Hakikat, Hakk'ın koyduğu mutlak kaidenin, bu kaideden vücut bulan mânânın ve bizi bu mânâ üzerinde sabitkadem kılan istikametin adı. Realiteyi ise sınırlı varlıklarımızla bu dünyadan toplayıp denkleştirdiğimiz malzemelerden bizler imal ediyoruz. Tabiatıyla realite değişken ve yanıltmaya pekâlâ müsait...
Realite bu kadar sadedir. İnsan kendini onun önünden silebilse, işte, gerçekleştiği zaman trajedi bile bu kadar sadedir. İnsan kendini değil, ölçülerin bozguncusu yalancı ve yaygaracı, boşuna ümitlerin, kuruntuların, dehşetlerin yaratıcısı ve mevcut olmayanların tanrısı muhayyileyi silebilse, her şey, kendi kendisi hâlinde, ne kadar sade.
"Sizin zaman kavramınız düz bir hat üzerinde ilerleyen bir trene benzer, bizimki ise lokomotifi hareketsiz bir biçimde, saat yönünde dönen bir platform üzerinde yer alır.
Biz her zaman yolumuzun tümünü görebiliriz, çünkü o daima bizim altımızdadır ve dolayısıyla biz daima 'şimdi' zamanında bulunuruz. Bizim hareketimiz daima bilinen bir merkezin çevresinde vuku bulur.
Sizin yolunuz düz olduğundan ve ileri doğru gittiğinizden, şimdiki anı asla tam olarak deneyimlemezsiniz. Geriye bakar ve bulunmuş olduğunuz yeri görürsünüz. İleriye bakar ve nereye gittiğinizi görürsünüz. Asla OLMA halini, o tip bir varoluşu deneyimleyemezsiniz. Onun yerine, YAPMA halini, o tip bir varoluşu deneyimlersiniz. Bu sizin düşük titreşiminizin bir parçasıdır ve boyutunuz için uygundur."
BULUNDUĞUN YERİ gösteren kırmızı noktanın daima haritanın ortasında bulunduğunu ve yeni varoluşunun olaylarının o tek nokta çevresinde ileri geri hareket eder göründüğünü hatırlayan Mike;
"Bu sizin haritanızı açıklıyor" dedi. Sonra, bu bir insan haritasının tam zıddı diye düşündü.
"Doğru!" dedi Turuncu; "Sizin zaman çerçevenizde, harita bellidir ve insan ona göre ilerler. Çünkü siz zamanı ve realiteyi değişmez, insanı ise değişken olarak algılarsınız. Bizim titreşimimize ve zaman çerçevemize yaklaştıkça, insan varlığı değişmez ve harita veya realite değişken olur."
Hiç şüphe yok ki ideal terbiye, çocuğun kabahatlerini cezalandırmak değil, onu kabahat yapmaktan alıkoyacak bir seviyeye çıkarmaktır. Fakat, böyle bir idealden yüz çevirmemekle beraber, düpedüz realite çerçevesi içinde kaldığımız zaman, yektahtada böyle birşeyin mümkün olmadığını görürüz. Ceza şarttır.