Puan vermedi
Bazen bir kitap tek bir hikâye anlatmaz… farklı hayatları bir araya getirip tek bir anlam bırakır. Eşekli Kütüphaneci Kitap Yunanistan’dan Ürgüp’e gelen Dimitrios’un yolculuğuyla başlıyor.Başta sadece geçmişini görmek isteyen biri gibi görünse de bu yolculuk kısa sürede bambaşka bir şeye dönüşüyor.Ürgüp’te tanıştığı insanlar özellikle de Güzelgöz ailesi onu hiç beklemediği bir hikayenin içine çekiyor. Burada karşımıza Mustafa Güzelgöz çıkıyor. Köylere eşekle kitap taşıyan insanların okuması için uğraşan bir adam.Ama bu sadece kitap dağıtmak değil.Onun yaptığı şey fark etmeden insanların hayatına dokunmak. Bir yandan Dimitrios’un geçmişle kurduğu bağ diğer yandan Mustafa Güzelgöz’ün verdiği mücadele… ve bunlara eşlik eden türkülerle başka bir hikaye anlatan Refik Başaran. Kitap boyunca bu üç farklı hayat iç içe ilerliyor. Ama asıl mesele ne yaptıkları değil… ne bıraktıkları. Okurken en çok şu dikkatimi çekti...Bazı insanlar büyük şeyler yapmaz… ama yaptıkları şey kalıcı olur.... Hazırsanız… bir yolculukla başlayıp üç farklı hayata dokunan o hikayeye bakalım… Belki de mesele anlatılanlar değildir.Belki de mesele okuduktan sonra sende kalanlardır...
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Mehmet Güzelgöz'ün Hatrına Refik Başaran Dinleyelim :)
Puan vermedi·147 syf.··
2026 31. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 08:36
Öncelikle, youtube.com/watch?v=omJTh2j... Ürgüp’ün o meşhur rüzgarı vadilerde yankılanırken, Refik Başaran’ın bağlamasından dökülen yanık bir bozlak her yeri sarıyor. Tam o sırada Mustafa Güzelgöz, nam-ı diğer Eşekli Kütüphaneci, heybesindeki kitaplarla tozlu yollara düşüyor. Ama hikaye burada sadece bizimkilerle sınırlı kalmıyor; Fakir Baykurt bu toprağın ne kadar çok sesli olduğunu Aziz ve Dimitrios ile hatırlatıyor. Mübadeleyle gelen o koca boşluğun içinde, Aziz ve Dimitrios’un dostluğu aslında Anadolu’nun gerçek ruhu. Sınırların, siyasetin ve o zorunlu ayrılıkların ortasında, "insan" kalabilmenin o naif ama sarsılmaz bağını görüyorsun. Bir yanda Mustafa Efendi’nin kitap taşıyan eşekleri, bir yanda Başaran’ın teli, diğer yanda ise Aziz ve Dimitrios’un o buruk, içten hikayesi... Hepsi aynı toprağın çocukları. Baykurt öyle bir dokumuş ki metni; o dostluğun, o emeğin ve o seslerin içinde hiçbir yapaylık yok. Okurken hem o ayrılığın sızısını duyuyorsun hem de bu insanların birbirine nasıl nefes olduğunu. Bizim coğrafyanın o hem çok renkli hem de çok dertli halini, sanki eski bir dost anlatıyormuş gibi hissediyorsun. Bittiğinde ise insanın zihninde tek bir şey kalıyor: Bu topraklar, o gönül bağları sayesinde hala bu kadar canlı.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Eşekli Kütüphaneci
