"Ailene namazı emret ve
kendin de ona sabırla devam et.
Senden rızık istemiyoruz; seni biz rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç takvâ sahiplerinindir."
Taha suresi/132
Yaptığınız her iyi iş için Tanrı sizi mükafatlandıracaktır. İyi işler ödülsüz kalmaz, iyilik yapanlar hep Tanrı'nın adaletinin tacını takar, er ya da geç.
Bir aziz buyurmuştu: "Ümmet-i Muhammed'in ve insanlığın fakiri çok, zengini az; sağlıklısı az, hastası çok; âlimi az, câhili çok. 0 hâlde sana ilim verilmişse cehaleti gidermekle onu bezl et. Para verilmişse, imkân verilmişse, fakirin derdine çare ol. Etrafa bak, gör." Yardım ettikçe, aslında kendinize veriyorsunuz. Bunun karşılığında hem maddî hem manevî karşılık alırsınız. Çünkü rızık yazılmıştır bize, nereden geldiği bilinmez.
Bir insan Allah'a şirk koşuyor, O'nu (cc) ibadette birlemiyorsa müşriktir. Fıtratı/Aklı oldukça da mazereti yoktur. Velev ki Allah'a inansın veya bir nebiye müntesip olsun, sonuç değişmez. Kişinin "Allah'a ve peygamberlerine inanıyorum." sözü, şirkle beraber insana fayda sağlamaz. Buna örnek olarak Mekkelileri verebiliriz. Onlar Allah'a şirk koşan bir toplumdu. Ancak bununla beraber; Allah'a inanıyor, İbrâhîm'in (as) ümmeti olduklarını söylüyorlardı:
"De ki: 'Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkartan? İşleri çekip çeviren/yöneten kimdir?', 'Allah'tır. diyecekler. De ki: 'Öyleyse korkup sakınmaz mısınız?" (Yunus,31)
"De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?', 'Allah'a aittir' diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: 'Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?', 'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyin kimdir o)?', 'Allah' diyecekler. De ki: 'Nasıl oluyor da böyle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?(Muminûn,84-85)
Kendilerini İbrâhîm Peygamber'e nispet ediyorlardı. İnanç ve eylemlerinin İbrâhîm'in (as) dini olduğunu düşünüyorlardı..
Bunun delili; Kâbe'ye sahip çıkmaları, hacılara su dağıtmaları, kurban kesmeleri ve sadaka vermeleriydi.
Ancak tüm bunların Allah (cc) katında onlara faydası olmayacaktır. Çünkü şirk, inanç ve amel adına her şeyi boşa çıkaran bir illettir.
"Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun. diye vahyedildi vahyedildi." (Zumer,65)
O, kalbinde gizlediğini bilir, içinden geçenleri idrak eder. Nimetleriyle sana sevdirir kendini ve seni tevbe kapısında bağışlamasıyla bekler. Nitekim (hadiste) buyrulmuştur: “Kim Allah’a, yeryüzü dolusu günahla gelse, Allah da ona, yeryüzü dolusu mağfiretle gelir.”⁹⁷