7/10
·466 syf.··
2026 1. kitabı
SPOİLER İCEREN YORUM!! Kitap yazarın ilk kitabı olduğunu düşünürsek gayet yeterli bir eser ve ben beğendim. Ama harcanmış bir potansiyele sahip bir kitap. Harcanmış plot twistler ve konu. Cyra'nın o cici bici hallerinin gereksiz abartılması çok bariz bir ipucuydu, plot twistler daha cok uğrasılsaydı daha iyi bir waow etkisi yaratabilirdi. Ayrıca yazım dili biraz yavandı yalan yok, olayların üstünde çok az duruluyordu ve olaylar gereksiz hızlı gelisiyordu. Her bes sayfada biri ölüyordu ve ölümlerin bu kadar betimlemesi varken diğer şeylerin olmaması biraz rahatsız ediciydi. Ayrıca 24 varisin hepsinin üstünde biraz daha durulabilirdi. Herkese zoraki verilen bir replik verilmese daha iyi olurdu. Karakter derinliği az çok vardı. Ancak bunların haricinde bu tür serilere ilk defa başlayacak birine öneririm, reading slump'a yol açmayan bir kitap olduğunu söyleyebilirim, akıcı bir kitaptı ve serinin devamı gerçekten çok güzeldi öneririm. Sadece eğer uzun süredir kitap okuyor ve üst seviye eserlere alışıksanız size hitap etmeyebilir ve sizi bayabilir.
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,641 okunma
9/10
·609 syf.·
Beğendi
·
2025 213. kitabı
Ölü Şehrin Şarkısı Serinin ikinci kitabını okumak için kendimi epey beklettim , serinin son kitabının basım süreci tamamlanınca rahatlayıp hemen başladım. Söz konusu sevdiğim türde bir kitapsa ve devam kitabı da olacaksa azıcık sabredip tüm kitapları peşpeşe okuma gibi bir takıntım var. Seri mutluluk diyelim. ‍ İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki ikinci kitabın başladığı yerde hepimiz sövdük, söveceğiz. Mara biliyordu birbirine ait ruhlar mutlaka eninde sonunda bir araya gelir. Bu süreçte Kirke hakkında öğreneceğiniz bilgi sizi şok edebilir. Macera asla hız kesmiyor , aşk ve güç savaşları Mara etrafında başladığı gibi devam ediyor. Olympos tanrılarını tanıdıkça nefret etmeye başlıyoruz, örnek mi? APOLLON, ZEUS. Baba oğul illallah ettirdiler. Zeus'a Gibi dizisinden bir replik söylemek istiyorum " Sendeki bu güç hevesi bizim ağzımıza sçtı! " Ordusunu idare etmek ve güçlerini geliştirmek için Kill Bill gibi kendini at adamın eğitiminde inciten Mara sabırla ilerliyor. Bir detay var ki aşırı iyi. Tanrı Öldüren Kitap 604 sayfa ve bu gözünüzü korkutabilir ancak mitoloji ve fantastik türde okumaları sevenler için okuması aşırı keyifli ve hemen tükenmeyen bir kurgu. Yani tüm bu mevzuları okuru bunaltmadan bir araya getirmek de yazarın yeteneği Kitabı bitince devamı için çıldıracaksınız . Ben çıldırmaya giriyorum. Kitapları Kurtaran Kedi Ölü Şehrin Şarkısı
Ölü Şehrin ŞarkısıDilara Özçelik · Ren Kitap · 20243 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
www.sukhabilge.com
Puan vermedi·992 syf.··
2025 16. kitabı
"Sheldon, bir insanın yüzünde olan her zaman kalbinde olan değildir." Bu replik "Young Sheldon" dizisinden bir alıntıydı. Sheldon ile June poker oynuyordur ve June'ın yüz ifadesinden oyunun kötü gittiğini düşünen Sheldon, hamlesini büyük bir gururla yapar. Fakat bu sadece June'ın yaptığı bir blöftür, o an Sheldon acı bir gerçekle karşılaşır, insanların yüzündeki ifadeler sahte olabilir. Artık güveneceği insanları yüz mimiklerinden ayırt etmek yanlış bir veridir. Hangi işlerde çalışıyorsunuz, kimlerle muhatap oluyorsunuz, hangi ortamlarda bulunuyorsunuz bilmiyorum, fakat şundan eminim ki muhakkak sizde yüz ifadesinin yalan olduğu insanlarla karşılaştınız. Hatta bazılarınız dönüştü, bazılarınız bu duruma alışamadı. Bir kısım insan ortamlara adapte olabilmek için