · 19971,029 okunma
Samet
Ne güzel bir inceleme olmuş böyle. İncelemeyi okuyunca kesin bu kitabı okumalıyım dedim kendime!