Puan vermedi·147 syf.··
2026 1. kitabı
Keşke Daha Önce Okusaydım Fakir Baykurt'a bu güzel kitabı bizimle buluşturduğu için çok teşekkür ederim. Kitap hakkında söylenecek çok guzel şeyler var. En önemlisi kitabın kahramanı Mustafa Güzelgöz. Hayata çok guzel bakış açısıyla bakmışsın . Bir sürü güzel şey yapmışsın. En önemlisi köylere eşek sırtında kitap taşıman. Sen kendini övmedin ama bu kitabı okuyan herkes seni övmüstür/övecektir. Şimdiye kadar seni tanımadığım için çok kendime kızgınım . Sen bize okumaktan, eğitimden,çalışmaktan,azimden, cumhuriyetten,ATATÜRK'ten Refik Başaran'dan Ürgüp'ten bahsettiğin için coookkk teşekkür ederiz. İyi ki bu memleketten Mustafa Güzelgöz geçmiş.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 03:10
Geçenlerde yine Türk edebiyatı okuma atağım tutmuştu ve olmuşken tam olsun diyerek Halide Edip Adıvar'ın Handan romanını okumuştum. (Biraz uzun sürdü ama bunun kitapla ilgisi yok.) Bazı yazarları okurken edebiyatımızın büyülü gücüne, kullanılan betimlemelere, diline hayran olmamak mümkün değil. Halide Edip de bunlardan biri benim için. Mesela bu kitapta öyle güçlü cümleler var ki bir ayrılık mektubu sözgelimi, nasıl bu cümlelerle yazılabilir diyor insan. (Hüsnü Paşa'ya en derin nefret cümlelerimi iletiyorum) Kitap Handan, Neriman, Refik Cemal, Server, Hüsnü Paşa arasında geçen mektuplardan oluşuyor. Batılı eğitim almış, güzel, zeki, kültürlü, karşılaştığı herkesi derinden etkilemeyi başaran fakat bunun yanında aradığı mutluluğu ve aşkı evliliğinde bulamamış Handan'ın kardeşi gibi gördüğü Neriman'ın kocası Refik Cemal ile ilişkisini okuyoruz. Başta arkadaşlık ve dostluk ilişkisi olarak başlayan bu ilişki zaman içinde yasak bir aşka dönüşüyor. Bunda Handan'ın kocasından yediği darbelerin ve Refik Cemal'in tam da kocasının aksi karakterde biri olmasının etkisi olabilir tabi. Aşk demek yanlış aslında, aralarında ruhsal ve entelektüel bir çekim yaşanıyor fakat bu çekim başka başka olayların etkisiyle dallanıp budaklanıyor. Handan romanı için sadece bir aşk hikayesi anlatıyor demek doğru değil. Aslında bu kitap temelde, aydın bir Osmanlı kadının zihinsel, duygusal ve varoluşsal çatışmalarının romanı. Bir kadının iç dünyasını bu kadar göstererek anlatması onu döneminin çoğu yazarınsan ve kitabından ayrı bir yere koyuyor. Halide Edib'in döneminin çok ilerisinde ve diğer kadınlardan farklı bir duruşa sahip olarak betimlediği Handan karakteri bu yüzden edebiyatımızın unutulmayan kadın karakterleri arasında.