farklı karakterlere bürünürken bir kısım insan ise asla benliğinden taviz vermedi. Taviz vermeyenler genelde dışlanan, bazen kullanılan, bazen yerden yere vurulanlar oldu fakat değişmedi, çünkü onlar neyin doğru olduğunu çevresine göre değil, çizgisine göre belirleyen insanlardı. Kitabın baş kahramanı Howard Roark da karakterinden ödün vermeyen çevresine uyum sağlamak yerine doğru bildiği yolu tercih eden biri. Ayn Rand günümüz dünyası insanlarının nasıl benliklerinden uzaklaşıp aynı tip insana dönüştüklerini gözler önüne seren sürükleyici bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Bu cümle çok basit bir ifade aslında, kitapta oldukça öğretici bir çok ölçek var. Howard Roark ile Peter Keating zıt karakterlerde olan ve mimarlık mesleklerini yapmaya çalışan iki gençtir, kitap mezuniyetlerinden hayata atılmalarına kadar, neredeyse tüm hayatlarını konu ediniyor. Sadece bu iki karakterle değil romanın içindeki tüm karakterlerle muazzam dersler veriliyor. Dominique Francon, Guy Francon, Catherine Halsey, Ellsworth
Hayatın KaynağıAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20213,730 okunma
10/10
·479 syf.··
2025 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 11:48
Kitapla ilgili yazmak, anlatmak belki de haykırmak istediğim öyle çok duygu, düşünce ve his var kii... Bu kadar yoğun ve iç içe girmiş olan zihnimdeki hükmedemediğim bu soyut varlıkları şimdi nasıl olurda somutlaştırırım inanın ben de merak ediyorum. Kitaba geçmeden Oğuzcum Atay'a karşı içimde oluşan karşı konulamaz saygı ve hayranlığı belirtmeyi bir borç bilirim. Kitabı bitirdikten sonra kendime kurduğum ilk cümle "Böyle büyük bir ustanın Türk edebiyatında var olmuş olması kendim ve ülkem adına pahabiçilemez bir gurur!" oldu. Tabikii ister istemez sonrasında acaba yabancı bir edebiyatta olsaydı değeri nasıl bilinirdi, ne kadar kıymeti karşılanırdı, ne kadar okur ile tanışırdı sorularını da sormadan edemedim. Ne yazık ki çoğu kimse gibi benim de bu sorulara verdiğim cevaplar çok daha olumlu bir tablo ile karşılaşırdık minvalinde oldu. Açıkçası okuma oranı bi hayli düşük olan bir toplumdaki fertlere önerilecek türden bir kitap olduğu fikrine de sahip değilim. Zira kitabı anlamak çok çok çok zor. Kitabı bitirmiş incelemeler okumuş, dinlemiş ve inceleme yazarkenki şu vaziyetimde dahi kitabı anladım diyemiyorum. Kitabın sırrı da burasında bunu kabul ediyor ve de bu sırrı inanılmaz derecede seviyorum. Fakat okuma alışkanlığı olmayan fertler için yarıda bırakılmaya pektabii mahkum bir eser. Bu durumu sadece en çok yarım bırakılan yazarlar anketinin sonuçları değil yazarın ta kendisi de kabul ediyor. "Beni şimdiye kadar otuz yedinci sayfaya kadar okudular, sıkılıp ellerinden bıraktılar, o sayfam açık öylece kaldım." Kitabında yer alan bu bölümde bu gerçekliği bizimle yüzleştiriyor. Her baktığım inceleme sonrasında herkesin kitaptan farklı anlamlar çıkardığını ve bambaşka yorumlar yaptığını gördüm. Bazı okurlar kendinden çok emin olarak yorum yaparken çoğu okurunda şüpheler
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Tutarsızlıkların ve Sahte Derinliğin İkinci Perdesi
1/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 81. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 00:00
