“Çığlık onundu: Edî bese, edî bese, edî bese
Sen seni unutma ve şehri sakın terketme
Biz dağa çekiliyoruz yanan ormanlardan geçerek
Biz dağa çekiliyoruz küllenmiş hatıralara
Ronya'yı unutma Ronya'yı unutma.”:::!!!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir karınca sürüsünü görsen karınca olup
Düşerdin kâfilenin önüne, susamış atlar için
Irmak olurdun daha serinliği okşardı yelelerini
Yahut bir bulut ağardı şehlâ sessizliğine
Sen seni aynalarda değil deli sularda denedin
...
Karıncayı ay'ı ve ormanı şehri unutma
...
Sesini duyalım topraktaki iniltinin ama sen
Seni unutma, keder de onarır hayatı bazen
Ateşin lânetini İbrahim'e sor ve suyu dinle
...
Suyu dinle toprağı anlat seni unutma
...
Hakikat nedir diye sormaya vakit kalmamış
Ronya'yı gördün mü kardeşimin emanetiydi
Saçlarını uzatmaya vakti oldu mu öğren
Onlara dedim ki, ölüm sizsiniz.
Hiçbir Tanrı iyi yapamaz sizi,
Hiçbir kötülük utandıramaz.
Her cümleniz bir çocuk tabutu,
Her annenin ağıtı baş yastığınız.
Babaları çoktan gömdünüz
Çocuklarının koynuna.
Bütün mezarlar varoluş tahtınız.
Eyvah ki her gün biraz daha zalim,
Kapanmayacak açığı ruhunuzun.
Hepimizin hayatını utanca çevirdiniz.
Laleş’e sordum, Hatice.
Paramparça bir sevgiyle fısıldadı:
Evleri Sur’da değilmiş,
Ronya iyiymiş.
Sevinebilirsen eğer!..