Okulda bize rüyaları yorumlamayı öğretmedikleri için çok üzgünüm, çünkü rüyalar sinemadır. Kitaplar sabah vakti yazdıklarımız, filmlerse akşam vakti hayal ettiklerimizdir. İnsanlar rüyaları kaydetmenin yolunu sinemayla bulmuştur.
Ben sinemayı kilise gibi kutsal bir tapınak olarak görüyorum. Hep birlikte yapılan bir ibadet gibi birlikte aynı hayalin kurgusuna girilen bir yer... Sinema salonu, filmin bir hayal, bir rüya olarak yaşandığı yerdir.
Yaşam, eve dönmekten ibarettir. Satıcılar, sekreterler, madenciler, sihirbazlar... Yani hepimiz, huzuru olmayan herkes için için eve dönmenin bir yolunu arar.
Aile fotoğrafları gülen yüzleri gösterir. Doğumları, evlilikleri, tatilleri... Mutlu yıllar! Çocukların doğum günü partilerini... İnsanlar hayatlarındaki mutlu anların fotoğraflarını çekerler. Fotoğraf albümümüze bakan bir kişi çok mutlu ve sakin bir yaşamımız olduğu sonucuna varır. Trajedisiz bir hayat... Kimse unutmak istediği bir şeyin fotoğrafını çekmez. İnsanlar, evlerinde yangın çıktığı zaman, evcil hayvanları ve sevdikleri şeylerin ardından ilk neyi kurtarırlar? Aile fotoğraflarını.