Bugün, Reşat Nuri Güntekin'in ölümsüz eserlerinden biri olan Çalıkuşu hakkında yazmak istiyorum. Çalıkuşu, Halk kütüphanelerinden en çok ödünç alınan kitaplar arasında, Kürk Mantolu Madonna ile beraber zirvelerde yer edinmiş bir şaheser. Uzun zamandır çok merak ettiğim fakat birçok kitap satın almama rağmen kütüphanemde bulunmayan bir eserdi. Kısa bir zaman önce doğum günümde kız kardeşimin bana hediye etmesiyle kitabı okunacaklar listemin ilk sırasına yerleştirmem bir oldu.
Kitabı okurken kendinizi bazen bir genç kızın cıvıl cıvıl kahkahalarının içinde, bazen de bir öğretmenin Anadolu’nun en ücra köşelerindeki yalnızlığında buluyorsunuz. Karakterimiz Feride, diğer adıyla "Çalıkuşu", Notre Dame de Sion’un ağaç tepelerinden inmeyen haylaz bir kız. Onun o ele avuca sığmaz enerjisi, aslında kalbinde taşıdığı büyük bir kırgınlığın ve gururun maskesi gibi.
Roman sadece bir aşk hikayesi değil; bir kadının toplumsal baskılara ve yalnızlığa karşı tek başına ayakta kalma mücadelesi. Reşat Nuri’nin dili öyle akıcı ve samimi ki, Feride’nin günlüklerini okurken sanki bir dostunuzla dertleşiyormuş gibi hissediyorsunuz.
Klasik eserlerle ilgili "Kesin bu kitap çok sıkıcıdır, oku oku bitmez şimdi." gibi düşünceleriniz varsa bu eserin kesinlikle benzer önyargıları kırabilecek akıcılıkta olduğunu söyleyebilirim. En kısa zamanda kitabı bir şekilde edinip okumanızı içtenlikle tavsiye ederim.
İyi okumalar dilerim.
⪼ #300172840
Sevecek bir hakiki insan bulanlara şaşmak lazım... Çünkü onun bir hayalini bile bulmak o kadar güç, o kadar güç ki...
⪼ #300176074
İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
⪼ #300176152
Fakat sana karşı, kimse için duymadığım bir his var içimde...
⪼
Bir çocuk kitabıyla karşınızdayım: İkinci Şans Kitapçısı
Kitabı okurken bazen okuduğunuzu unutup bir film ya da animasyonun içindeymişsiniz hissine kapılmanız muhtemel.
Çocuklar için yazılmış fakat yetişkin birinin hayal gücünü de çok etkili bir biçimde aktif edebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bir oturuşta okuyup bitirilebilecek çerez tadında bir kitap. Gözünüz kapalı içiniz rahat bir şekilde 9 yaş ve üzeri bir çocuğa hediye edebilirsiniz, tabii öncesinde kendiniz okumak isterseniz günün yorgunluğunu atmanızı sağlayacağını düşünüyorum.
Açıkçası ben kitabı çok sevdim, keşke çocukken okusaymışım dediğim kitaplardan birisi oldu. Etrafımdaki çocuklara ödünç verebileceğim hatta ilerde öğrencilerime okutabileceğim bir eseri daha kitaplığıma eklemiş oldum.
Herkese iyi okumalar dilerim.
Nazım Hikmet Ran benim en sevdiğim şairlerden. Onun dizelerinde hem coşku hem hüzün, hem umut hem isyan bir arada. Bu kitapta da hayatın farklı anlarına, farklı duygularına dokunan şiirleri toplu halde buluyorsunuz.
Okurken bazen bir çocuk gibi gülümsetiyor, bazen de birden gözleriniz doluyor. Onun en büyük gücü, çok yalın bir dille yazmasına rağmen çok derin hisler uyandırması. Edebiyatta “samimiyet” dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri kesinlikle Nazım Hikmet Ran olur.
⪼ #174224057
⪼ #155607096
⪼ #155606670
⪼ #155605807
⪼ #155605577
⪼ #155605295
⪼ #155605011
⪼ #155604638
⪼ #155604233
Johann Wolfgang Von Goethe ’nin genç yaşta yazdığı bu eser, Avrupa’da bir dönem “Werther Salgını”na yol açacak kadar büyük bir etki bırakmış. Çünkü Werther’in aşkı ve acısı o kadar yoğun ve samimi aktarılmış ki kendini onunla özdeşleştiren binlerce okur olmuş.
Benim için kitap güzeldi ama bazı kısımlarda biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Werther’in Charlotte’a olan saplantılı hali, uzun mektuplarla sürekli aynı duyguları dile getirmesi yer yer yorucu geldi. Yine de aşkın insanı nasıl tükettiğini, takıntılı bir hâl aldığında nasıl yıkıcı olduğunu görmek açısından önemli bir eser.
Herkese keyifli okumalar.
⪼ #175811762
Bu romanı okuduğumda tek kelimeyle büyülendim. Çukurova’nın kokusu, toprağın rengi, insanların yürek sızısı Yaşar Kemal ’in kaleminde öyle canlı ki… Sanki yanındaymışsınız gibi hissediyorsunuz.
Yılanı Öldürseler romanı, töreler yüzünden yaşanan dramları merkezine alıyor. Bir çocuğun gözünden hem ailesini hem de toplumun baskısını görüyoruz. Törelerin aslında insan hayatını nasıl paramparça ettiğini o kadar gerçekçi anlatmış ki, kitabı bitirdiğimde içimde büyük bir öfke vardı.
Yaşar Kemal ’in dilini ayrı bir yere koymak lazım. Anlatımı hem çok şiirsel hem de çok güçlü. Onun cümleleriyle Anadolu’yu okumak, bence edebiyatın en güzel deneyimlerinden biri.
"Sen çıkmasaydın karşıma, ben insanlığı unutmuş gitmiştim" (s. 21)
"Dört kişi öldürüp de gece gündüz namaz kılan hapisteki o Ağayı anımsadık." (s. 102)
"Baharda portakal çiçekleri öyle bir kokarmış ki kokularından insan sarhoş olurmuş..." (s. 102)