YAZARIN ÖNSÖZÜ
Bu şehrin sesi bazen insanın kalbinin derinliklerinde duyulur.
İstanbul…
Yalnızca taşından, suyundan, gökyüzünden ibaret değil, içinde yürüyen insanların sırlarını da taşır. Bu roman o sırların, fısıldayan sokakların ve suskun bakışların hikâyesi.
Karakterler tarih kitabının sayfalarından çıkmış gibi görünse de burada onların kanlı canlı hâlleriyle karşılaşacaksınız. Zeynep… Hem kendi kökleriyle hem de zamanın dalgalarıyla savaşan bir kadın. Edward… Görevi ile kalbi arasındaki ince çizgide yürüyen bir yabancı. Clara… Kelimeleri silah gibi kullanan, zarif bir gölge… Ve elbette diğerleri… Kimi yanınızdan sessizce geçip gidecek, kimi gözlerinize uzun uzun bakacak.
Bu hikâyede aşk, siyasetle; umut, kayıpla; inat, teslimiyetle iç içe. Olaylar tıpkı Boğaz’ın akıntıları gibi… Bazen yavaş, bazen sert ve yön değiştirerek akıyor. Her sahne, bir başka sahnenin sesini taşıyor içinde. Bazen bir söz, aylar sonra duyacağınız bir itirafın habercisi oluyor…
Sizi bu şehrin sisine, kahve kokulu odalarına, rıhtımda bekleyen sessiz vedalara davet ediyorum. Bittiğinde belki de kendi hayatınızdaki kırık zamanlara bir başka gözle bakacaksınız…