Türkiye'de sanat eğitiminin yöneldiği yer batıdır. Kendi felsefesini yaratamamış bir ülke, tabii ki gider batının felsefesi üzerine kendi sanat yapıtlarını oluşturmaya çalışır. O zaman da kusura bakmasınlar, maskara olurlar. Peki, sen nereye dönüp bakacaksın? Dönüp bakman gereken şey ne? Senin öz kaynakların. Bin bir kavmin geçtiği dehşetengiz bir Anadolu üzerinde yaşıyoruz.
Sinemamız artık Hollywood taktikleriyle film yapmaya çalışıyor. Kendisini görecek gözü ya da dile getirecek sözü kalmayan toplum, ötekinin bakışını benimser, ötekinin sözüyle konuşur... Böyle bir ortamda insanın güven verici bir aşkın kaynağına olan ihtiyacı iyice belirginleşiyor.
Sinema özgür bir kafanın elindeyse olağanüstü ve tehlikeli bir silahtır. Düşler ve duygular, içgüdü dünyasını anlatmadaki en iyi araçlardır. Sinema görüntülerini yaratan mekanizma, işleyiş bakımından, insanın bütün anlatım araçları arasında, aklın uyku sırasındaki çalışmasını en çok hatırlatan araçtır. Film, rüyanın ister istemez taklit edilmesi gibi bir şeydir.
Film yapmak; izleyiciler, söyleşiler, toplu gösteriler, festivaller demek değildir. Film yapmak her sabah altıda kalkmak demektir. Soğukta, yağmurda, çamur içinde çalışmak ve ağır donanımları taşımak demektir. Film yapmak sinirleri mahveden bir iştir ve belli bir noktaya geldiğinizde aileniz, duygularınız ve özel hayatınız dahil, başka her şey ikinci planda kalır.