10/10
·864 syf.··
2026 97. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:37
Selamlar. Kitaplığımda ki okumadığım kitapları bitirmek adına başladığım serüvende bugün ki eşlikçimle geldim. Baştan söyleyeyim acayip minnoş bir yazarı var. Ara ara kitapla ve karakterlerle alakalı dedikodu yapmak bana çok iyi geldi. Gelelim konumuza! Asude bir mağazada satış görevlisi olarak çalışıyor. Aslında kendisi veterinerlik mezunu ama malum ülkemizde üniversite bitirmek yeterli bir kaide sayılmıyor artık. Ancak o halinden memnun. Çünkü annesi ve babasıyla Çanakkale'de azıcık aşım kaygısız başım, sağlıklı ve mutlu bir hayatı var. Ta ki babasının son dönem ki durgunluğuna kadar. Bu durgunluğun sebebini öğrendiklerinde ortalık baya karışıyor. Babası amcası için kefil olmuş ve borçlar almış başını gitmiş. Yılların emeği ile alınmış evde tehlikede. Asude iş yerinde arkadaşına bu durumu anlatırken çarşıda birkaç kez gördüğü o adam da bunları duymuştu. Savaş evlenmek istemiyor ama babaannesinin de dayatmalarına artık dayanamıyordu. Asude'ye bir teklifte bulundu. Kaçınılmaz ve bayıldığım o klişe ortaya girdi. Anlaşmalı evlilik! Kitapta resmen Asude ve iç sesleri beni krize soktu. Asude'nin halasından ve amcasından ivedilikle nefret ettim. Tamam. Maalesef her ailede böyle akrabalar vardır ama bunlar çok ekstraydı ya! Melike hepimizin aradığı ama çoğumuzun bulamadığı o mantık tarafımızın konuştuğu arkadaştı. Ben bu kızdan razıyım. Savaş ile alakalı kararı mı sayfalar ilerledikçe şekillendi diyebilirim. Çünkü başlarda evlenmek için daha doğrusu evlenmemek için kurduğu sebepler bana pek mantıklı gelmemişti.Ancak ileriki sayfalarda ailesine karıştıkça ve anne - baba durumunu öğrenince bir taşlar yerine oturdu. Çünkü kitabın başından beri Savaş Ali'nin anne ve babası ile alakalı bir bilinmez vardı. Ayrıca Sinop'a yani savaşın ailesinin yanına gittiklerinden sonra kitapta
1000Kitap
GönülçelenOrenda · Lapis Kitap · 202623 okunma
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:31
Zweig diyeceğim. Şöyle bir şey; bu okuma bana, sıcak yaz günlerinde tozlu bir yerde çalışırken insanın vücudunda böyle küçük iğne batması gibi bir sıcak acısı olur, yer yer vücudundan sıcak sıcak pıt pıt bir şey atar öyle hissettiridi işte. Bu kitap değil de bu hikâye. "Kadın birdenbire, "yaşantım onun yanında da şekillenmiş olabilirdi" diye düşündü ve aniden aklına gelen bu fikir zihninde renkli hayallere dönüştü... sonra hayalperest dudaklarındaki düşünce yavaş, çok yavaş, neredeyse fark edilmeden söndü..." Hiçbir şey yazmak istemiyorum konuşmak istemiyorum bilmek istemiyorum görmek istemiyorum duymak istemiyorum. Allah'ım bu insanlar nasıl tahammül ediyor kendileri ile yaşamaya diye diye ben de bu hayatı tamamlarım bir gün. Tek bir gün yok ki hayret etmeyeyim. Gerçekten Allahım razıyım ben. Ben bu halimden iyi kötü razıyım. Sen de benden razıysan ben başka bir şey istemiyorum. Kim ne yapıyorsa yapsın artık kimse adına utanmak istemiyorum kimseden de sorumlu falan değilim. İnsanların yaptıklarından da sana sığınıyorum. Ve hatta ki varlıklarından.
