Selam, size harika bir kitap önerisi ile geldimm... 10 kişi. Ölümcül bir oyun. Ya hayatta kal... ya ihanet et. 9/10 🏝 🌊 ‎ Lyla ve sevgilisi bir realite show'a katılır. Ve orada 5 çift olarak 10 kişi gittikleri ada da başlarına en fazla ne gelebilir ki? Show için Hint Okyanusun da bir adaya giderler. Orada herkese bir ev verilir. Birbirlerine alışmaları ve kameralara karşı rol yaparlar. Bir gün ada da ki çiftlere birbirlerinizi gerçekten tanıyor musunuz? diye bir soru cevap yapılır. En iyi tanıyan iki kişi villada kalmaya hak kazanır. Fazla iyi tanıyamayan ise elenir. O gece ada da büyük bir fırtına olur. Ve iki kişi ölür. Bu fırtınadan sonra ada da yaşamak için çabalamaları gerekmektedir. Ya birbirlerine sadık kalacaklar yada ihanet edeceklerdir. Devamı kitapta saklı...✨ .... 🏝🌊 Beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Yazarın kalemi çok iyi. Kitabı okurken kendimi sanki onlarla berabermişim gibi hissettim. Her çift mükemmel midir? sorusunu insana sorduruyor...
Doğaçlama bir metin
Dış etkenlere/odaklara bağlı olarak veya onların olumlu /olumsuz yaklaşımı üzerinden kendine rol biçmek, algı oluşturmak, hedef belirlemek ve onların bu olumlu/olumsuz yaklaşımlarını kendi için yürütücü, cezbedici, meşruiyet zemini oluşturucu ve var olan imajını tahkim edici bir pozisyona rağbet etmek veya öyle bir realite iddiasında bulunup bunu ifade veya ima etmek, şeref hususunda düşüşün, inanç konusunda şaibenin, iman konusunda zafiyetin göstergesi değil midir?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
'Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur Moi je veux crever la main sur le cœur Allons ensemble, découvrir ma liberté Oubliez donc tous vos clichés Bienvenue dans ma réalité ❤️‍🩹
Şarkı
"Kınamayın... Kaderiniz olur." Sâdi Şirazî
Çekersin değil sözleşirsin, ahitleşirsin Yaşamın içinde bazılarına çok basit gelen kaide, konuşulan kelimenin hayat üzerinde ki azim tesiridir. Sürekli ve çok kolay sarf ettiğimiz için belkide kıymetini idrak edemiyoruz ama realite bu, kelamda sihir vardır ve bizler iyi sihir veya kötü sihir yapar dururuz gün boyu. Kınamak, eleştirmek kendinde kınadığın şeyi var etmek, var olmasına vesile olmaktır. Kınamak alışkanlığının yer ettiği insanlara bakın, hayatta inancı veya gelenekleri neyi doğru kıldıysa onu yapmaya çalışan ve yapamayanları hakir gören yapıdadırlar. Ancak ince bir çizgi var, başka gözler tarafından görünenleri doğru yaparlar, yapmayanı görünce kınarlar. Oysa her nefis kendi sınavına tabidir, sen onun iradesinde değilsin ve onun arzularının boyutunu bilmiyorsun. Kınadığın kişinin arzularını sana taksak perişan olacaksın belkide, bilemezsin ama susabilirsin, anlayabilirsin. Ağzımızdan çıkan sözleri doğru inşa etmedikçe, şaka olanlar dahil, hayatta bir düzelme beklememeli. Şifayı kaptın demişler az biraz düşünsek ne büyük bilgelik var anlaşılır. Hastalandın demiyor hastalanmana rağmen, şifayı kaptın diyor. Sıhhatini kaybettin de en azından hastalandın deme. Şaka yapıyor, şakanın içinde her türlü bed olay sıralanmış, ağzına bal yesinde bal olmayan cümleler dökülemesin... Afiyet gerek, afiyet gösteren ve anlatan ve çağrıştıran kelimeler gerek... - Halid Emre Aslan
1000Kitap
Lui et moi n’était pas fait pour ce monde et ce monde peut-être pas fait pour nous, mais c’était parfait comme ça, je me souviens d’la manière dont ses yeux essayaient d’fuir la réalité, mais lorsqu’il est posés sur moi c’est comme si pour la première fois le soleil effleurer ma peau et pourtant je savais que un jour il serait plus là. O da ben de bu dünya için yaratılmamış gibiydik, belki de dünya bizim için yaratılmamıştı. Ama her şey bu haliyle kusursuzdu. Gözlerinin gerçeklikten kaçmaya çalışışını hatırlıyorum, fakat gözleri üzerime çevrildiğinde, sanki güneş ilk kez tenime dokunuyormuş gibi hissederdim. Yine de bir gün onun artık burada olmayacağını biliyordum.
OSMANCIK, KONAK, ÇATI ve DEVLET ANA...
Dünyanın akışına yön veren en önemli hâdiselerden birisi olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin (Yüce Osmanlı Devleti’nin) kuruluşu birçok edebiyatçımıza ilhâm vermiş; saklı bir hazine gibi, nice kalemlere mevzu olmuş, nice roman ve şiirlerin muhtevasını teşkil etmiştir. Bu kaynağa eğilen romancılarımızdan üç tanesinin üzerinde duracağız: “Osmancık” isimli romanıyla Tarık Buğra’nın; “Konak” ve onun devamı “Çatı” isimli romanlarıyla M. Necati Sepetçioğlu’nun ve “Devlet Ana” isimli romanıyla Kemal Tahir’in… Eserlerin tahliline geçmeden önce, yazımıza temel teşkil etmesi bakımından önemli gördüğümüz, Prof. Dr. Erol Güngör’e âit “TARİHİN ROMANI” isimli bir makaleden bazı pasajları aktarmak faydalı olacaktır. Rahmetli Erol Güngör bu yazısını, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Kilit” ve “Anahtar” isimli eserleri vesilesiyle yazmış olsa da, aynı hükümler, “Konak” ve “Çatı” da dahil, yazarın diğer tarihî romanları için de geçerlidir. İşte Erol Güngör’ün tesbitlerinden bazıları: **“Tarihî roman yazmak, hele tarihteki büyük adamların hayat macerasını roman hâline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse giriştiği zaman, yüksek bir ipin etrafında denge kurarak yürümeye çalışan bir canbaza benzer. Bir tarafta işlediği konunun tarihî realitesi, öbür tarafta kendisinin bir yığın malzemeden seçerek inşâ edeceği yeni bir realite vardır. Bu taraflardan birine fazla eğilmek, romancıyı çürük bir sakızı yeniden geveleme basitliğine düşürür, öbür tarafa ağırlık verdiği zaman da, yazdığı şey tarih olmaktan çıkar. Tolstoy “Harp ve Sulh”u yazarken, yarattığı şahsiyetlerin yanı sıra harp vakıasının teknik yönlerini de vermeye çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. Son günlerde onun ve Dostoyevski’nin edebiyat geleneğini devam ettiren Soljenitsin, “Ağustos 1914” adlı romanıyla harbin strateji ve
Kemal Tahir