Rojda

Rojda
@rojdayildirim
3|160. Bibliosmia Önce rıza-i ilahi, sonrası sonra.
Bu Sistemde Bir Hata Mı Var?
10/10
·656 syf.··
2026 20. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:10
Şimdi iki kişi düşünelim. Biri hayatını namaza, oruca, zikre ve ibadete adamış; fakat gıybetten, hasetten ve insanların kusurlarıyla uğraşmaktan kendini kurtaramamış. Diğeri ise ibadetlerinde eksik; ancak bir yetimin başını okşamış, zor anında bir hayvana su vermiş, elindekiyle yetinmiş ve kalbini temiz tutmuş. Bu iki örneğe baktığımızda, kul hakkının ve kalp temizliğinin insanın ahireti üzerindeki etkisini görmek mümkün. İbadetleri çok olan bir kimsenin, işlediği kul hakları sebebiyle ahirette amellerinin büyük bir kısmını kaybedebileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. İnsan böyle örnekleri düşündüğünde, “Nasıl olur da hayatını ibadete adamış biri bu kadar zararlı çıkar? Bu sistemde bir hata mı var?” diye kendini sorgulamadan edemiyor. İşte tam bu noktada Kalplerin Keşfi, insanı kendi kalbine yönelterek şu gerçeği hatırlatıyor: Hayır, sistemde hata yok; aksine senin dini tanıma şeklin eksik. Çünkü kalp arınmadıkça ibadetler insanı zirveye taşımaz; sadece bedenle yapılan hareketlerden ibaret kalır. Müslüman kardeşine karşı beslediğin haset, baş edemediğin öfke ve tutamadığın dil, yılların emeğini bir anda tüketebilir. Eğer kıldığımız namaz bizi kibirden, tuttuğumuz oruç bizi gıybetten korumuyorsa; sorunu sistemde değil, kalbimizdeki, ruhumuzdaki çürümede aramalıyız. İşte o zaman kalbimizin gerçekten keşfedilmeye ve arınmaya ne kadar muhtaç olduğunu daha iyi anlarız. NOT: Bana bu güzel eseri hediye eden canım ablam Yağmur... Kalbimi temizlemem için bana o kadar güzel bir hediye verdin ki, sana minnettarım. Umarım bu bitirdiğim için buruk hissettiğim ama en özel başucu kitabımdan nasiplenenlerden olurum. Seni seviyorum. Kalplerin Keşfi İmam Gazali
1000Kitap
Kalplerin Keşfiİmam Gazali · Muallim Neşriyat · 20179bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ey Yunus!
10/10
·517 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 20:49
Ey Yunus! Senin dilinle saçtığın incilerden benim payıma tozu düşmesin. Sen canında bir güneş taşırken, bana zulmet kalmasın. Senin izine düşmek isterim, yoluma nasipsizlik düşmesin. Senin sesinle konuşmak isterim, sözün sahibi beni terk etmesin. Dayandığın kudret, bana sırt çevirip gitmesin. Sen gibi yönümü Hakk’a çevirdim; Hakk beni noksan görmesin. "Sensüz yola girürisem çârem yok adım atmağa Gevdemde kuvvetüm sensin başum götürüp gitmeğe" (s.37) Bu güzel beyitle başladın, bitirmek de bana düştü...
Şiir
Yunus Emre Divanı’ndan SeçmelerYunus Emre · Akvaryum Yayınevi · 20111,833 okunma
Biraz inceleme, biraz hasbihal ve Zeynep'ime bir not;
9/10
·336 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 00:29
(Spoiler İçerir!) Bismillahirrahmanirrahim Roman, belirtildiği gibi bir Ahmet Yesevi romanıdır. Yazar, Ahmet Yesevi'nin çocukluğunu, gençliğini, dervişliğini kısacası vefatına kadar olan kısmı menkıbelerle destekleyerek anlatır. Aynı zamanda roman, Emir Timur'un gördüğü bir rüya üzerine, iki dönemde de yani hem Emir Timur'un hem de Ahmed Yesevi'nin yaşadığı dönemde rol alan Musa Barlas karakteriyle şekillenir. Ben romana bayıldım, tavsiye ederim. Ahmed Yesevi'nin hayatını üniversitedeyken Halk Edebiyatı dersimizde hocamızın verdiği ödev üzerine araştırmıştım ve o zamandan beri unutamadığım tek nokta; Hz. Muhammed'in yaşına bastığında kendisi için yerin altına bir 'çilehane' yaptırıp, vefat edene kadar orada kalması. Bu nasıl bir aşktır? Hz. Muhammed aşkından belki de oğlunun adını İbrahim koymuş ve Peygamber efendimiz gibi imtihan olmuş. Peygamber efendimizin teslimiyetini kuşanmış ve eline biricik oğlunun başını koymalarına rağmen bu imtihana cevabı " Ben ömrümde en fazla iki şeyi sevdim. Biri oğlum İbrahim biri de yörük kıratım. Gidin bulun İbrahim'e kıyanı. Ona deyin ki, yörük kıratımı ona hediye ettim "(s. 303) Allah'ım bu nasıl bir teslimiyet? Biz bu teslimiyetin, bu aşkın neresindeyiz? Canımızı acıtan bir durum karşısında bu denli temiz kalabilir miyiz? Yemin ederim böyle bir romana en son Aşkın Gözyaşları- Şems-i Tebrizi' romanında Şems'in ölümünde ağlamıştım. Mutlaka okuyun. İbrahim'lerin kaderi de böyleymiş... Bize yalnızca ağlamak düşer. Son olarak canım arkadaşım Zeynep; bana hediye ettiğin (Pir, Sır ve Dem) kitapların için sana minnettarım. Okumak için geç kaldım hatta Sır kitabını kaybettim ama şükürler olsun ki seni kaybetmedim, sen hâlâ hayatımdasın. Seni seviyorum, iyi ki varsın.
