Bitiş çizgisi yorumum
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 18:08
Çiftlikte geçen cowboy temalı yetişkin romantiklerden hoşlanıyorsanız bu kitabı seversiniz bencee Kitap inanılmaz çerezlikti, yazarın dili aşırı akıcı olduğu için oturup tek seferde bile bitirilebilir. Gece sırıta sırıta okudum resmen dkdkdkd Emmy’nin attan düşüp travmatize olduktan sonra doğduğu kasabaya dönmesiyle başlıyoruz. Kasabaya geldiği ilk gece soluğu barda alıyor ve karşısına abisinin en yakın arkadaşı Brooks çıkıyor… Ve gerilim direkt başlıyor zaten İlk başta tamamen fiziksel çekim gibi dursa da karakterler birbirini tanıdıkça hislerin güçlenmesini okumak çok keyifliydi. Bir de kadın karakterin rodeocu olması aşırı hoşuma gitti. Genelde tam tersini okuyoruz çünkü. Emmy’nin yaşadığı travmalarda Luke’un sürekli yanında olması, onu sakinleştirmesi falan gerçekten çok tatlıydı Aralarındaki çekim de aşırı iyiydi baya alev alevlerdi Ama kitabın en büyük eksisi benim için fazla hızlı ilerlemesiydi. Atmosferi ve karakterleri çok güzel kuruyor ama bütün bir hikaye okuyormuşuzdan çok sahne sahne okuyormuşuz gibi hissettirdi bana. Özellikle son kısımlar biraz daha uzun ve detaylı olsaydı çok daha fazla severdim. Ailenin ilişkilerini öğrendiği kısım bile fazla kısa geldi çünkü kitap boyunca “abin öğrenirse mahvoluruz” hissi çok pompalanıyordu dkdldl daha büyük kaos bekledim açıkçası Bir de yazar yan karakterleri o kadar gözüme soktu ki resmen sonraki kitapları bağırıyordu KDKDKDKD Kadının arkadaşının ve abisinin birbirinden nefret etmesiyle sürekli “tamam sıradaki çift sizsiniz anladık” oldum Emmy’nin diğer abisi için iki kere “tam bir golden retriever” demesi de resmen adamın kitabının reklamı gibiydi sjdjdjd ama işe yaradı çünkü Gus’ın kitabını aşırı merak ediyorum. Özellikle bekar ebeveyn temasını görünce direkt ilgimi çekti Genel olarak beklentinizi çok
Duygu ve Düşünce
Bitiş ÇizgisiLyla Sage · Ren Kitap · 2024266 okunma
Hikâyeler
9/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
Yeşil Renkli Namus Gazı adlı kitapta yer alan hikâyeler: «Potinbağı Senfonisi» «İçip İçip Ağlama Romansı», «Bizim Köyün Deliler Baladı», «Gebe Kadın İçin Ağlama Koncertosu», «Yeşil Renkli Namus Gazı Operası», «Altı Bekçi Atlıkarıncada», «Aile Mezarlığı», «Kiralık Kat», «Devletlerarası Dostluk İlişkileri», «Sekiz Ayaklı Sisiphus», «Bir Şaheser Doğuyor», «Bir Yılbaşı Anısı»... Aziz nesin yine hikayelerinde taşlamalara, laf sokmalara kendi has üslubu ile toplumun yarasına parmak basarak laf sokuyor… Kitabın ismini verdiği Namus gazı hikayesinde aslında insanlar namuslu olmaya çalışırken nasıl namussuz oldukları kolay uçan, sızan, parlayıp yok olan namus gazının peşinde koşan insanların hallerini anlatırken namus ve para kavramlarının adeta içini oyup içlerine bir de gülen surat bırakıyor. Hikayelerinden bazıları : İçip içip ağlama romansı hikayesinde aslında her insanın kendi için ağlayacak bir derdinin olduğunu, bizim Köyün delileri baladı hikayesinde Ali’nin köydeki bulunan delillerden kaçmak için köy köyü gezinirken aslında bütün insanların deli olduğunu görüp tekrardan köyüne dönüş hikayesi altı bekçi adlı karınca da hikayesinde çocukluğunu yaşamak isteyen bekçilerin düştükleri komik durumu anlatmaktadır.  diğer hikayelerinden bahsetmek istemiyorum çünkü hepsi birbirinden güzel ve toplumun aynası durumundadır. Herkese iyi okumalar. 
