Başka Zaman Kütüphaneleri 2003 Dünya Fantezi Ödülü

8,0/10  (24 Oy) · 
48 okunma  · 
13 beğeni  · 
1.258 gösterim
Sırp edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olan Zoran Zivkovic, postmodern fantezi türünün dünya üzerindeki en önemli yapıtlarından olan ve 2003 yılında Dünya Fantezi Ödülü'ne layık görülen "Başka Zaman Kütüphaneleri"nde iç içe geçmiş altı öyküye yer veriyor.
Gelecekte bir gün yazacağı romanlara Internet ortamında, bir web sitesinde rastlayan bir yazarla tanışırız bu öykülerin ilkinde. Sonraki öyküde, posta kutusunda sürekli olarak kalın ciltli kitaplar bulan ve oturduğu apartman dairesinin içini bu kitaplarla dolduran yalnız bir adam çıkar karşımıza. Üçüncü öyküde, dünya üzerinde gelmiş geçmiş ve halen yaşamakta olan tüm insanların biyografilerinden oluşan bir kütüphaneden bir gece vakti korkulu kuşkular içinde çıkmaya çalışırız. Dördüncü öyküde, cehennemde sonsuza dek kitap okumaya mahkûm edilmiş bir günahkârla aynı hücrede buluruz kendimizi. Bizi şaşkına çevirir bütün dünya kitaplarını içinde barındıran küçük bir kitap, beşinci öyküde. Son öyküde, kütüphanesinin rafında karşısına çıkan karton ciltli bir kitaptan kurtulmaya çalışan eski kitap koleksiyoncusunun tecrübesiyle dünya üzerinde bugüne değin yayımlanmış ne kadar kitap varsa hepsini içimizde buluruz.
Olağanüstü bir düş gücünün ürünü olan "Başka Zaman Kütüphaneleri," içinde Pandora'nın kutusunun saklı olduğu bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2016
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9786055075521
  • Orijinal Adı:
    библиотека
  • Çeviri:
    Cumhur Orancı
  • Yayınevi:
    Zepros Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Şeyma Öztürk 
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Victor Hugo'nun güzel bir sözü vardır. "Kitaplık kurmak, ibadethane kurmak kadar kutsaldır" der. Bir cümle ama idrak edebilen için son derece manidar.

Tarihte bir yolculuğa çıkarsak eğer geçmiş dönemlerden bu yana kütüphanelerin gelişmiş milletlerin en önemli unsurlarından biri olduğunu görürüz. Tarihte pek çok şehir; içinde yer alan kütüphaneler, alimler, okuyan, düşünen insanlar sayesinde meşhur olmuştur. Geçmişin derinliklerinde durum bu iken geldiğimiz noktada, güzel ülkemde kitap okuma oranının %4'lerde olması içler acısı.

Bir kütüphane oluşturmak, kitapların her birine bağlanmak, onları eve gelen ve hiç gitmesin dediğimiz bir misafire gösterilen özen niteliğinde kütüphanede muhafaza etmek emek ister. İşte tam da bu yüzden kütüphaneler önemlidir. Ziyaret ettiğimiz evin havasını solumamızı sağlar, insanların fikir dünyası hakkında bilgi verir. Bir de kütüphanesiz evler vardır ki, onlardan söz etmek istemiyorum bile. Bir nevi kimliksiz, amaçsız bir hayatı simgeler benim gözümde. Biz güzel şeyler konuşalım ve Zoran Zivkovic'in bambaşka kütüphanelerini ziyaret edelim.

Eser birbiriyle bağlantısı olmayan altı öyküden oluşuyor. Her öykünün teması kitaplar ve kütüphaneler. Gece Kütüphanesi, Ev Kütüphanesi, Soylu Kütüphane gibi isimlere sahip hikâyeler. Yalnız bildiğimiz klâsik tarzda başı ve sonu belli hikâyeler yok bu eserde. Sonunu okuyucunun bağlayabileceği, ucu açık hikâyeler... Benim içlerinde en beğendiğim Gece Kütüphanesi isimli hikâye oldu. Her bir hikâye okuyucuya bir de mesaj veriyor. Verilen mesaj da okuyucunun hayal gücünün genişliğine göre şekilleniyor. Yazarımızın yaratıcı yazarlık konusunda uzman biri olduğu ve bu konuda eğitimler verdiği düşünülürse ne demek istediğim daha net anlaşılır. Yani hikâyeleri okuyunca yazarın alanında ne kadar başarılı olduğunu görmemek mümkün değil.

Hikâyelerde okuyucuya verilen mesajlar son derece anlamlı ve hikâyeyle bir bütünlük içinde. Kitabı okumaya başladığımda her bir hikâyenin son kısımda birbiriyle kesişeceğini düşünmüştüm fakat yanılmışım. Hikâyelerin her biri kapının ardında yer alan şahsına münhasır birer tablo gibi yer edindi zihnimde. Her bir kapı, arkasında zengin manalar barındıran bir tablo saklıyor. Kitaptaki harflerin puntosu oldukça büyük ve sayfa sayısının az olması kitabı hiç sıkılmadan, bir çırpıda okumanızı sağlıyor. Hâlâ başka zaman kütüphanelerini ziyaret etmediyseniz belki bu alıntı ziyarete vesile olur. Bol kitaplı okumalar dilerim. :)

"Soylu bir kütüphane, bir mideye çok benzer. İçine neyin girip çıktığına çok dikkat etmek gerekir. Sadece özel ve uygun özelliklere sahip olanların soylu bir kütüphaneye girmesine izin verilmelidir. Eğer oraya ait olmayan bir kitap, bir yolunu bulup kütüphaneye girerse, hazmedilemeyecek bir şeyi dikkatsizce yutmak gibi bir durum ortaya çıkar; mide bulantısı ve kusmayla sonuçlanır."