İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış..
Ah, bu erkekler! Hepsinde aynı gurur, aynı kendini beğeniş. Bizim de bir kalbimiz olduğunu, bizim de “mutlaka” isteyecek bir şeyimiz olabileceğini, bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar...
Dorian Gray derin bir duygusallıkla, “Keşke sevebilsem!” diye bağırdı. “Ne var ki sevebilmek tutkusunu yitirmişim sanki, sevmenin ne olduğunu da unutmuşum. Kendi kişiliğim omzumda yük olup çıktı. Çok kendime yönelik oldum. Kaçmak, uzaklaşmak istiyorum, unutmak..."