Edebiyat
Namus GazıAziz Nesin · Adam Yayınları · 2000601 okunma
Reklam
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2026 177. kitabı
youtube.com/shorts/RcM2FQnQ... Tarihi seviyorsanız , doğru kitaptasınız . Yalın anlatımı ile romansı tadıyla okunası kesinlikle. İzlemeniz ve Yorumlamanız dileğiyle
Patrona HalilMaurus Jokai · Maya Kitap · 201225 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 8. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 13:34
Karanlığın Efendileri 9.Kitap The Darkest Seduction Kitabı bitirdikten sonra ilk hissim Nihayeettt oldu. Paris’in hikayesini serinin başından beri bekliyordum ve açıkçası beklentim de çok yüksekti. Kitap bu beklentiyi büyük ölçüde karşıladı, ama her şeyi mükemmel yapmadı maalesef . Çünkü bu kitapda Paris bildiğimiz Paris değildi karakter olarak inanılmaz değişmiş. Eskiden tanıdığımız o sorumsuz ,her zaman gülümseyen, her kadını (veya erkeği) tek bakışıyla eriten, (Çünkü iblisi yüzünden her gece başka biriyle olmak zorunda) özgür ruhlu ve acımasız baştan çıkarıcı adam gitmiş, yerine derin acılar çeken, Sienna’ya karşı takıntılı, kavgacı, öfkeli bir adam gelmiş. Sienna'yı daha önceki kitaplardan tanıyoruz. Hani şu Avcı'ların tuzağı, Paris'in trajedisi... Ölümüyle her şeyi değiştiren kadın. Şimdi ise Gazap iblisiyle yeniden dirilmiş halde, Cronus'un elinde bir piyon olarak. İçindeki intikam ateşiyle etrafındakileri cezalandırma dürtüsüyle yanıp tutuşuyor ama Paris'in kollarında bambaşka bir huzur buluyor. Kitabın ilk yarısı biraz yavaş ilerliyor. Paris’in Sienna’yı arayışı, iç monologlar ve yan olaylar yer yer uzuyor. Ama ikinci yarıya girdiğinizde olaylar patlıyor. Aksiyon, büyük savaşlar, Cronus’un entrikaları, yeni karakterler (Viola’yı özellikle sevdim, çok eğlenceli) ve seri genelindeki büyük hikâyenin ilerlemesi inanılmaz hızlanıyor. Son 100-150. sayfalarda resmen elimden düşüremedim. Büyük Spoi Nihayet Cronus ve Rhea Ölüyor . William, Legion, Kane’in kayboluşu, Ashlyn ve Maddox’un bebekleri… Hepsiyle ilgili ipuçları ve gelişmeler var. Bu kitap sadece Paris ve Sienna’nın tutkulu romansı değil, aynı zamanda serinin büyük savaşını ve tanrılarla iblisler arasındaki kadim çatışmayı da ciddi şekilde ileri taşıyor. Cronus öldü yaşasın yeni Tanrıça der kaçarım .
