Kitabın uzunluğuna göre bıraktığı etki çok yüksek. Hem Polis eliyle otoritenin vatandaşların özel hayatına ne kadar özgürce dahil olduğunu eleştiriyor, hem de ''özgür'' medya adıyla medya organlarının ne kadar her hayatı sadece kendisine sermaye belirlediğini. Sadece bir manşet ile, toplumda karşılık bulan bir görüntü veya başlık ile bir kimsenin hayatını nasıl raydan çıkarılabildiğini izliyoruz. Ne medya organı kişiye değer veriyor veya kişi ile kişisel bir haset güdüyor, ne de toplum medya organını görüyor. Topluma çiğnenebilecek bir malzeme veren medya, satışlarını katlıyor; Ezecek birini gören toplum o kişiye nefretini kusuyor. Tüm her şey, seçilen herhangi bir kimsenin hayatını mahvetmeye de yetiyor. Bu yönüyle medyayı yermeyi çok güzel başarmış bir yazar. Yalnızca sonuçları göstermekle kalmayıp arkasındaki saikleri göz önüne sererek her iki tarafın da bakış açısını görmemizi sağlıyor ve bu yönüyle çok başarılı buldum.
Kitabın sadece küçük bir bölümü devletin polis eliyle vatandaşlarının özel hayatına dahil oluşunu anlatmakla birlikte bunu öylesine abes gerçeklerle gösteriyor ki atlamadan geçmek imkansız. Herhangi bir memur sırf idarenin arzusu üzerine herhangi bir vatandaşın tüm özel hayatına kulak misafiri olabiliyor ve bu günümüzde dahi kabul edilebilen bir gerçek. Bu kısım için ilgilisine kitabın geçtiği aynı ülkede geçen ve hatta dönemine çok yakın bir tarihi konu alan ''Das Leben der Anderen'' isimli filmi öneririm.