Yabancı yazarların kitaplarını yeni okumaya başlamış biri olarak bu kitap sevdiklerimin arasında yer almayı başardı. Genel olarak çoğu kitapseverin okumuş olduğunu düşündüğüm bu kitaba ben on üzerinden dokuz veririm sanırım.
Konusuna gelecek olursak, kitap çok olaylı karışık bir kitap değil, iki kısma ayrılmış, birinci kısmı tamamıyla şeker portakalı tadında yazılmış, şahsen ben çok beğendim. 7 8 yaşların babasıyla ve abisiyle yaşayan bir kız çocuğunun kasaba da geçen hayatını ele alıyor. Kızın babası avukat.
Birinci kısım da hikaye daha çok çocukların etrafında dönse de ikinci kısım da babasının taraftarlardan birinin avukatlığını yaptığı bir davadan ve bu dava sonucun da başlarına gelen bir olaydan bahsediyor. Sonundaki olay kesin bir sonuca bağlanmış olsaydı daha çok hoşuma gidebilirdi ancak mevcut son da kötü olmamış ben beğendim. Kısacası şeker portakalını seven herkesin bu kitabı seveceğini düşünüyorum.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,6bin okunma
“Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum...”
Bir tabloda gördüğünüz kadına ne kadar aşık olabilirsiniz, ruhunuza denk düşen bir başka ruhu ne derece bulabilirsiniz...
Kitapta kendisini insanlardan soyutlamış, düşüncelerini anlatmaya değer bir insana rastlamamamış Raif efendiyle, hayatın ceremesini çekmiş ilgisini hak edecek tek bir erkeğe denk gelmeyen bir kadın olan Maria Puder’in hikayesi anlatılıyor. Raif efendi ilk görüşte aşık olsa da Maria’ın aşık olması daha doğrusu aşkından emin olması o kadar kolay olmuyor. Ara sıra olan çekişmeler gidip gelmelerle sonun ne olacağına emin olamadığımız bir kitap.
Kendi düşüncelerime gelecek olursam öncelikle kitap sarıyor mu? Evet sarıyor akıcı bir yazımı var içinizi sıkan klasiklerden değil, ben bir solukta okuyup bitirdim. Kitabın ilk başı olayın on sene sonrasından başlıyor, kendi kendinize hadi artık kadın nerde nasıl karşılaşacağız falan derken bir anda on sene öncenin hikayesi sizi karşılıyor. Kadının sürekli belirsizlik içinde olması da ayrı bir yönden sizi merakta bırakıyor.
kitap her ne kadar dini bir konuyu, bir vecibeyi, dinimizin gerektirdiği bir yaşamı içermese de, bu konularda hassasiyet sahibi biri olarak peygamber efendimizin yalnızca ismiyle anılması beni rahatsız etti. bunu da söylemeden geçemeyeceğim.