realistperest

realistperest
@realistperest
𝐚𝐝 𝐚𝐬𝐭𝐫𝐚 𝐩𝐞𝐫 𝐚𝐬𝐩𝐞𝐫𝐚
Puan vermedi·56 syf.·
2026 3. kitabı
Gotik unsurlar da barındıran bu kısa hikâyenin ana karakteri bir hobi olarak gördüğü çözümleme yeteneğini kullanarak isabetli çıkarımlar yapabilen genç dedektif Mösyö C. Auguste Dupin'dir. Birçok yönden Arthur Conan Doyle'un danışman dedektifi Sherlock Holmes'e benzer. Bir olayın vardığı sonuçtan geriye doğru giderek onu başlatan nedene ulaşmak ve bir zincirinin halkaları gibi düşünebileceğiniz bu süreçte karanlıkta kalan noktaları açığa kavuşturmak onun için bir tür zihin egzersizi gibidir. Hikâyenin anlatıcısı olan ev arkadaşı ile birlikte yaşar. Morgue Sokağı'nda münzevi bir hayat süren yaşlı bir kadın ve kızının ölü bulunması ile başlayan bir cinayet soruşturması dikkatini çekince bu vaka ile özel olarak ilgilenmeye başlar. Hikâye Dupin'in, ilk bakışta sıradışı ve anlaşılmaz gibi görünen herhangi bir olayın çözümüne kalıpların dışında düşünme yoluyla kolaylıkla varılabileceği tezi üzerine kuruludur. Tavsiye ederim.
Polisiye
Morgue Sokağı CinayetleriEdgar Allan Poe · Can Yayınları · 202519,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·50 syf.·
2026 2. kitabı
Yazar Lyon'da Düğün isimli hikâyesinde onları yutacak karanlığı çaresizce beklemek zorunda olan bir grup insanın seçme şansları olduğunda bir başkasının mutluluğuna - sessiz de olsa - coşkuyla katılmasını anlatırken aslında korku ve neşenin iç içe geçtiği bir kontrast oluşturmuş. Hikâyedeki karakterler yaşamı kutlayabilmeyi seçebildilleri için mutludur çünkü katlanmak zorunda olduğumuzda u'mutsuz seçme şansımız olduğundaysa u'mutlu oluruz. İki Yalnız İnsan ve Wondrak (Fragman) isimli hikâyelerindeyse okura çevresi tarafından ötekileştirilmiş insanların hayatlarından kesitler sunar ve asıl sorunun dışlanan kişide değil ona bunu layık gören kişilerin bakış açısında olduğuna işaret eder. Wondrak, aynı zamanda bir kadının bürokrasinin pençesinden kaçma çabasını ve toplumsal normlara direnişini anlatan bir psikolojik gerilim öyküsüdür. Bu öykü feminizm bağlamda düşünüldüğündeyse ayrıca anlam kazanır. Hatta sosyal bilimler alanında çalışanlar için bir tez konusu bile olabilir. Tavsiye ederim.
Edebiyat
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Pierre ve Luce'un Yeşilçam tadında bir aşk hikayesi var. Yazar adeta şiirsel bir romantizmle örülü saf bir aşk hikâyesi kaleme almış. Çift hayatlarına bir sis gibi çöken ve onları da içine çekip yutmak isteyen savaş gerçeğine rağmen kendi küçük baloncuklarında bir aşk rüyasını yaşamaktan vazgeçmiyor. Aşk onların ayağını yerden kesiyor olsa da gözlerini kör etmiyor. Savaşın adeta gündelik hayatın sıradan bir olayı haline gelen dehşeti - hava bombardımanları ve sığınaklara kaçış gibi olaylar - karakterleri kendi etik değerlerini ve varoluşlarını sorgulamaya itiyor. Bu açıdan bakıldığında yazar okurlarına sadece birbirine tutkun iki aşığın hikâyesini anlatmak yerine düşünen ve tartışan bir çift üzerinden savaş karşıtı görüşlerini tartışmaya açıyor. Romanın son sahnesinin bile aslında yazarın bu görüşlerini yansıttığını düşünüyorum. Savaşın çatık kaşlarına rağmen barışın nasıl filizleniverdiğinin hikâyesini okuyoruz da denebilir. Tıpkı Lev Tolstoy'un romanında olduğu gibi... Tavsiye ederim.
