Nurettin Topçu, din konusunda olduğu gibi, din adam konusunda da fikirlerini açıkça ortaya koyuyor ve şunu diyordu "Asıl bityüik adamlar, man yaratıcısı olan peygamberlerdir". Bunla, hareketleriyle kâinatı velveleye verenler değil, şuurları harekete geçirenler, insanda irade yaratanlardır. Maddeyi rûha kars kullanan zorba hareket adamları, İskender, Sezar, Napolyon ve Lenin insanlığ ın asırlarca çalışıp kurduğu medeniyetleri bir hamlede yakmış olan adamlardir. Bunların hiçbiri insanhg yeni bir krymet getirmediler, belki eski krymetleri yıkark bununla harap olan insanhığı, kendi benliklerinin gururuna esir ettiler. İnsanlığı hakiki çehresiyle tanımak için, küçük görünen ve kalabalığın alkışını toplayamayan, lâkin gözy şından doğan eserlere bakınız: İnsanlk, kaba gözlerle göril- meyen bu şuur hareketlerivle ilerlemistir. Bugünkü insanlık Ramses'in, İskender' in, Sezar'ın, Haccac-1 Zalim'in, Cengiz'in Napolyon'un ve Lenin'in eseri degildir. İnsanlık, Peygamberin vahyinde, bir de sanatkârın eserinde ebedilik sırrinı yakalamis ve kendini bulmuştur
Gönülleri kahredici kahkahaların, göklere yükseldiği ve ümitlere perde indiren çanların çalındığı şenlikte zafer mi arıyorsu nuz? Kalabalıktan alkış toplayarak ve kılıç şakırtılarına tempo tutarak birçok insanları matemlere gömen zaferlerden tarih bugünümüze bir neşeli sada mı bıraktı sanki? Ramses, Sardanapal ve Daryüs zafer kahramanı idiler. İskender de muzafferdi öyle mi? Sezar'la Napolyon da zaferlere kanmış serdarlardı. Ne kaldı onların zaferlerinden? Toprak, kendisine atılan bir tohumdan bir tutam başak çıkarıyor. Bunlar insanlığın kalbine hangi tohumu attılar acaba? Gayz ve kin tohumlarını, düşmanlık ve intikam duygularını. Su fidana hayat verir. Hain bir çene onu sömürür. Hangisi muzafferdir dersiniz? Kesici diş ve koparıcı pençe olmak gerçek zafere ulaştırmıyor. Toprağa süzülen, varlığın derinlerine nüfuz ederek su olmasını bilen, zafere ulaşacaktır. Sultan İkinci Mehmet ancak bu beldede gönüllerin fatihi olduktan sonra gerçek zafere kavuşmuştu.
Zaferin yolu gönüllerdir, sonsuzluğa götürücü gönüller. Bir gönül, binlerce kılıcın fethedemeyeceği bir millet kalbini fetheder. Asil zafer onundur. Sokrat zindanda, Hallac darağacında muzaffer oldular. Onların şehadeti, gönüllerde ebedi meyva verecek olan ağacı yeşertti. Mevlâna ve Akif kıyamete kadar gönüllerde gaza yaparak zaferden zafere koşacak birer kılıcı bize bıraktılar. Ruhlarımıza varlıkta ebedi kalmak, gerçekte ölmemek sırlarmı üfleyen nefesler. onların son nefesi idi. Biz onların emaneti olan kılıçlarla çarpışarak muzaffer olacağız. Ümidin kanatlarına sığındık. Imanımız, kuvvetimizdir. Düşmanlarımız bizden korkmasa bile âleme güneş olan ümit ve imanımızdan korkacak, teslim olacaklar. Ümidimiz bir güneş gibi onları da ısıtıp erittiği gün biz muzaffer olacağız. Zira hakiki zafer bir tarafın kazanması ile öbür
Ağabeyi Muvattalli döneminde meşedi, yani ordunun beyi olarak kaşgaları imparatorluğa bağlı kılma başarısını gösteren Hattuşili, ikinci Ramses ile geciken Kadeş barış muahedesini yaparak insanlık tarihinin iki süper devleti arasındaki ilk barış antlaşmasınıı’nı gerçekleştirdi.