İlk önce belirteyim, ben bu serinin ilk kitabını da beğenmedim ama şans verdim okumam gereken tonca manga, kitap, çizgiroman varken bu kitabı okudum. Hem ince hem de beni o kadar yormaz dedim... keşke dilime eşek arısı soksaydı da demeseydim. -Unutmadan söyleyeyim spoiler var- J. Breen’in "Kopuk Bağlar" kitabı zaten karakter derinliğinden uzak, klişelerle bezeli, temposuz bir kurgu sunuyordu. “Vahşi Bağlar” ise bu enkazın üzerine beton dökmeye çalışıyor ama çatlakları sadece daha da belirginleştiriyor. Bir devam kitabı olarak ne karakter gelişimi sunabiliyor, ne de önceki hataları telafi ediyor. Aksine, hikâyeyi daha da absürt, daha da yapay bir hâle getiriyor. J. Bree bu kitapla ne yaptı biliyor musun? İlk kitabın üzerine bir şey inşa etmek yerine, o harabenin üstüne pembe simli bir perde çekti ve "bakın ne kadar derinim" dedi. Oysa derin olan tek şey, karakterlerin içine düştüğü mantık çukuru. Hani derler ya “karakter gelişimi”, bu kitapta öyle bir şey yok. Karakterler gelişmiyor. Karakterler, sabah uyanıp kahvaltı yerine “Ben bu kitaba hangi saçma kararımla katkı sağlarım?” diye düşünüyor. Kadın karakterimiz, ilk kitapta asla affetmem, bitti bu iş diyordu ya, ikinci kitabın daha ilk 50 sayfasında ‘mukadderat’ falan deyip öpüşmeye başlıyor. Sanırsın hafıza kartı formatlandı. Bu kadar ani dönüşleri NASA’nın roketleri bile yapamıyor, yeminle. Travmalar mı? Aman Tanrım, o da ne? Kitap boyunca derin acılar, karanlık geçmişler, yüzleşilmeyen anılar gibi kelimeler havada uçuşuyor. Ama bunlar öyle üstünkörü ele alınıyor ki, insanın aklına şu geliyor: Acaba yazar "karakterine acı çektirmek karakteri derin yapar" gibi toksik bir Wattpad efsanesine mi inanıyor? Çünkü bu insanlar ağlıyor, bağırıyor, kaçıyor, geri dönüyor ama neden yapıyorlar, ne hissediyorlar, bir Allah’ın
Alıntı
Vahşi BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2024628 okunma
Yürekten kopup dökülenler
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 01:45
Yasak..hapis..sürgün..hasret.. Bunları, dili, fikri, düşüncesi yüzünden hiçbir insan yaşamamalı. "Ahh..verebilseydim keşke, yüreği avucunda koşan her bir anneye, tepeden tırnağa oğula ve kıza kesmiş bir ülkeyi armağan.." Bu dizeler, ne zaman bu tür konular konuşulsa aklıma gelir. Vermek isterim veremem. Ahh verebilseydim keşke.. Irkı, dini, dili ne olursa olsun, Annelerin çocukları için kadınların eşleri için ağlaması yürekleri titretmez mi ? Buna bir çare bulunmaz mı ? Bir replik vardı: " Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir " Dünya sonunda ölümün olduğu bir yer. Kime bâki kalmış. Bir yazardan okumuştum; "yeryüzünde insanların öldüğü hiçbir dava haklı olamaz." diyordu. Evet, düşünen akleden sonunu bilen her insan bu sözün doğruluğunu kabul eder. Kitapla ilgili incelemelere göz attım, tahammülsüzlükler, sert negatif eleştiriler, kaldırılmış onlarca yorum.. Bırakın sorunları tespit edip önlem almayı, çareler aramayı, daha konuyla ilgili kitabı beğendim demek, yazar doğru tespitler yapmış demek sıkıntılı halde. Burda bile. Dinlemiyoruz, araştırmıyoruz, bilmiyoruz, anlamıyoruz, en önemlisi de empati kurmuyoruz. Mehmed Uzun'la ilk defa bu kitapla tanıştım. Yazarın bilgi birikimi, aydın kişiliği dili beni mestetti. Bu tanışmaya öncü olan arkadaşım dağlar a da ayrıca çok teşekkür ederim. Yazar milliyetçilik falan yapmıyor, o eleştirilere katılmıyorum. Varolan ve bizzat da kendi yaşamış olduğu sorunları çözüm sunarak örnekler vererek üstelik Türkiye sevdasıyla anlatıyor. Ne bölücülük düşüncesi ne zan altında bırakma, hiçbiri yok. Farklılıklarımızla, özgür dil ve düşüncelerle daha zengin daha güçlü bir ülke oluruz diyor özetle. Okurken empati kurdum, duygulandım. Üzüldüm. Hem bölgede bulunmuş bir görevli olarak hem araştırmacı olarak konunun zaten kanayan
1000Kitap
Nar ÇiçekleriMehmed Uzun · Sel Yayıncılık · 20214,617 okunma