Şu an tırtıl misali dünyayı oburcasına yiyip tüketiyoruz…
İkinci evrede kozalaklarımıza girip dünyamızın kendini yenilemesini beklemek zorundayız ki bir bahar sabahı daha güzel ve sağlıklı bir dünyaya kelebek olarak doğalım.
Fakat sorun şu ki tüm kozalaklar bilinçli bir kötülük tarafından yakılırken, bizler kozalaklarımıza giremeyip birer parazit gibi dünyamızı kemirmeye devam edip kendi sonumuzu mu getireceğiz, yapılan bu kötülükleri bile göre umursamayıp kötüyü mükâfatlandırıp önünde el pençe divan durmaya mı devam edeceğiz, yoksa dünyaya gelme amacımız olan “kendini tamamlama” sürecimizi tamamlamaya çalışıp “gerçek insan” olma yolunda mı yürüyeceğiz?
Bir kitabı okuduktan sonra yine aynı kişi isek, “Bu kitabın bize ne faydası olmuştur?” diye sormamız gerekir kendimize…
Yazar o kadar çok konuya öylesine güzel bir üslup ile değinmiş ki, içimiz sızlasa da elimizden bırakmak gelmiyor kitabı. Bu sebeple, her bireyin kendi bilgi birikimi, yaşadığı hayatı ve ortamı göz önünde bulundurarak, herkesin kendine bir pay çıkarabileceği bir kitap olduğunu düşünüyor ve okumanızı tavsiye ediyorum efendim...
Polisiye bir kitap insanı ne kadar üzebilir ki? "Kitabın sonunda boğazıma kocaman bir yumruk takılı kaldı" desem yeridir... Seri cinayetlerin katilletirinin kimler olduklarını merak edip sayfaları tükettiğimde Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı kitabındaki o meşhur kesit "Bir insani öldürdügün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun." Geldi aklıma...
İnsanoğlunun açgözlülüğü ve güç hırsı kendi felaketidir fakat gel gör ki farkında değiliz bunun...
Sürükleyici, sonu benim için sarsıcı ve kesinlikle insanı çok yönüyle anlatan güzel bir kitaptı. Tavsiyedir!
Hepimiz az çok biliriz insanoğlunun nerede olursa olsun iyisinin de kötüsünün de olduğunu ama bu kitap "Anadolu insanı" dediğimiz o kavramı paramparça etti bende...
Ben mi yetersiz kaldım yoksa kitap mı yetersizdi anlamadım. Sürekli konuşmaların tekrar edilmesi ve yapılanların parantez içinde yazılmasından sebep bir türlü odaklanamadım ve hiçbir şey anlamadım kitaptan. Daha okuyan varsa bana yardımcı olabilir mi acaba? İleriki zamanda bir şans daha vermek istiyorum ikimize de.
"Savaşta ahlak yoktur." Dediler. "Ama yamyamlar asla bir günde yiyebileceklerinden fazlasını öldürmezler. Sizin savaşlarınızda, bir kaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor. Belki de sizin komutanlarınıza savaşın beş dakika sürmesi için anlaşmaları konusunda bir öneride bulunmak yerinde olur. Böylece tüm ana babalar savaş alanına gelirler, çocuklarından geri kalan parçaları alır, eve götürüp gömerler. Ondan sonra bir beş dakika daha savaşıp savaşmamak söz konusu olursa, eminim savaşlar biter. Baştan aşağı anlamsız olan bir olaydan anlam çıkarmak çok güç."
O gece ağzımı ve gözlerimi kumlu topraktan ayıran incecik örtümün üzerinde yatarken insanoğlunun bazı yönlerde ne büyük aşamalar gösterdiğini, bazı yönlerden de ne denli geri kalmış olduğunu düşündüm.
-Bir sürü cümlenin içinden altını çizebileceğim en iyi cümle olarak bunu seçtim... O kadar çok yönlü bir kitap ki ne yazsam yetmeyecek ve bence "ben bu kitabı değerlendirebilecek kapasiteye sahip değilim" diyor ve okumayan varsa okumasını tavsiye ediyorum.-