Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Christian Jacq “Mısırlı Champollion: Mısır'ın Resim Yazıları Nasıl Çözüldü?” adlı tarihi romanı oldu.
Mısır bilimi ve arkeoloji eğitimi olan yazarın 5 kitaplık Ramses Serisinden sonra bu defa Manevi Mısırlı Champollion olarak bilinen Jean Fronçois, Mısır özlemiyle yanıp tutuşan bir bilim adamının hikâyesi anlatılır.
Doğuya doğru bir yolculuğun başını çeken Champollion, hedeflediği hiyerogliflerin gizemini çözmek, anlamını sezinlemek için kendi seçtiği heyetiyle Mısır'ın Nübye Çölü serüvenine atılır. (Ama maalesef hiyerogliflerin nasıl çözüldüğünü bizim anlamadığımız ama Champollion çözdüğünü öğreniriz sadece.)
Farklı karakterlerde ve vasıflardan oluşan heyet, tehlikeli ve amansız bir mücadelenin içine çekilir. Kendi aralarındaki çıkar çatışmasından, kirli ilişkiler yumağına, bencil ve hırsının kurbanı olanlara, casuslara, yağmacılara kadar (“bilim adına yağmacılık”da bence ayrıca tartışma söz konusu) pek çok karmaşık olaylar silsilesiyle karşılaşırız.
Mehmet Ali Paşa'nın zoraki izniyle, Fransız Başkonsolos Drovetti'nin engellemeleriyle Ramses tapınaklarına, Ebu Simbel tapınağının ve bilumum yerleşim yerlerine doğru aşkın bir hakikat arayışında olan Champollion'un uzun ve meşakkatli yolculuğunu okuruz.
#kitapalıntıları
&Ben kendi kendimden sıyrılıp benliğimi Mısır'a, onun en ufak taşlara işlemiş tinselliğine sunmamış mıydım?
&Jean-François Champollion, kaderin elinde bir oyuncaktan, yitip gitmiş bir uygarlığın peşinde, görünmeyeni araştıran, çocukluğundan beri içinden çıkmamış o yoğun ateşi dile getirecek bir tutku adamından, başka neydi ki...
&Yararsız olan, yitip gidiyordu. Varlık soyunuyor, yalınlaşıyordu. Sınırlılığının bilincine varıyor ve bu kopuş içinde umudu yani Mısır'ı değişmez kılan o gizli ateşle kendisi