The Darkest SeductionGena Showalter · Hqn · 20129 okunma
1/10
·328 syf.··
2026 26. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 18:36
İnsan yalnız doğar ve yalnız ölür. Absürt-Komedi edebiyatı. Birbirlerine söyleyemedikleri, birbirleri için düşündüklerini ifade edemedikleri, birbirlerini ne kadar sevdiklerini gösteremedikleri onca yıldan sonra hayat, baba- kıza son bir şans sunmuştur. Julia, evliliğinin arifesinde babasının öldüğünü öğrenir. Ancak babasının ona son bir kötü sürprizi daha vardır. Araları hiçbir zaman iyi olmayan bu baba kız, babanın ölümüyle birlikte son bir şansla yeniden birleşir. Evet, Baba Anthony Walsh öldükten sonra ilişkilerini düzeltmeye başlarlar. Nasıl mı olacaktır bu? Orada devreye yazarımızın sonsuz hayal dünyası girer. Anthony'in ilk kötü sürprizi ölümüyse de bir diğer kötü sürprizi ise geride bıraktığı kendi klonu olan robotudur. Son teknoloji, gelişmiş bir robotunu Julia’nın evine gönderir. Bu robotun kendini imha etmek için sadece 6 günü vardır. Onca yılı telafi etmek için sadece 6 gün. Gerçi robot olduğunu söyler ama bence bir yerde, hem Julia hem de baba, bu robotumsu insanın aslında babanın kendisi olduğunun farkındadır. Yer yer bilim-kurgu olarak görüp robotu tolere ettim ama bir yerden sonra acaba Julia robotun insan olduğunu anladı da o da belli etmiyor mu acaba diye düşündüğüm yerler oldu. Örneğin kumandaya basılınca açılması robot olduğuna bir gösterge ama romanın sonunda şoförüyle hastaneye gitmesi, kumandayı kanala atması tam tersi idi. Julia evlenmeden önce neyin doğru, neyin yanlış olduğunu karıştıracak kadar kendi hayatını yaşamamaktadır. Evleneceği kişi gerçekten ait olduğu kişi midir? Bir okur olarak söyleyebilirim ki Adam karakteri asla Julia ile olabilecek bir karakter değildi, belki de yazar bunu bize hızlı yoldan anlatabilmek için romanın birçok yerinde yaptığı gibi Adam karakterini oldukça yüzeysel bırakmış. Julia karakteri geride bir aşk
Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca ŞeyMarc Levy · Artemis Yayınları · 20241,210 okunma
Klara Miliç
Puan vermedi·100 syf.·
2026 51. kitabı
Arkadaşlarıyla kaynaşmaz, yeni birileriyle tanışmaya yanaşmazdı, özellikle kadınlardan uzak dururdu, kitaplarına gömülü yalnız bir yaşam sürerdi.”(s.2) İvan Turgenyev, Klara Miliç öyküsüyle içine kapanık ve yalnız bir genç olan Aratov’un dünyasına davet ediyor. Aratov vaktini kitaplarla geçiriyor, insanlardan uzak duruyor. Kendi içine çekilmiş bir hayat yaşıyor. Hayatı, gizemli ve tutkulu bir oyuncu olan Klara Miliç ile tanıştığında yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bu karşılaşma, Aratov’un bastırdığı duygularıyla ilk kez yüzleşmesini sağlıyor. “Bu romansı ilkine göre daha farklı söylemişti… ancak ‘Nasıl acı çektiğimi anlayacaktır’ dizesini çınlayan ve coşkun bir tonda söyledi.” (s.15) Klara’nın Aratov üzerindeki etkisi zamanla derinleşiyor. Aratov’un iç dengesi bozuluyor, alıştığı o sakin ve kontrollü dünyası çözülmeye başlıyor. Aralarındaki açıklanamayan bu bağ basit bir ilgiden öteye geçiyor, insanın içindeki anlaşılma ihtiyacını görünür hale getiriyor. Aratov işin zorluğu burada başlıyor, bir yandan bu duygudan kaçmaya çalışıyor, diğer taraftan da ondan kopamıyor. “Bu okuma onu rahatsız ediyor, sert ve ahenksiz geliyordu… Adeta içinde bir şeyleri ihlal ediyor, zorlayıcı bir etki yaratıyordu.” (s.19) Hikayesiyle insanın bazen anlam veremediği bir duyguya kapılıp onun peşinden gitmesini anlatıyor. Akıl geri planda kalıyor insanı sürükleyen şey daha çok ruhun derinlerinden gelen bir çağrı oluyor. Aratov da bu çağrının peşinden giderken kendini tanımadığı bir dünyanın içinde buluyor. Sonuç olarak Turgenyev aşkı alışılmışın dışında bir yerden ele alıyor. Aşk burada bir seçim değil, insanın iradesini aşan bir çekim olarak ortaya çıkıyor. Aratov’un hikayesi , insanın aklıyla yönetemediği duyguların peşinden nasıl sürüklendiğini gösteriyor. Anlam
Bercesteden
Klara MiliçIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20233,489 okunma
Reklam
Reklam