rototo199

Küçümseyerek, "Aristoteles ve Pythagoras'ın düşüncesine kölelik önyargısı egemendi," diye yazdılar; halbuki Aristoteles şunu düşlüyordu: "Eğer her alet kendine özgü işlevini uyarılmadan veya kendiliğinden, Daidalos'un başyapıtlarının kendi kendilerine hareket ettikleri veya Vulcanus'un sacayaklarının kutsal işlerine kendiliklerinden koyuldukları gibi yerine getirebilseydi; örneğin dokumacıların mekikleri kendiliklerinden kumaş dokusaydı, ne atölye şefinin yardımcıya ne de efendinin köleye ihtiyacı kalırdı." Aristoteles'in düşü bizim gerçeğimiz oldu. Makinelerimiz ateşin soluğuyla, yorulmaz çelikten uzuvlarıyla, inanılmaz, tükenmez bir verimlilikle kutsal işlerini uysalca ve kendiliklerinden yerine getiriyorlar, ama Kapitalizm'in büyük filozoflarının düşüncesine ücretli işçilik, köleliklerin en beteri egemen olmaya devam ediyor. Makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu, insanı sordidae artes'ten ve ücretli işten kurtaracak, ona boş vakit ve özgürlük verecek Tanrı olduğunu hala anlamıyorlar.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Romalılar sadece iki soylu ve özgür meslek kabul ediyorlardı: tarım ve askerlik. Tüm yurttaşlar Hazine'den geçinme hakkına sahipti, geçinmek için kanun gereği kölelere düşen sordidae artes'ten (diğer meslekleri böyle niteliyorlardı) birini yapmaya zorlanamazlardı. Yaşlı Brutus'un halkı ayaklandırmak için tiran Tarquinus'a yönelttiği başlıca suçlama, özgür yurttaşları zanaatkar ve duvarcı yapmış olmasıydı.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Bu bireysel ve toplumsal sefaletler ne kadar büyük ve sayısız olurlarsa olsunlar, ne kadar sonsuz görünürlerse görünsünler, Proletarya, "İstiyorum" dediği anda, aslan yaklaşırken toz olan sırtlanlar ve çakallar gibi yok olup gideceklerdir. Ama Proletarya, kendi gücünün bilincine varmak için; Hristiyan ahlakın, iktisadi ahlakın, "hür düşünceci" ahlakın önyargılarını ayaklarının altına alıp çiğnemelidir; kendi doğal içgüdülerine dönüp, burjuva devriminin metafizik avukatları tarafından uydurulmuş tıknefes İnsan Hakları'ndan bin kat daha soylu ve kutsal olan Tembellik Hakları'nı ilan etmelidir; günde üç saatten fazla çalışmamalı, günün geri kalanında ve geceleri tembellik etmeli, yiyip içip eğlenmelidir.
Sayfa 16·Kitabı okudu
İktisatçılar da bıkıp usanmadan işçilere yineliyorlar: Çalışın, toplumsal serveti artırmak için çalışın! Ama bu arada bir iktisatçı, Destutt de Tracy onlara cevap veriyor: "Yoksul ulusların bünyesindeki halk rahat yaşıyor; zengin uluslarda ise halk her zaman yoksul." Onun öğrencisi Cherbuliez devam ediyor: "Bizzat emekçiler, üretim sermayesi birikimiyle işbirliği içine girerek, er veya geç onları ücretlerinin bir bölümünden mahrum edecek olaya katkıda bulunuyorlar." Ama kendi bağrış çağrışlarıyla sağırlaşmış ve aptallaşmış iktisatçılar cevap veriyor: Çalışın, refahınızı sağlamak için durmadan çalışın! Ve Anglikan Kilisesi'nden Rahip Towshend, Hristiyan merhameti adına terennüm ediyor: Çalışın, gece gündüz çalışın; çalışarak sefaletinizi artırıyorsunuz ve sefaletiniz çalışmayı kanun zoruyla dayatma mecburiyetinden kurtarıyor bizi. Çalışmayı kanun yoluyla zorunlu kılmak "fazla zahmetli, fazla şiddet gerektiren ve gürültü koparan bir iş; açlık ise tam tersine dingin, sessiz, sürekli bir baskı olmakla kalmıyor, çalışmanın ve sanayinin en doğal gerekçesi olarak, en güçlü çabaların da yolunu açıyor." Çalışın, çalışın proleterler, toplumsal serveti ve bireysel sefaletinizi büyütmek için çalışın; çalışın, çalışın ki yoksullaştıkça çalışmak ve sefilleşmek için daha çok nedeniniz olsun. Kapitalist üretimin acımasız kanunu budur.
Sayfa 12·Kitabı okudu

rototo199

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.·
2026 1. kitabı
Paul Lafargue
7.3/10 · 13,3bin okunma