Devrelerin katedilmesi bakış açısının dışındaki başka bir bakış açısını gören varlığın gelişiminde (tekâmülünde), devreler arasında bir kopma (süreksizlik) ânı (moment) vardır. Kesinlikle yalnızca kendisine özgü bir karakteri olan bu "ân", Semavi Nur'un etkisiyle bir yansıma planında kozmogonik ışımanın oluştuğu (Fiat Lux) ve "Olanaklar (Mümkünat) Kaosu"nun tümüyle aydınlandığı "ân"dır. Bu "ân"dan itibaren kaosun yerini düzen alır, karanlığın yerini aydınlık alır, fiil kuvvenin yerini alır, gerçeklik (réalité) gizliliğin (virtualite) yerini alır.
Sayfa 154
Fakat bir avuç Türk, bütün kıtayı tuttu. Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık. Geç kalmıştık. Artık ne Suriye, ne de Filistin bizim idi. Rumeli'yi kaybetmiştik. Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zor­luyorduk. Anadolu baştanbaşa yapılmak, şehirler, köyler, ev ve tarla zengin olmak, Türkler tamamıyla Batılılaşmak ve sonra da Halep'ten Kızıldeniz'e doğru, nüfus, teknik ve sermaye ile taş­ mak lazımdı. Biz ise Anadolu ' yu aşıp Halep kapısını vurdu­ ğumuz zaman, bayındırlık ve kalabalık görmeye başlıyorduk. Halep, büyük bir şehir, Şam büyük bir şehir, Beyrut büyük bir şehir, Kudüs büyük bir şehir ve hepsi ağyar idi. Lübnan hava­sı, bize Dobruca havasından yüz kat daha yabancı idi. Fakat her yere: -Bizim, diyorduk. Şam, evimiz .kadar bizim, Lübnan bahçemiz kadar bi­zim ... Bu tasarruf ve hüküm hissinin bize damarımızdaki kan­dan geldiğine şüphe yoktu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gördüğüm rüyada o kadar realite çeşnisi var ki, gözlerimi açtıktan sonra bile, uzun bir süre gerçeği rüyadan, rüyayı gerçekten ayırt edemedim. Uyanık halimi rüya ve uykudakini gerçek sandım.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Hakikat, Hakk'ın koyduğu mutlak kaidenin, bu kaideden vücut bulan mânânın ve bizi bu mânâ üzerinde sabitkadem kılan istikametin adı. Realiteyi ise sınırlı varlıklarımızla bu dünyadan toplayıp denkleştirdiğimiz malzemelerden bizler imal ediyoruz. Tabiatıyla realite değişken ve yanıltmaya pekâlâ müsait...
Realite bu kadar sadedir. İnsan kendini onun önünden silebilse, işte, gerçekleştiği zaman trajedi bile bu kadar sadedir. İnsan kendini değil, ölçülerin bozguncusu yalancı ve yaygaracı, boşuna ümitlerin, kuruntuların, dehşetlerin yaratıcısı ve mevcut olmayanların tanrısı muhayyileyi silebilse, her şey, kendi kendisi hâlinde, ne kadar sade.
Sayfa 406 - Samim·Kitabı okudu
Zaman katmanları..
"Sizin zaman kavramınız düz bir hat üzerinde iler­leyen bir trene benzer, bizimki ise lokomotifi hareketsiz bir bi­çimde, saat yönünde dönen bir platform üzerinde yer alır. Biz her zaman yolumuzun tümünü görebiliriz, çünkü o daima bi­zim altımızdadır ve dolayısıyla biz daima 'şimdi' zamanında bulunuruz. Bizim hareketimiz daima bilinen bir merkezin çevre­sinde vuku bulur. Sizin yolunuz düz olduğundan ve ileri doğ­ru gittiğinizden, şimdiki anı asla tam olarak deneyimlemezsi­niz. Geriye bakar ve bulunmuş olduğunuz yeri görürsünüz. İle­riye bakar ve nereye gittiğinizi görürsünüz. Asla OLMA halini, o tip bir varoluşu deneyimleyemezsiniz. Onun yerine, YAP­MA halini, o tip bir varoluşu deneyimlersiniz. Bu sizin düşük titreşiminizin bir parçasıdır ve boyutunuz için uygundur." BULUNDUĞUN YERİ gösteren kırmızı noktanın daima haritanın ortasında bulunduğunu ve yeni varoluşunun olayla­rının o tek nokta çevresinde ileri geri hareket eder göründüğünü hatırlayan Mike; "Bu sizin haritanızı açıklıyor" dedi. Son­ra, bu bir insan haritasının tam zıddı diye düşündü. "Doğru!" dedi Turuncu; "Sizin zaman çerçevenizde, harita bellidir ve insan ona göre ilerler. Çünkü siz zamanı ve realiteyi değişmez, insanı ise değişken ola­rak algılarsınız. Bizim titreşimimize ve zaman çerçevemize yak­laştıkça, insan varlığı değişmez ve harita veya realite değişken olur."