8/10
·248 syf.··
2026 25. kitabı
Altı Harfli Bir Tatlı“yumuşak yerden sert vuran” kitaplarından biri oldu benim için. Kitapta en derin tema şuydu: Bir insanın görülme, anlaşılma ve sevilme ihtiyacı. Acıma duygusu başta karakterler için başladığını zannediyorsun sonra usulca kendine doğru yönelmeye başlıyor. Kitapta " İnsan karşısındakine ağlamaz; ona bakar, ona ağlıyormuş gibi yapar ama asıl kendine ağlar." Başta bu cümle bana bencilce geldi ama sonra düşününce ve hayata bakınca doğruluk payı olduğunu anlıyorum. Kim bilir belki de kendi derdimize ağlayacak kadar açık yürekli olamıyoruz, kendinize yakıştıramıyoruz derdimize ağlamayı. Bu kitabın bu kadar etkileyici olasında dramatik olaylardan çok duygusal gerçekliğe yaslanmasının payı büyük. Süslü değil, çıplak bir duygu anlatımı var. Karşımda konuştuğum, dertleştiğim, ağladığım biri vardı. İnsanı savunmasız anını yakalıyor, içinde barındırdığı duygu yükünü sanki normal bir konuşma havasında yavaşça okurun omuzlarına bırakıyor. Ve sanırım aylarca okumayı ertelediğim bu kitabı okumaya hazırmışım çünkü herkes aynı kitabı okur ama herkes aynı yerden kırılmaz derler öyle oldu birazcık... Havf ile reca arasında olduğum, hem yüzleştiğim hem de içten içe iyileştiğim bir eserdi.
Duygu ve Düşünce
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
kitap yorumu
10/10
·362 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
"Bu, bir kurtuluş hikayesi değil. Bu, her şeyin bedeli ödendiğinde bile insanın içindeki karanlığın susmadığını anlatan bir hikaye." Sahra Çınar, ailesi tarafından görünmez kılınmış, çocukluğu çalınmış bir kadındı. Yıllar sonra evine geri döndüğünde, sadece ailesiyle değil, ruhunda derin yaralar açan o karanlık geceyle de yüzleşmek zorundaydı. Babası İrfan Çınar'ın kirli dünyası, sadece Sahra'yı değil, sevdiklerini de bir girdabın içine çekiyordu. Bir yanda onu korumak için her şeyi göze alan eski eşi Hamza, diğer yanda çocukluğunun masum şahidi Yiğit... Ve tüm dengeleri değiştiren, suç dünyasının gölgesindeki sırlar. Korku (Havf) ve Umut (Reca) arasındaki o ince çizgide yürüyen Sahra, hem kendi adaletini sağlamak hem de yarım kalan aşkını onarmak zorunda. Peki, bir baba kızına en fazla ne kadar zarar verebilir? Ve bir kadın, küllerinden yeniden doğarken ne kadar ileri gidebilir? İhanet, intikam ve sarsıcı gerçeklerle dolu bu hikayede, masumiyetin bedeli çok ağır ödeniyor. Sahra'nın hikayesi, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi. Sevilmeyen, değersizleştirilen o küçük kız çocuğunun, güçlü bir kadına dönüşme yolculuğu…. Hamza'nın "Her nerede olursan ol, daima seni bulacağım" diyen sadakati ile babasının yarattığı cehennem arasında sıkışıp kalan Sahra, bize şu soruyu sorduruyor: İnsan celladını affedebilir mi? Ya da aşk, geçmişin tüm kirini temizlemeye yeter mi? Bu kitapta sadece bir kurgu değil; korkularımız, seçimlerimiz ve susturulan çığlıklarımızın yankısını bulacaksınız. Mendillerinizi hazırlayın, çünkü Sahra'nın yüzleşmesi sizi derinden sarsacak.
Havf ve RecaBerranur Yaman · Lora Yayıncılık · 20252 okunma
Reklam
10/10
·219 syf.··
Beğendi
·
2025 82. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 10:32
“Yalan, bu dünya, yalan…Aynadaki yalan… Yalan ama, bir gerçeğin yalanı…Aynada gördüğün her şey o da, hiçbiri o değil…” Hayranlıkla okuduğum nadir kitaplardan… Necip Fazıl’ın bundan bir önceki okuduğum kitabı “O ve Ben”di. Hemen ardından bu romanı okudum ve okudukça aslında kendi hayatını romanize ettiğini gördüm. Üslup, dil ve kelimelerle dans edercesine, ama yormadan ve apaçık vurucu ifadeler tek kelimeyle hayran bıraktı. Kitabı elime her aldığımda ne kadar da geç tanışmışım Necip Fazılın diliyle diye kendime sitem ederken buldum. Gelelim romana, baş karakter Naci. Bir müslüman olarak kendimden bir şeyler bulduğum bir karakter. Doğru olandan emin, adı gibi emin, ama şeytani hatarlarla (vesveselerle) zorlanan ve yine Allah’ın lütfuyla karanlıklardan aydınlığa çıkılan havf ve reca (ümit ve korku) arası bir hayat.. Allah bizi daima dininde sabit kılsın ve akıbeti güzel olanlardan eylesin. Günaha olan yaklaşımı, günah-tevbe kavramı kitapta en hayran kaldığım ifadelerle yer alıyordu. Mesela; “O günah ki, insanı küçültür ve sığınmaya zorlar, kibir ve azamet taslayan ibadetten daha hayırlıdır.” “Rahmet kapısını açan günah mı?…Evet..ama usûl değil!..Rahmet kapısını açık tutan ibadet mi?…evet, ama cepte keklik değil….Allah’tan hem ümidini kesmek küfür, hem de emin olmak, kendisini emniyette bilmek..” Ne fasih bir anlatım ve ne vurucu bir ifade ve ne kadar gerçek… Necip Fazıl okurken şu hisse kapılıyorum, evet birçoğu iç dünyamda hissettiğim şeyleri nasıl bu kadar ben gibi dile dökebiliyor, nasıl tek cümleyle bu kadar evet işte bu! dedirtebiliyor, belki sayfalarca yazılması gereken şeyleri… Ayrıca islam hakikatine dair pasajları, kaba sofraların yaşadığı değil gerçek islam ahlakı üzerine yazıları da müslümanca duruş için dikkate alınasıydı. Özellikle yozlaşmanın had
Aynadaki YalanNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20176bin okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2025 897. kitabı
Bir Yusuf Masalı: Varoluşun Şiirsel Labirenti Türk edebiyatının modern dönemeçlerinde, İsmet Özel'in kalemi, hem geleneksel formların izini sürer hem de bireysel varoluşun keskin sorgulamalarını dillendirir. 2000 yılında yayımlanan Bir Yusuf Masalı, şairin bu ikili gerilimi ustalıkla harmanladığı bir başyapıt olarak, okuru klasik mesnevi geleneğinin labirentlerinde dolaştırırken, çağdaş insanın yalnızlığına ve kaderine dair derin bir tefekkür sunar. Eser, 2021'de yeniden basılarak güncelliğini korumuştur; bu, Özel'in şiirinin zamana dirençli yapısını bir kez daha teyit eder. Bu inceleme, kitabın yapısal zenginliğini, tematik katmanlarını ve üslup özelliklerini ele alarak, onun edebiyatımızdaki özgün konumunu irdeleyecektir.Bir Yusuf Masalı, Erzurum yöresine özgü "Hüsnü Yusuf" masalından esinlenerek kurgulanmış bir manzum hikâyedir. Eser, geleneksel masal anlatımını şiirsel bir disipline dönüştürerek, Münacat, Naat, Sebeb-i Telif ve Dibace gibi giriş bölümleriyle başlar; ardından yedi babdan oluşan ana gövdeye evrilir. Bu bablar –Şivekâr’ın Çıktığıdır, Yusuf’un Kaçırılışıdır, Şivekâr’ın Yolculuğudur, Bir Yusuf Bir Şivekâr, Dönüş, İns-ü Cin ve Suyun Sızladığıdır– masalın ritmini belirlerken, İslamî sembolizmin yedi katmanlılığını (yedi kat gök, yedi büyük günah) çağrıştırır. Hikâye, yedi yaşındaki Yusuf'un üç cin (Haz cini Kızguran, Eylem cini Sarlanan, Ödev cini Gökleren) tarafından kaçırılmasıyla başlar; Şivekâr'ın bu kayıp çocuğun peşindeki arayışı ise, insanın kendi benliğine dönüş yolculuğunu simgeler. Masal, mutlu bir sonla değil, bitmemişlik hissiyle –suyun sızması metaforuyla– kapanır; bu, okuyucuyu kendi hikâyesini tamamlamaya davet eder. Özel, eserin telif sebebini aşk ve ahlak sorgusuyla açıklarken, dünyanın "ham"lığını dibace'de vurgular; böylece, masal
Hayata Dair
Bir Yusuf Masalıİsmet Özel · Şule Yayınları · 20122,855 okunma
Para kazanmak başarmak mıdır?
