Ama başlanmaz ki! Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben...biz artık geçmiş zamanız. Bir anlık öfke, binlerce sahne...oyuz biz. Bu toprak, bu kırmızı topraklar biziz. Sel yılları, kuraklık yılları, toz yılları biziz. Baştan başlayamayız.
Mesela, siz şimdi kalkıp lüks bir eşyayı gazete kağıdına sarar mısınız? Zaten eğer büyük edebiyat eserleri eşyaların en lüksleri arasında sayılmayacaksa, büyük edebiyat ne işe yarar ki!