Serhad şehrindeki Şeyh Ali Rıza’ya telefon üstüne telefon ediyordu.
“Evin yıkılsın, camilerin, medreselerin kapılarına kilit vur,
Kıyaseddin Ağabey’den sonra bu talebelere ders veremeyeceğimizi bilmiyor musun,
Bilmiyor musun ki Kıyaseddin Ağabey’den sonra kanunumuz Nigaro’nun (Rus Generali) ve ecnebi devletlerin kanunu oldu.” diyordu
Kıyaseddin ağabey’in ellerini kelepçelediler
Ve silahları süngülü jandarmaların önüne düşürdüler.
Yönünü 1500 tutuklu adamın içine, Ankara’ya çevirdiler.
Evin yıkılsın felek, İslam’ın salını deviriyorlar.
İlyas Hoca, Cumhuriyet’in hocası, oturmuş süslü Ankara’da
Şeyh Ali Rıza’ya telefon üstüne telefon ediyordu.
“Kalkın hücrelerin, camilerin, medreselerin kapısına kilit vurun,
Bilmiyor musun ki Kıyaseddin Ağabey’den sonra kanunumuz Nigaro’nun ve ecnebi devletlerin kanunu oldu.” diyordu.
Uyandım baktım ki sabah olmuş.
Ah! Ne umutlar doğmuş içime...
Sevinçle haykırdım gökyüzüne,
Günaydın gül yüzlü sevdiğime,
Günaydın mahalleye,
Mahalleliye...
Sokaktaki simitçiye
Günaydın dostluğun ve bir lokma ekmeğin kıymetini bilene,
Denize, güneşe,
İyiliğe, güzelliğe,
Sevgiyle,
Günaydın !
Aynı göğün altında yaşayan herkese...
Nazım Hikmet Ran