elif

Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştum ilk o zaman. Ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan. Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu, hatırladım.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“Ölüsünü göstermeyen cins kediler gibi uzağında Hayalimde ufacık bir yuva kuruyorum. Sonra yaşamak zorluğu geliyor akla Dikkat, kapılma aşka diyen sesler duyuyorum. Bu kaygılı günlerimde bir zaman Sana görünmemeyi yerinde buluyorum. Orda burda, tek başıma, perişan Dolaşıp duruyorum.”
bana bu kudreti verdiğin, beni ben ettiğin için sana teşekkür etmek, galiba pek resmî kaçar. hatta ben, züppelik diyorum buna. ben senin için, ancak her şeyimi, bütün mevcut kıymet hükümlerini ve canımı feda etmekle belki biraz hafiflemiş olurum. yine de ödemiş, karşılık vermiş olamam… kimselere mecbur olmadım, olmam da. yiğitliğim ve rivayet olunan erkekliğim bundandır. ama senin mecburun olmak, beni hiç mi hiç küçültmüyor. aksine yüceltiyorsun, insan ediyorsun, yaşatıyorsun.
“ve biz, milyarlarca aşkın, yalanın, alçaklığın, kahramanlığın; kapıları, kapakları, kuş uçurmaz uzaklıkları ve ayrılıklarıyla, kahrolası yasaklarıyla, bu acayip kaos karanlığında biz ikimiz! iki müthiş hasret, iki parça can…”
“yazık değil mi fakat nazlı bir vücud-ı melek sevilmeden ölmek? senin yerinde olsaydım, hayır, severdim ben; ve kendi hüsnümü başlardım önce sevmekten. bu ruh için bir hak biraz da kendini sevmek değil midir yaşamak?”