Küçükken Elazığ’da görevde olan eniştemle, tesadüf eseri tanıştığım Fas’ta yaşayan arkadaşımla mektuplaştık ve sayısız kere cümlelerle temas kurabildim onlarla. Bunun için şanslı hissediyorum kendimi. Ancak iletişim kanallarının bu derece çeşitlendiği günümüzde bunu yapmak fikrimce zor. Bu kitap ile eski günlerim canlandı. Leyla Erbil ve Tezer Özlü’nün birbirleriyle olan toplumsal roller özelinde mektuplaşmalarına şahitlik etmekteyiz. Bunları okurken de derin dostluğun nasıl yaşandığını bizlere göstermekteler.
Bu kitap yeniden okumak için gözüme ilişti bu sıra. Kendini yeniden okutup insanı iyi hissetmediğinde kendine getirebilen, aynı zamanda üzerinde düşünülmesi ve yaşama karıştırılması gereken bir eser. O cümlelerden biri de bu benim için:
“insan söz konusu olduğunda gözlerime inanmıyorum kendisi sayesinde doğruyu yanlıştan ayırabildiğim daha iyi ve daha kesin bir ışığım var. Ruh için neyin iyi olduğunu ruh kendisi bulsun.”