Edebiyat
Pierre ve LuceRomain Rolland ·  Fihrist Kitap · 059 okunma
Puan vermedi·480 syf.·
2025 1. kitabı
Bir Aklın Savaşı'nda yazar, kurgusal bir totaliter rejimin etik olmayan kararlarının sebep olduğu kaosun ortasında var olmaya çalışan farklı karakterlerin birbiriyle iç içe geçen hikâyesini anlatıyor. Kendini gelişmemiş toplumlardan daha üst bir seviyeye konumlandıran "modern" insanın içindeki ilkel bencilliğe ayna tutarken, okurlarını etik ikilemler üzerine de düşünmeye iten sinema filmi tadında sürükleyici bir aksiyon ve gerilim romanı. Romanda anlatılanlar aynı zamanda demokratik bir imaj çizen totaliter rejimlerin kendi içindeki çarpıklığına ve iki yüzlülüğüne de bir eleştiri niteliği taşıyor. Kazuaki Takano'nun yazım tarzı bana birazcık Dan Brown'un romanlarını anımsattı. Okumaya başladığımda anlatılan olayların gelecekteki bir zaman diliminde geçtiğini sanmıştım hatta bir ara distopik bir roman olabilir diye bile düşündüm - ki böyle bir yönü de var - ama romanın ilerleyen bölümlerinde verilen detaylardan yola çıkarak romanın 2005 yılında geçtiğini hesapladım. Benim gibi kafası karışan olursa diye belirtmek istedim. Tavsiye ederim.
Uzak Doğu Edebiyatı
Bir Aklın SavaşıKazuaki Takano · Portakal · 2017264 okunma
Puan vermedi·330 syf.·
2024 11. kitabı
İlk kez 1890 yılında yayımlanan bu eserinde William Morris, kapitalizm ve onun yan etkilerinin tamamen ortadan kalktığı doğa ile uyum içinde yaşayan, daha mutlu ve huzurlu bir toplumun portresini çizer. 1848 yılında Friedrich Engels ve Karl Marx tarafından yayımlanan Komünist Manifesto isimli eserin etkisi bu kitapta da kendini göstermektedir. Anlatılan ütopya bariz bir şekilde sosyalist özellikler taşır. Yazar, bu eserini Edward Bellamy'nin Geriye Bakış 2000’den 1887’ye (1888) isimli eserine bir eleştiri olarak kaleme almıştır. Kendini açıklanamaz bir şekilde İngiltere merkezli ve orta çağ temalı - 14. yy. - bu ütopyada bulan ziyaretçi William Guest - yazarı temsil eden otobiyografik bir karakter - ona eşlik eden rehberi Dick ile birlikte çeşitli yerleri gezerek 2102 yılının İngiltere'sini keşfetmeye başlar... Yazar, kırsal bir ortamda büyürken içinde filizlenen doğa sevgisini kitap boyunca sık sık tasvir ettiği pastoral manzaralar aracılığıyla eserine de yansıtmış. Hiçbiryerden Haberler sadece geleceğe uzanan bir yolculuk hikâyesi değil bugünün sanayileşmiş toplumlarına da göz kırpan - belki de kaşlarını çatan demeliyim - eleştirel bir tartışma metni. Bu yüzden eğer okumayı düşünüyorsanız bu kitabı zihnen daha sakin olduğunuz bir zamanda okumanızı tavsiye ederim.
Ütopya Edebiyatı
Hiçbiryer'den HaberlerWilliam Morris · Kaos Yayınları · 2002287 okunma
Reklam