İnsan cinsi gitmek zorundadır. Bu dünyadan gider; bir duyuştan diğerine, bir halden ötekine, bir anlamdan berikine gider. Gitmeyi bıraktığı anda, gurbet fikrini kaybetmiş olur. Böylece donuklaşır ve katılaştıran uykuya mahkum olur.
O zaman bir hayal daha kuralım: Bir ikindi vakti Lahorlu hacılarla oturmuşuz. Mescid-i Aksa'nın avlusundayız; bir zamanlar buralarda israil bayrağı dalgalanıyordu hafazanallah, filan diye gülüşüyoruz.
...içinden geçip gittiğimiz vakitlerle tanışamadan, o vakitleri, ilerdeki muhayyel başka vakitler için feda ederek ilerliyoruz. Yaşadığımız hayat, hayali bir hayat kadar dikkatimizi çekmiyor.
Çok beğendiğim ve bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu.
Zaman akışı, karakterlere yer veriş tarzıyla güzel bir hikaye kitabı.
Konu ve verdiği mesaj, zaman ilerlerken sürekli değişen pencerelerden değerlendirilmişti. Amaçların ve hedeflerin hayatımızdaki yeri, yanılgısı, ya da varlığının tüm açıklığıyla insan doğasıyla birleşmiş haliydi. Vazgeçişler, hatıralar; olduğumuz mu yoksa olmamız istenen hayatı mı yaşıyoruz bunaltısı, hepsi yine okuru içine döndürüyordu..