İnceleme & Yorum
Pir-i TürkistanFatih Duman · Nesil Yayınları · 20132,153 okunma
Gönül Hanım'a küçük bir hatırlatma :)
7/10
·114 syf.··
2026 7. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 23:54
Roman, iki esir genç biri Macar ( Kont Bela Szecsenyi) biri Türk ( Mehmet Tolun Efendi) ve iki Tatar kardeşin ( Gönül ve Ali Bahadır Kaplanoğlu) Türk tarihini araştırmak için çıktığı macerayı anlatır. Bu maceraya Tolun Efendi'nin deyimiyle, "Gönül Hanım Sefer Heyeti" ismi konulur. Okurken Türk tarihine, Türk atalarının geçtiği topraklara, bıraktığı eserlere tanıklık edeceksiniz. Aynı zamanda küçük bir aşk üçgeni de bu maceraya eşlik edecek. Ben kitabı beğendim. Özellikle dili, tarihi ve birçok eser hakkında eksiklik yaşayan Türk kardeşlerime okumalarını öneririm. Yalnız buradan Gönül Hanım'a; Kont'a Macarca 'ayna' kelimesinin 'tükör' (görmek) kelimesinden geldiğini belirtirken aslında Farsça olan 'ayna' kelimesinin Eski Türkçe'de 'gözgü/közgü' olduğunu ve bu kelimeyi kullanmanızın daha doğru olabileceğini söylemek isterim. Yine de Gönül Hanım'a yetişemem orası ayrı.
İnceleme
Gönül HanımAhmet Hikmet Müftüoğlu · Karbon Kitaplar · 20191,994 okunma
Sizce biz de başka bir gezegenin Okyanusya’sında yaşamıyor muyuz?
9/10
·352 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 23:40
1984 hakkında binlerce inceleme yapılmıştır. Ben bugün inceleme yapmak istemiyorum, biraz gerçekleri konuşmak istiyorum. Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümü mezunuyum. Kazak Türk'ü hocamdan bizzat dinledim, bunun yanında birçok makale okudum. Bu yüzden 1984’ü okurken şunu çok net söyleyebiliyorum: Kitaptaki şeylerin yaşanmış olması kadar korkunç bir şey yok. Stalin döneminde kadınların ve çocukların nasıl çalıştırıldığını biliyoruz. Hatta hocamın anlattığı bir olayı burada paylaşmak istiyorum. Kazakistan’da kurutulmuş bir peynir vardır, adına “kurut” denir. İnsanlar, taş ocaklarında çalıştırılan akrabalarına, taş atar gibi bu kurutulmuş peynirleri atarlarmış. Böylece askerler durumu fark etmez, o insanlar da günler, belki haftalar sonra boğazlarından bir lokma geçirirlermiş. İşte bu, hayatın tam içinden bir gerçek. İnsanların Stalin’den başka kimseyi sevmelerinin yasaklandığı, ailelerin çocuklar tarafından ihbar edilip yok edildiği bir dönemden bahsediyoruz. Ve düşünün, bunu yapanlar sizin çocuklarınız. 1984 tam olarak burada insanın içini acıtıyor: aile kavramının nasıl sistemli bir şekilde yok edildiğini gösteriyor. Ama benim asıl sorum şu: Sizce bugün Stalin gibiler yok mu? Dünyada hâlâ Yüksek, Orta ve Aşağı kesim diye bir düzen yok mu? Biz o aşağı kesimden değil miyiz? Evet, biz aşağı kesimdeniz. Çünkü günlük hayatın dışına çıkamıyoruz. Çoğu zaman tek derdimiz günü bitirmek. Düşüncelerimiz belki açık açık öğrenilmiyor ama konuştuklarımızı bile kontrol etmek zorundayız. Konuşurken kılı kırk yarıyoruz. Nerede olursak olalım, söylediğimiz bir sözün bedeli önümüze konabiliyor. Bundan daha korkunç ne olabilir? Peki nasıl oluyor da 1948 yılında yaşamıyoruz ama 1948’in ruhunu yaşıyoruz? Aile meselesine bakın mesela. Birbirimize yabancılaşmadık mı? Siyasi
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma