Ömer Faruk Aktaş

Ve sen nasıl oluyor da böyle tanıdıksın. Neden sana bakarken mest oluyorum, neden kokun bile sanki ezbere bildiğim bir öz gibi geliyor burnuma. Ailem kadar güvenilir, arkadaşım kadar yakın, çok sevdiğim o şehir kadar hayranlık uyandırıcı
Aşk
Cihanı hiçe saymaktır adı aşk Döküp varlığı gitmektir adı aşk Elinde sükkeri ayruğa sunup Ağuyu kendi yutmaktadır adı aşk Belâ yağmur gibi gökten yağarsa Başını ana tutmaktır adı aşk Bu âlem sanki oddan bir denizdir Ana kendini atmaktır adı aşk Var Eşrefoğlu Rumî bil hakikat Vücudu fâni etmektir adı aşk. Eşrefoğlu Rumî
Alıntı
Ona bir kapı, bir pencere açmalıyım. Ne çocukluğunda ne etrafında yani mahallesinde, okulunda, kentinde sonra işinde arkadaşlarında görmediği öğrenmediği bir ufuk. Enginlerin bir başka muhtevaya bürüneceği, rüyaların bile değişeceği..
Alıntı
Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin. Demek ki hakikati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dike ve ümid et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır. Gönül eri garîb olmaz.
İnsan ve Duygular
Melâl içindesin. Yoksul olduğunu mu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma, ihtiyaç mütemadidir.
Alıntı