Edebiyat
Unutulmuş DüşlerStefan Zweig · Zeplin Kitap · 20181,300 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Umutun tükendiği yer
Puan vermedi·530 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:40
Umut azalınca çaba da azalır. Aslında bu romanda umut neredeyse hiç yoktur. Meyhanenin kapısından giren, kendini yavaş yavaş cehennemin ortasında bulur. "Gervaise gülerek: - Ne karar verilirse ben razıyım, dedi. Güç beğenir biri değilimdir. Dışarı çıkalım, çıkmayalım, hepsi bir benim için. Şu anda çok memnunum, daha fazlasını da düşündüğüm yok." Hayattan büyük beklentileri olmayan bir kadının tek arzusu; başını sokacak bir ev, kendisini dövmeyen bir eş ve sıcak bir tas çorbadır. Kendi emeğiyle ayakta duran Gervaise, zamanla hem eşinin hem de eski sevgilisinin oyuncağı hâline gelir. İşinden, düzeninden ve evinden olur. Sefil bir hayata mahkûm edilerek sessizce görünmezleşir. Zola, bu romanda içkinin insan bedenini ve ruhunu küçük ama kararlı adımlarla nasıl çürüttüğünü çarpıcı bir şekilde tasvir eder. İnsan hayatı zaten zorluklar ve hastalıklarla ilerler; umut tükendiğinde ise boşluğu bağımlılıklar doldurur. İnsan, acılarını unutmaya çalışan bir makineye dönüşür. Ve bu, yalnızca bireyin değil, toplumun da çöküşüdür. İçki; çalışkan, dürüst ve emeğiyle yaşayan bir kadının bile hayatını elinden alabilir. Sonunda yoksulluk, açlık ve çaresizlik insanı karanlık yollara sürükler. "İkinci kadehte, Gervaise açlığını artık duymaz olmuştu. Coupeau'yla da barışmıştı artık, sözünü tutmadığı için kırılmış değildi ona. Herkes boşuna mı geliyordu Colombe babanın şu dükkânına. Haftalığı içkiye yatırıyordun yatırmasına, ama hiç olmazsa miden bayram ediyordu. Şu güzel, duru, altın suyu gibi pırıl pırıl şey, ooooh! içlerini ısıtıyordu. Şu anda Gervaise dünyaya boşveriyordu. Yaşamaktan bir tat aldığı yoktu. Sonra, cepteki parayı sokağa atmada kocasına yarı yarıya ortak olmak da avundurucu bir şey.." Meyhane, Zola'dan okuduğum ikinci roman oldu. Yazar, bazı sahnelerdeki güçlü tasvirleriyle
MeyhaneEmile Zola · Cem Yayınevi · 19894,700 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 21. kitabı
Yasaklı Lal Figan 2 ​Herkese selaaam! Ay ben geldim ama içimdeki fırtınaları bir bilseniz... İlk kitabı bitirir bitirmez hız kesmeden hemen ikinciye geçmiştim, iyi ki de öyle yapmışım. Ama peşin peşin söylüyorum: Okurken yine bol bol sinir krizi geçirdim! Neyse ki sonradan olaylar toparladı da tansiyonum dengelendi. Özellikle o "ismi lazım olmayan" tiplerin sahneleri azaldıkça benim de kafa rahatladı, oh be dedim! ​Şimdi müsaadenizle şuraya biraz içimi dökeceğim çünkü söylemezsem çatlarım! ​Doru... Sana ne desem az! Ya gerçekten soruyorum; bir insanın seni sevip sevmeyeceğini, o ağır lafları söylerken ne hissettiğini anlamayacak kadar hödük müsün be adam? Okurken "Yok artık" dediğim çok an oldu. Neyse ki bu krizler çok uzamadı da birazcık sakin kalabildim. Ama yiğidi öldür hakkını yeme; tüm delirmelerime rağmen bu ikiliyi okumak bana müthiş bir seyir keyfi verdi. Birbirlerini her anlamda o kadar güzel tamamlıyorlar ki... Siz kesinlikle nazar değmeden mutlu mesut hayatınıza devam edin, ben sizi uzaktan sevmeye razıyım. Ah benim canım Erva'm... Gelelim kitabın sonuna... Spoiler olmasın diye detay veremiyorum ama cidden neden öyle bir şey oldu ya? Neden?! Ben sonuna kadar canım kızıma hak veriyorum. Erva bence yaşayabileceği en ağır şeyleri yaşadı. Ve işin en acı tarafı, canı yanarken bile sevdiklerini düşünmediği tek bir an olmadı. Okurken "Kızım dur, yalvarırım önce bir kendini düşün!" diye bağırmak istedim ama Erva hiç bencil olamadı. Peki şimdi o sevdiklerine soruyorum: Siz bu kıza bunu neden yaptınız? Sizi affedebilir miyim hiç emin değilim, Erva bunları zerre hak etmedi. Ve Ceylin.. Senden nihayet kurtulduk ama yalan yok, içimin yağı zerre erimedi. Keşke senin için çok daha farklı bir son olsaydı. İçimde en ufak bir rahatlama hissi bile oluşmadı, sana hala çok
YasaklıPınar Salman · Pukka Yayınları · 2024262 okunma
Benim Duygu ve Düşüncelerim
Puan vermedi·285 syf.··
2026 9. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:16
İki hayatı ele alıp ortak bir noktadan birleştirip, harikalar ötesi bir olay örgüsü yapan yazardan razıyım. Kesinlikle okuyun derim çok iyi bir kitap ve son olarak karakterimiz Jadviga'nın da " 'It's over(Bitti)'ama bundan sonra 'Back to back(Karanlığa dönüş)' dediği gibi benim içinde kitap bitmiş olabilir ama kitaptan yola çıkarakta karanlık yanlarıma geri dönüp sorguladım.Teşekkür ederim sevgili yazar.
UmutMahir Şanlı · Umay Kitap · 201647 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 35. kitabı
| Hediye Demet Akan-Yara Atlası Okurken alıntılara boğmamak için direndiğim bir kitap daha. İnsanın kendi içindeki okyanusa yaptığı sessiz ama derin yolculuk gibi hissettirdi bana bu kitap. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey aslında içindeki olay örgüsünden ziyade hissettirdiği hislerdi. Böyle bir roman olacağını hiç düşünmemiştim. İçimdeki kelimelerin bu kitapta sayfaları doldurduğu yerlere şahit oldum. Romanın merkezindeki karakter, hayatın içinde var olmaya çalışırken kendine yabancılaşmış bir insan. Kalabalıkların arasında yalnız hisseden, kendini takdir etmesini bilmeyen, insanları iyi gözlemlemeye bağlı iç sesiyle yaşayan ve içinde neyin eksik olduğunu tam olarak tarif edemediği bir boşlukla mücadele eden “travma yükü fazla” olan biri. Biz de bir doktorla konuşmalarına şahitlik ediyoruz. Bu aslında bir tedaviden çok, kendi ruh okyanusunun derinliklerine doğru yapılan bir keşfe dönüşüyor. Okurken birçok yerde kendimden parçalar buldum. Hatta bazı sayfalarda, terapide konuşan kişi sanki benmişim gibi hissettim.🫨 Sanırım yazarın en sevdiğim yanı da bu oldu. Görünmeyen yaraları öyle güzel anlatıyor ki insan kendini anlaşılmış hissediyor Üstelik yazar bunu çok sade ve samimi bir dille yapıyor. İnsan bazen içindeki boşluğun sebebini de, taşıdığı yaranın yerini ve kaynağını da tam olarak bilemeyebiliyor. Ama bu kitap, o boşluğa ışık tutuyor ama size o boşluğun kaybolacağını vadetmiyor.. adını koyamadığın duyguların peşine düşüp yaralarının atlasını çıkararak sana kendini biraz daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. Bazı yaraları iyileştirmek istemiyorum daha fazla. Düzeltmek istemiyorum. Acıyla terbiye edilmeye razıyım. İnsan, Allah’ı en çok acıdan kıvranırken hatırlıyor, yalan değil. Ve insan konuşmaların en güzelini Allah’a acıyla yaklaştığında yapıyor.
Yara AtlasıHediye Demet Akan · Timaş Yayınları · 202662 okunma