Edebiyat & Roman
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2026 12. kitabı
Banu Avar, severek ve ilgiyle takip ettiğim yazar, konuşmacı, araştırmacı. Önceden birkaç kitabını okumuş ve güzel bilgiler edinmiştim. Bu kitabında da yine araştırmacı ve detaycı kimliğini ortaya koymuş. Hem geçmiş hem güncel gelişmelerle harmanlanmış yazılarının derlendiği kitapta, birçok bakış açısı, okuyucuya yol gösterip beyin fırtınası yaptırıyor. İsyan, savaş, büyük çaplı gösteri veya hareketler gibi toplumsal olayların ardındaki etkenler çoğu zaman tartışılır. Fakat büyük çaplı olmanın yanında çoğu küçük çaplı görünen, araştırıldığında ise arka planında 'ağa babaların' olduğu görülen nice gelişme var ki Banu Avar da bu noktalara mükemmel şekilde dikkat çekmiş. Mesela ilde az kişiyle gerçekleştirilen sokak yürüyüşü, protesto, eylem, hayvan veya insan hakları veya doğa haklarıyla ilgili herhangi hareketin "fonlayıcı"ları ve fikir sahipleri; dünyaya yön vermeye çalışan ve büyük ölçüde de başaran kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri, şirketler, istihbarat birimleri, düşünce kuruluşları çıkabiliyor. Masum ve tamamen insancıl görünen hareket, aslında birilerinin amacını gerçekleştirmek için düzenlenmiş ve maddi açıdan desteklenmiş eylemler olabiliyor. Bunu çözmenin yolu da Attila İlhan ın vurguladığı gibi "parayı takip etmek"ten geçiyor. Hareketin başındaki başkan, öğrenci, temsilci, üye, öncü vs çoğu zaman kökü dışarıda kurum ve kuruluşların maddi/manevi desteğini alan piyon, kukla, köle, maşa, oyuncak ya da ABD'li birinin dediği gibi "eldiven" rolünde. Devlet yöneticileri de küçük topluluk önderi de eldiven rolünde olabilir. Kullanılırlar, iş bitince de atılırlar. Saddam Hüseyin, Şah, Pinoşe, Kenan Evren, Adnan Menderes, Kadir Kadirov, Hüsnü Mübarek gibilerinde olduğu gibi. Ya da siyasi ve menafaatine uygun emelleri için hareket eden baro başkanları, parti
Gün O GündürBanu Avar · Remzi Kitabevi · 2019223 okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2025 114. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 00:00
Dikkat spoiler içerir. Yunanistan Larisa'dan 26 yaşındaki teoloji ve felsefe mezunu Dimitrios Katsikis, Ürgüp'e gelir. Yıllar önce Türkiye'den mübadele ile gönderilen anneannesi o kadar çok anlatmıştır ki, buraları gezmeye ve onların istedikleri suyu toprağı götürmeye gelir. Otelde nerede mantı yiyebileceğini sorunca Aziz Baba diye birine yönlendirirler. Aziz Güzelgöz ile tanışır ve o da mantıyı akşam bizim evde yeriz Der. Babası Mustafa Güzelgöz Eşekli Kütüphaneci diye bilinen bir adamdır. Gençken Hanife diye bir kıza sevdalanır. İstanbul'da çalışmak ister ve kızı kaçırır. Kız Ürgüp dışında yaşamam dediği için burada kalır. Kaymakam onun top oynadığını görünce ona Kütüphaneci olarak iş verir ve futbol takımı çalıştırmasını da ister. Bir eşek tutup köylere kitap götürmeye başlayan Mustafa, herkese mektup yazarak onlardan kitap, dergi ister. Kısa sürede Tahsinpaşa kitaplığımda 23000 kitap olur. Ve çevre köylere eşekle giden 8 kütüphane görevlisi. Bu köylere kooperatif kuran, onları güzel tarıma yönlendiren, hatta TCK bulup verdiği için bir çocuğun kız kaçırmamasını sağlayıp hayatını kurtaran Mustafa, ABD'nin düzenlediği bir yarışmada insanlara görevi olmadığı halde yardım konusunda ödül aldığını öğrenir. Amerikan büyükelçisi Ürgüp'e gelir ve kütüphaneye bir cip hediye eder. Sonrasında kooperatifler ona az da olsa maaş veriyor diye birileri şikayet eder ve gelen müfettiş savunma ister. Bu yüzden emeklilik dilekçesi verir ve 50 yaşında emekli olur. Ona bir jübile yaparlar. 2 hafta Ürgüp'e kalan Dimitrios dönmeden Aziz ile kan kardeşi olur. Larisa belediye başkanına bir mektup götürür. Heyetler karşılıklı gidip gelmeye başlar. Ve iki ilçe kardeş ilan edilip, heykel dikilir. Dimitrios ise Larisa'dan Mustafa Güzelgöz'ün çok sevdiği Refik Başaran'ın türkülerini söyler.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma