SPOİLER İÇERİYOR
Çağdaş edebiyat her ne kadar bana hitap etmese de bu kitabı bir hayli beğendim. Bu kitap okunacaksa eğer Adelaide’in düşünceleri ve içsel dünyası için okunmalı. Baştan söylemek gerekirse bu hikaye toksik bir ilişkiyi, bu ilişkinin masum tarafı nasıl yaraladığını anlatıyor.
Adelaide daha ergenlik zamanlarında toksik ilişki yaşaması üzerine erkeklere güvenemiyor, onlarla yakınlık kursa bile hiç birisiyle ilişkisini devam ettiremiyor. Ta ki Rory Hughes ile tanışana kadar. İlk önce Rory’nin yakışıklı yüzüne, daha sonra da ona olan ‘ilgisine’ aşık oluyor ama bu ilginin gelip geçici olduğunu yıllar sonra öğrenecek.
Rory tam da toksik diyebileceğimiz bir insan. Yalnız kalmak istemiyor, yalnızlıktan korkuyor. Ve bu boşluğu -sevdiği olsun olmasın- birisiyle doldurma peşinde. Adelaide ile birlikte olduktan sonra yeri geliyor günler sonra mesajlarına bakıyor, yeri geliyor mesajlarına görüldü atıyor vs. Rory aynı zamanda hayatının aşkı dediği, yıllarca birlikte olduğu Nathalie ile aynı evde yaşamak istemediği için ondan ayrılan birisi.
Ve o gün geliyor, Rory’nin eski sevgilisi Nathalie kazada hayatını kaybediyor ve ondan sonra asıl olaylar başlıyor. Rory bunalıma giriyor ve Adelaide’den her türlü desteği görüyor. Ve zamanla onu değiştirmeye, Nathalie gibi olmasını istiyor. İlişkinin her şeyini Adelaide sırtlanmış vaziyette. Kendisi de psikolojik olarak çöküyor. Bu sahneleri okurken bir hayli tetiklenmiştim.
Yaşanan onca saçmalıktan sonra sonunda Adelaide bu ilişkinin doğru olmadığını anlıyor ve Rory’den ayrılıyor. Rory sadece yalnız kaldığı için üzülmeye başlıyor, Adelaide’i kaybettiği için değil.
Sonunun mutlu biteceğine hikayenin başlarında nedense inanmasam da garip bir şekilde beni şaşırttı. Adelaide hayatının gerçek aşkın buluyor, onunla evlenecek ve