5/10
·336 syf.··
2025 37. kitabı
Hacimli bir kitap olmasına rağmen bilindik konuları, bilindik izahlarla yeniden bizlere sunduğu için yazılanları çok kıymetli bulmadım. Konular iç içe geçmiş durumda, şirketlerin kuruluş hikayelerinden başlayıp isimlerine, araç markalarından sembollerine, Üzeyir Garih’ten İmamı Gazali’ye uzanan kitapta uyumsuzluk had safhada. Buna ciddi manada editör hatası da eklenince bu kelime nedir diye düşünüyorsunuz… aynı konuyu başka kaynaklardan daha verimli bir şekilde okuyabileceğinizi düşünüyorum.
Hayata Dair
Acılara Rağmen BaşaranlarÖmer Faruk Reca · Tutku Yayınevi · 20147 okunma
《 ELLERİMİZİN BÜYÜK BOŞLUĞU 》
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 74. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 05:29
Bu kitap sadece bir şiir kitabı değil; Rabb'e niyaz ve O'na cc sığınmayı ifade eden bir dertleşmedir. O'nun cc kapısından başka kapı olmadığını anlayan insanoğlunun, acziyetiyle birlikte Hak kapısında duruşudur. Samiha Ayverdi'nin söylediği gibi ; Kâinatta senden başka hayat sahibi kimse yok... Öyle ya derdimizi anlatacağımız, pişmanlıklarımızı da alıp gidebileceğimiz en sağlam, en canlı kapı onun kapısı değil midir? "Arıyoruz ve yalnızız" dizeleriyle başlayan kitap, farkındalığın getirdiği pişmanlıkla giriş yapıyor. Ayette geçen, dünya hayatının oyun ve oyalamasına dalmış insanın pişmanlıkları gizli satır aralarında.. " Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi! (Ankebut- 64) " Bu ayetin anlamına bulaşan dizeler, dünya hayatının eğlencesine,aldatmasına kapılarak aradığı huzuru bulamayan insanoğlunun farkındalığını anlatıyor. Dünya hayatının oyunlarından bunalan insanın, Rahman olandan şefkat isteğiyle devam ediyor. İnananlar olarak biliyoruz ki Rahim Rabbim'izin şefkati, her şeyin karanlıkta olduğu bir ânda bizi aydınlatacak bir fener gibidir. Dizelerden yükselen ışıltı; iman ettiğimiz, bizi sarıp sarmalayacak ve önümüzü aydınlatacak O'nun cc şefkat ışığını simgeliyor. O'nun cc şefkati öyle bir şefkattir ki; yorgun ruhlarımıza dinlenme bahşeder, kırık gönüllerimizi onarır. İnsanın, dünya hayatında yaşadığı binbir çeşit imtihanlarla gönlü kırılsa da, bu kırıklığı tamir edecek sadece Kadir-i Mutlak vardır ve O'na inancı tamdır. Bir sızı kalmış içimizde başka bir şey yok Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız dizeleri, mühürlenmiş kalplerden olmamanın verdiği şükre kapı aralıyor. İnsanız düşeriz şaşarız ama,- kalp mühürlenmediyse - yine O'nun cc
Şiir
Ellerimizin Büyük BoşluğuMevlâna İdris · Başka Kafa · 201989 okunma
Reklam
Reklam