"Saadet ve kıskançlık mutluluk adı verilen kesrin pay ve paydasıdır." s.31
"Batan güneşin ışıklarının doğan güneşinkiyle tamamen aynı açılarda düşmesine rağmen her şeyin tümüyle farklı, değişik bir pembelikte görünmesi, her şey içinde azıcık burukluk bulunan sessizliğe gömülürken sabaha hepsinin bir kez daha gürültüye ve bolluğa kavuşacağı gerçeği tuhaf, değil mi?"
Kayıt - 18
"Bahsettiğim heyecanlı olayın etkisiyle, eski trenlerin üzerinden geçtiği demir köprüler misali hâlâ titriyorum. Kendimi duyumsuyorum. Ama sadece içine kirpik kaçan göz şişmiş parmak veya çürük diş kendini duyumsar, bireysel varlığının bilincine varır. Sağlıklı göz veya parmak ya da diş varlarmış gibi görünmezler. Yani gayet açık, değil mi? Kendi kendinin bilincine varmak, hastalıktır."
Kayıt - 22
"Gerçekte kim olduğunu kim bilebilir? İnsan dediğin roman gibidir: Son sayfasına kadar nasıl biteceğini bilemezsin."
Kayıt - 28
"Bana gelince: kalbimde tatsız, hatta acı verici denebilecek, acımayla bağdaştırılan türden bir baskı vardı (Kalp sadece sıvı pompalayan ideal bir pompadır. Yaptığına baskı, sıkışma gibi tanımlar yakıştırmak teknik açıdan saçmalıktır; bu bağlamda “aşk” ve “acıma” ve söz konusu sıkışmaya veya baskıya yol açacak diğer her türlü şeyin hastalıklı, saçma ve doğadışı olduğu çıkarımına varmamız normaldir.)"
Kayıt - 29
"Devrimler sonsuzdur. Bu sonuncu lafım, çocuklar için. Sonsuzluk çocukları korkutur ve çocukların iyi uyuması şarttır.”
Kayıt - 30
"Bu sayfadaki kara harfler aniden ürkse ve dört bir yana kaçışsa geriye abuk sabuk karalamalar, mesela sayfanın başında tn-gc-uymd ec gibi bir şeyler kalır ya, sokaktaki kalabalığın durumu da aynen öyleydi: sırasız, düzensiz, yönü belirsiz…"
Kayıt - 35
"Ve içimde bir şey (ben değil) şunu düşündü: “Herkes içinde yalnız kalbiyle birlikte